Nadine Labaki: Sinema, Arap Bölgesindeki Birikmiş Öfkeyi Dışa Vurmanın En Güçlü Aracı

Haber Merkezi

07 December 2025, 20:25 tarihinde yayınlandı

Capernaum Yönetmeni Nadine Labaki: Arap Sineması Toplumsal Öfkeyi İfade Etme Gücü ve Batı Fonlarının Rolü

Lübnanlı yönetmen Nadine Labaki, tüm zamanların en çok hasılat yapan Arap ve Orta Doğu filmi unvanını elinde bulunduran ve dünya çapında 68 milyon dolardan fazla hasılat elde eden "Capernaum" ile uluslararası alanda büyük ses getirdi. 2018 Cannes Film Festivali'nde Jüri Ödülü kazanan ve En İyi Yabancı Film dalında Oscar adayı olan bu rekor başarıya sahip filmin yönetmeni, Kızıldeniz Film Festivali'nde jüri üyeliği yaparken katıldığı kariyer sohbetinde, Arap bölgesinde sinema yapmanın "ne kadar zor olduğunu" dile getirdi ve film yapımında karşılaşılan bölgesel ve finansal zorluklara ışık tuttu. Nadine Labaki'nin bu açıklamaları, Kızıldeniz Film Festivali’nin Arap sinemasının küresel temsiliyetine ne kadar odaklandığını gösteriyordu. Nitekim festivalin bir diğer önemli konuğu olan Fransız efsane Juliette Binoche da, Batı dünyasının Arap coğrafyasından gelen özgün hikayelere olan ihtiyacını sert bir dille dile getirmişti. **Bu bağlamda, bölgedeki zorluklara rağmen Fas sinema endüstrisi son yirmi yılda çarpıcı bir yükseliş yaşayarak, yıllık film üretimini beşten yaklaşık kırka çıkarmış ve Marakeş Film Festivali ile Atlas Atölyeleri gibi kilit mekanizmalar aracılığıyla yeni yetenekleri uluslararası alana taşımıştır.**

Finansman ve Batılı Ortaklar: Gündem Baskısı Olmadan Yaratıcılık

Labaki, Batılı ortaklarla ve fonlarla çalışırken, Batı medyasının sık sık sürdürdüğü Arap stereotipleri göz önüne alındığında herhangi bir baskı hissedip hissetmediği sorusuna yanıt verdi. Yönetmen, kültürü ve hikayelerini ekrana nasıl yansıtacağı konusunda Batılı fonlar tarafından hiçbir zaman "baskı altında" hissetmediğini net bir şekilde ifade etti.

“Şu anda yaşadığımız ve çalıştığımız ülkelerden fon alabileceğimiz bir aşamada değiliz. Ben de sadece Lübnan fonlarıyla yetinemediğim için Batı dünyasından finansman aldım. Bu fonları alırken üzerimde özel bir baskı uygulandığını hiç hissetmedim. Belirli bir ajanda ile karşı karşıya kaldığımı asla düşünmedim. Batılı fonları alırken bile kendi tutkularım tarafından yönlendirildim.”
Labaki'nin bu yorumu, Batılı fonların sanatsal özgürlük üzerindeki potansiyel etkileri konusundaki yaygın endişelere karşı dengeli bir bakış açısı sunarken, Arap sinemacıların bağımsız projelerini hayata geçirmek için uluslararası finansmana ne kadar bağımlı olduğunu da gözler önüne seriyor. Bu bağlamda, Batılı ortakların sanatsal özgürlük üzerindeki potansiyel etkileri tartışılırken, Fransız sinemasının yaşayan efsanesi Juliette Binoche, Batı'nın Arap coğrafyasından gelen özgün hikayelere büyük ihtiyacı olduğunu vurgulamıştı. **Ancak bu uluslararası işbirlikleri, bazı Faslı sinemacıların deneyimlediği gibi, Fransız sistemi tarafından yerel temalı yapıtlardan belli beklentiler getirmesi nedeniyle "boğucu" olarak algılanabilmekte ve yönetmenleri özgünlüklerini korumak adına Amerika gibi alternatif finansman arayışlarına yöneltmektedir. Fas sinemasının son yıllarda gösterdiği bu çarpıcı yükseliş ve Marakeş Film Festivali’nde parlayan yeni yetenekleri incelemek için sitemizdeki Fas sinemasının yükselişi ve yeni yeteneklere dair detaylı habere göz atabilirsiniz.** Binoche'un bu sözleri ve Arap yönetmenlerin Batı medyasının sık sık sürdürdüğü klişelere karşı koyma misyonu hakkında daha fazla bilgi almak için Juliette Binoche'un Batı'nın Arap sineması hikayelerine olan ihtiyacını vurguladığı detaylı panel haberi ziyaret edilebilir.

