Sinema dünyasının Kamboçyalı önemli sesi Rithy Panh ve Japon yönetmen Miyake Sho, Tokyo Uluslararası Film Festivali (TIFF) kapsamında düzenlenen özel bir etkinlikte buluştu. Festivalde Çin sinemasının yükselen sesi Yönetmen Pengfei de “Take Off” filmiyle ana yarışmada yer alarak dikkatleri üzerine çekti. İki yönetmen (Panh ve Sho), film yapım süreçleri, toplumsal hafıza, emeğin anlamı ve değişen izleme alışkanlıkları gibi kritik konuları ele aldı. Bu buluşma, Panh'ın daha önce Locarno Film Festivali jüri başkanı olarak Miyake'nin “Two Seasons, Two Strangers” filmine Altın Leopar ödülünü vermesinden sonra gerçekleşti ve sinemaya dair ortak bir bakış açısına sahip olduklarını gösterdi.
'An'ı Kaydetmek: Günlük Hayatın Zarafeti
Rithy Panh, Locarno'da jürinin oy birliğiyle ödüllendirdiği Miyake’nin filmi “Two Seasons, Two Strangers”a olan hayranlığını dile getirdi. Panh, filmin sıradan jestlerin güzelliğini ve yalnızlığı ele alış biçiminden etkilendiğini belirtti. Panh, “Bir yönetmen kamerayı, insan zarafetinin belirdiği yere koyduğunda, işte o sinemadır” ifadelerini kullandı ve bu durumu Afrika’da Dogon halkını filme alırken öğrendiği ‘dama’ (ilahi lütuf) kelimesine benzetti. Ona göre, her insanda bir ışık vardır ve kamera bu ışığı bulduğunda, insan yaşamının her düzeyindeki güzelliği yakalamış olur.
Miyake Sho ise, filmin mangaka Yoshiharu Tsuge’nin hikâyelerine dayandığını ancak gerçek odağının çağdaş oyuncularla çalışmak olduğunu söyledi. Miyake, “Onları ancak şu anki halleriyle, yani 2025 versiyonlarıyla filme çekebiliriz. On yıl sonra o versiyonları kaybolacak. Ben sadece bu anda var olabilecek olanı kaydetmek istiyorum” diyerek, sinemanın temel görevinin anın geçiciliğini yakalamak olduğunu vurguladı.
Siyasi Sinema ve Emek Onuru
Sohbetin bir diğer önemli konusu ise Panh’ın dünya prömiyerini Tokyo’da yapan yeni filmi “We Are the Fruits of the Forest” oldu. Panh, filmini “kapitalizmin doğayı ve toplulukları yok etmesini konu alan politik bir film” olarak tanımladı. Film, Kamboçya'nın kuzeydoğu dağlık bölgelerinde yaşayan yerli Bunong halkının dramına odaklanıyor. Geleneksel yaşam biçimleri büyük şirketlerin tarım arazilerine erişim talepleriyle kökten değişen Bunonglar, maniok, kauçuk ve bal gibi ticari ürünlere yönelmek zorunda kalarak kültürel miraslarını tehdit altında hissediyor. Film, ormandaki etnik azınlıkların doğaya olan bağlılıklarını (toprak, ruh, ağaçlar, rüzgâr ve güneş) ve modern ekonomiye karşı emeklerinin fiziksel eylemleri üzerinden verdikleri direnişi merkeze alıyor. Panh’a göre film, hayatta kalma ve onur jestlerini gözler önüne seriyor. Rithy Panh’ın "Ormanın Meyveleriyiz" belgeseli, Kamboçya’daki Bunong halkının dramını ve modern kapitalizmin etkilerini detaylıca inceliyor.
Bu emeğin onuru ve marjinalize edilmiş bireylerin zorlu hayatları teması, TIFF’te yarışan bir diğer önemli yapım olan Pengfei’nin "Take Off" filmiyle de yankı buldu. Shuang Xuetao’nun novellasından uyarlanan ve Çin’in dramatik ekonomik dönüşümünü arka plana alan bu eser, sıradan bir işçinin imkansız uçma hayali uğruna verdiği mücadeleyi masalsı bir dille anlatarak festivalin en çok konuşulan yapımlarından biri haline geldi. Yönetmen Pengfei’nin “Take Off” filmi, Kuzeydoğu Çin’deki bir işçinin uçma hayali ve Çin sinemasının dönüşümü hakkında daha fazla bilgi edinmek için tıklayabilirsiniz.
