Suudi Arabistan'ın ilk büyük bütçeli, Hollywood standartlarında çekilen sinema projesi olan 'Desert Warrior', uzun bir bekleyişin ardından nihayet Red Sea Film Festivali'nde Orta Doğu seyircisiyle buluştu. 2021 yılında NEOM yakınlarındaki pitoresk bir çöl bölgesinde beş ay süren zorlu çekimler gerçekleştiren film, bölge sineması adına önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor.
Tarihi Bir Çatışma ve Güçlü Oyuncu Kadrosu
Britanyalı yönetmen Rupert Wyatt'ın (Maymunlar Gezegeni: Başlangıç) imzasını taşıyan bu epik yapım, 7. yüzyıl Arabistan'ında geçiyor. Hikaye, zalim İmparator Kisra'ya (Ben Kingsley) cariye olmayı reddeden bir prenses (Aiysha Hart) etrafında şekilleniyor ve bu direniş, Ze Qar Savaşı olarak bilinen büyük bir çatışmaya yol açıyor. Prenses ve babasını yakalamakla görevlendirilen acımasız paralı asker komutanı Jalabzeen rolünde ise Sharlto Copley yer alıyor.
Aiysha Hart, özellikle kültürel bağları nedeniyle bu hikayeyi kendi coğrafyasında göstermenin verdiği memnuniyeti dile getirdi. Hart, “Bu bölgede çok iyi bilinen bir hikaye. Dolayısıyla daha derin bir anlayış ve takdir olduğunu hissettik,” ifadelerini kullandı.
Bir Endüstrinin Doğuşuna Tanık Olmak
Oyuncu Sharlto Copley, filmin Suudi endüstrisi için ne denli büyük bir niyet beyanı olduğunu vurguladı. Copley, teknik zorluklara rağmen baskıyı hissetmediğini, ancak yapımın kendisinde hissedilen bir ağırlık olduğunu belirtti. En dikkat çekici nokta ise, bölgede yerleşik bir endüstri olmaması nedeniyle yaratılan lojistik zorluklardı.
Bu büyük bütçeli yapım, endüstrinin lojistik zorluklarını gözler önüne sererken, aynı festivalde konuşan yerel yönetmenler, bölgenin sanatsal heyecanını vurguladı. Örneğin, Venedik Film Festivali'nde prömiyer yapan "Hijra" filminin Suudi yönetmeni Shahad Ameen, şu anki durumu "Şu anda film yapmak için gezegendeki en heyecan verici yer Suudi Arabistan. İstediğinizi yapabilirsiniz. Her ses için bir yer var." sözleriyle özetledi. Ameen'in 'Scales' sonrası çektiği ikinci uzun metrajlı filmi olan **'Hijra'**, çölde geçen bir yolculukta üç kuşağın Hac ritüeli sırasında yaşadıklarını konu edinirken, ülkenin çok kültürlü yapısını da öne çıkarıyor. Film, aynı zamanda Suudi Arabistan'ın bu yılki Akademi Ödülleri (Oscar) aday adayı olarak seçildi. Suudi yönetmen Shahad Ameen'in 'Hijra' filminin kültürel yolculuğu ve detayları hakkında daha fazla bilgi için Suudi Yönetmen Shahad Ameen'in Hijra Filmi: Kültür ve Yolculuk haberimizi ziyaret edebilirsiniz. Ameen ayrıca, Suudi film yapımcılarının Amerikan filmlerini kopyalamaya çalışmaması gerektiğini, aksine kendi "tuhaf" ve "garip" hikayelerini anlatmaları gerektiğini belirtti.
Çekimlerden Öne Çıkan Rakamlar
| Detay | Veri |
|---|---|
| Çekim Süresi | 5 Ay |
| Mürettebat Büyüklüğü | 550+ Kişi |
| Temsil Edilen Milletler | 38 |
Copley, mürettebatın büyük bir kısmının bölgede endüstri olmadığı için dışarıdan getirilmesi gerektiğini belirtti.
Eleştirel Bakış: Yapay Ortam ve Fiziksel Zorluklar
Film yapımının zorlukları sadece lojistikle sınırlı değildi. Hart, özellikle Ağustos veya Eylül gibi çok sıcak aylarda çekimlere başlamanın fiziksel zorluklarına dikkat çekti. Ağır kostümlerle çalışmak, bedenin sıcakla mücadelesini daha belirgin hale getirmiş. Bu tür büyük prodüksiyonların, yerel endüstriyi beslemek yerine dışarıdan uzman getirme zorunluluğu, bazı eleştirmenler tarafından 'yerel yeteneğin göz ardı edilmesi' olarak yorumlanabilir.
Öte yandan, 38 farklı milletten oluşan uluslararası bir ekiple çalışmak, Copley'in de belirttiği gibi, çekim setinde şimdiye kadar karşılaştığı en büyük dil çeşitliliğini ortaya çıkarmış. Bu durum, projenin küresel ölçekte bir iş birliği olduğunu kanıtlarken, Suudi sinemasının gelecekteki vizyonunun ne kadar iddialı olacağının da sinyalini veriyor. 'Desert Warrior', sadece bir film değil, aynı zamanda Suudi Arabistan'ın eğlence sektöründe devrim yaratma çabasının somut bir sonucu olarak değerlendiriliyor.
Değerlendirme: Hollywood Formülü ve Yerel Hikaye Buluşması
'Desert Warrior', büyük bütçeli aksiyon filmi formülünü, Suudi izleyicisinin kültürel olarak aşina olduğu güçlü bir tarihi anlatıyla birleştiriyor. Filmin başarısı, sadece gişe rakamlarıyla değil, aynı zamanda ülkenin film yapım yeteneklerini ve altyapısını ne kadar hızlı geliştirebileceğiyle de ölçülecektir. Yerel eleştirmenlerin ve seyircilerin, bu 'ithal' prodüksiyon kalitesini nasıl sahipleneceği merak konusu.
Bu bağlamda, Red Sea Film Festivali, Batı sinemasının önemli isimlerinin de dikkatini çekti. Festivalde onur ödülü alan usta oyuncu Juliette Binoche, Filistinli-Amerikalı yönetmen Cherien Dabis ve Suudi yönetmen Shahad Ameen ile katıldığı bir panelde, "Batı dünyasında, sizinkiler gibi hikayeleri duymaya ihtiyacımız var," diyerek Arap coğrafyasından gelen özgün anlatıların küresel önemini vurguladı. Bu görüşü destekler nitelikte, festivalin önemli konuklarından olan ve "Capernaum" filmiyle uluslararası üne kavuşan Lübnanlı yönetmen Nadine Labaki de, bölgede sinema yapmanın finansal ve bölgesel zorluklarına değinirken, sanatın bölgedeki "birikmiş öfke ve adaletsizliği" ifade etme konusundaki hayati rolünü öne çıkardı. Labaki'nin bu zorluklara ve Arap sinemasının toplumsal misyonuna dair daha detaylı değerlendirmelerini Nadine Labaki: 'Capernaum' Yönetmeni, Arap Sineması, Toplumsal Öfke ve Batı Fonları başlıklı haberimizde bulabilirsiniz. Binoche'un bu sözleri ve Arap sinemasının yükselişi hakkında daha fazla bilgiye Juliette Binoche: Arap Sineması Hikayelerine Batıda İhtiyaç Var başlıklı haberimizden ulaşabilirsiniz.
Orijinal haber kaynağına ulaşmak için: Red Sea Film Festivali: 'Desert Warrior' Oyuncularından Hollywood Tarzı Prodüksiyon ve Suudi Destanının Ana Vatanında Gösterimi Üzerine Açıklamalar