Sinemanın Toplumsal Adalet Rolü: Birikmiş Öfkenin Sesi

Sanatın gücüne inanan Labaki, sinemanın "belirli meselelere bakış açımızı değiştirme" konusundaki "önemli" rolüne değindi. Sinemanın duygusal bir frekansta konuştuğunu ve yeni bir filme başlamanın hayatı algılama şeklini değiştirebileceğini söyledi.

Değerli Bir Sorumluluk: Yönetmen, bölgede sinema yapmanın zorluklarını kabul ederken, bölgede çok fazla "birikmiş öfke ve adaletsizlik" olduğunu belirtti. Bu nedenle sinemanın, bu birikmiş duyguları ifade etmeye yardımcı olacak en önemli araçlardan biri olduğunu düşünüyor. Ona göre sanat, sorunları gün ışığına çıkararak bir değişim yaratma sorumluluğunu taşıyor. Labaki, bazı alanlarda sadece sanatın gerçek bir değişim yaratabileceği inancını dile getirdi.

Capernaum'da Gerçeklikle Dans: Profesyonel Olmayan Oyuncular

Oscar adayı ve Cannes ödüllü filmi Capernaum'un yapım sürecine de uzun uzadıya değinen Labaki, filmin en çarpıcı yönlerinden biri olan amatör oyuncularla çalışmayı anlattı. Filmde, kendisini dünyaya getirdikleri için ailesine dava açan 12 yaşındaki Lübnanlı bir çocuğun hikayesi, bu acıyı gerçek hayatta yaşamış kişiler tarafından canlandırıldı.

Labaki, derin acılar hakkında konuşulurken, sinemada alışılagelmiş "rol yapma" yönteminin bu tür hikayelere uygulanamayacağını savundu. Yönetmen, "Bu acıyı deneyimlemiş ve yaşamış bir çocuğa rol yapmasını istemek benim için çok zordu," diyerek Zain al-Rafeea gibi oyuncuları neden seçtiğini açıkladı. Zain'in, filmde tanıştığı tüm çocukların sesi haline geldiğini hissettiğini ekledi. Labaki, acımasızlık ve acı gibi konular ele alınırken sinemadaki klasik "hayal ürünü" dünyanın bu denli gerçek hikayelere aktarılamayacağını vurguladı.

Tersine Çevrilen Film Seti: Hayata Sızmak

Capernaum’un çekim sürecinin, önceki filmlerine göre "tamamen zıt" olduğunu belirten Labaki, normalde film çekerken hayatın duraklatıldığını, yapay setler kurulduğunu ancak Capernaum'da durumun farklı olduğunu söyledi. Yönetmen, "Biz, onların dünyasına gizlice sızan davetsiz misafirlerdik," ifadelerini kullandı. Labaki, çocukların ezber yapmasını veya ışıklara dikkat etmesini istemenin yerine, kendi kişiliklerine uyum sağlamaları ve o an verdikleri tepkilerle ilerlemeleri gerektiğini vurguladı.

Capernaum, büyük takdir toplamasının yanı sıra, bazı çevreler tarafından 'çocuk oyuncuları ve yoksulların acılarını sempati ve ödül kazanmak için sömürmekle' eleştirildi. Yönetmen Labaki, bu etik zorlukları kabul etmekle birlikte, ekibinin sanatsal yaratımın ötesine geçtiğini eylemlerle gösterdi; başrol oyuncusu Zain Al Rafeea ve ailesinin Norveç'e yerleşmesine yardımcı oldu ve diğer çocuklar için burs fonu kurdu.

Gelecek Projeler: Lübnan Sınırlarının Ötesi

Yönetmenin kariyerinde sırada ne olduğu sorusuna gelince, Labaki, 68 milyon dolarlık küresel gişeye ve sayısız ödüle rağmen, bu devasa başarının getirdiği duygusal ve eleştirel baskılar nedeniyle kariyerinin zirvesi olan 2019 yılını 'duygusal olarak en zorlu dönemi' olarak tanımladı. Bu yoğun deneyimin ardından yönetmenliğe ara vererek yaklaşık yedi yıl boyunca oyunculuğa odaklanan Labaki, şimdi yeni bir projeye hazır olduğunu belirterek, bir sonraki yönetmenlik çalışmasının "büyük ihtimalle Lübnan'a odaklanmayacağını" belirtti. Yeni filmini sadece Lübnan'da veya Arap bölgesinde değil, birçok farklı ülkede çekeceğini ekledi. Bu açıklama, Labaki'nin toplumsal meselelere olan evrensel bakış açısının ve küresel ölçekte hikaye anlatma arzusunun devam edeceğinin sinyallerini veriyor. Labaki’nin Capernaum sonrası yaşadığı zorluklar ve yeni filmi hakkında daha detaylı bilgi için sitemizdeki habere göz atabilirsiniz.

Kaynak: Variety