Miyake Sho, Panh’ın emek ve doğa temalarının kendisine rezonans yarattığını belirterek, Hokkaido’da hem çiftçi hem de kömür madencisi olarak çalışan büyükbabasını hatırladı. Miyake, “Onun ellerini filme almak istemiştim ama hiç yapamadım. Filminiz bana kaybettiğimi ve neden ilk etapta film yapmak istediğimi hatırlattı” diyerek kişisel bir itirafta bulundu.
Küçük Ekranın Yükselişi: Sinema 'Atıştırmalık' Olur mu?
Dijital Tüketim Alışkanlıklarına Eleştirel Bakış
Panh ve Miyake, günümüzdeki izleme alışkanlıklarının hızla değiştiği konusunda endişelerini dile getirdi. Panh, herkesin küçük ekranlardan içerik izlediğini ve “bir bölümün yaklaşık iki metro durağı kadar sürdüğünü” ironik bir dille ifade etti. Miyake ise bu formata eleştiri getirmediğini ancak kendi yaptıkları işin farklı olduğunu vurguladı: “Biz atıştırmalık değil, tam öğünler hazırlıyoruz.”
Şeytanın Avukatlığı: Sinema salonunun estetik değerini koruma çabası takdire şayan olsa da, dijitalleşmenin sinema sanatını demokratikleştirdiği ve coğrafi engelleri ortadan kaldırarak daha geniş kitlelere ulaştırdığı da yadsınamaz bir gerçektir. Ancak yönetmenler, 'tam öğün' metaforuyla, eserin bütünlüğünün ve izleyiciye verdiği yoğun deneyimin korunmasının önemine dikkat çekiyor.
Panh'tan Dijitalleşmeye Protesto: Super 8 Kararı
Rithy Panh, mini dijital formatların hakimiyetine karşı bir protesto olarak, bir sonraki projesini Super 8 film ile çekmeyi planladığını açıkladı. “Kimsenin izleyip izlemeyeceğini bilmiyorum,” diyen Panh, “Eğer kimse izlemezse, belki fast-food restoranı açarım” şeklinde mizahi bir yorumda bulundu.
Panh, sıklıkla Kmer Rouge dönemini yeniden ziyaret etse de, bunun kendi hayat hikayesinin bir parçası olduğunu vurguladı. “Sinema beni kurtardı. Bu hafıza üzerine çalışan tek Kamboçyalı yönetmenim, ama aynı zamanda yeni sinematik biçimler ve bakış açıları aramaya devam ediyorum,” dedi.
Emeğin Tanımı: Deneyim, Empati ve Umut
İki yönetmen de ‘emek’ kavramını irdeledi. Miyake Sho, yaptığı her türlü işin – en zor olanın bile – kendisine bir şeyler öğrettiğini söyledi. “Bu işten çok deneyimdir,” dedi ve deneyimin insanı şekillendirdiğini ekledi. Panh ise hayatı boyunca çalıştığını, bazen zorla bazen seçimle çalıştığını dile getirdi.
Panh, sinema öğretmenin de bir öğrenme biçimi olduğunu belirtti ve ekledi: “Empati—en zayıf olana gösterdiğimiz dikkat—politik bir eylemdir. Sık sık öfkeleniyorum. Dünya basit değil. Ama sakin kalmaya ve her gün olumlu bir şey düşünmeye çalışıyorum. Benim için emeğin tanımı budur: Öğrenmeye devam etmek ve umudu korumak.” Miyake de bir filmin empatiyle bir kişiye bile ulaşabilmesinin, devam etmek için yeterli bir sebep olduğunu vurguladı.
Panh ve Miyake'nin tartışmaları, Tokyo Uluslararası Film Festivali'nin (TIFF) bu yılki ana teması olan sinemanın geleceği ve emeğin değeri üzerine yapılan derinlemesine sohbetlerin yalnızca bir parçasıydı. Aynı festival kapsamında, Japon sinemasının duayeni Yamada Yoji ve ödüllü yönetmen Lee Sang-il de bir araya gelerek, *Kokuho* filminin başarısı, oyuncu disiplini ve Japon canlı çekim filmlerinin küresel zorlukları hakkında çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Bu iki usta ismin, anime'nin dünya çapındaki hakimiyeti karşısında Japon sinemasının geleceği hakkındaki kapsamlı görüşlerine Japon sinemasının geleceği haberimizden ulaşabilirsiniz.
Kaynak: Yönetmenlerin sinema ve emek üzerine çarpıcı yorumlarının yer aldığı bu içerik, Tokyo Uluslararası Film Festivali kapsamındaki özel söyleşiden derlenmiştir. Orijinal habere ulaşmak için: Variety | Rithy Panh ve Miyake Sho Tokyo Söyleşisi