Lübnanlı sinema dünyasının öncü isimlerinden Nadine Labaki, tarihi bir başarının ardından yaşadığı zorlu süreci ve merakla beklenen yeni yönetmenlik projesinin detaylarını paylaştı. Halihazırda Kızıldeniz Film Festivali'nin jüri üyesi olan Labaki, 2018 yılında Cannes Film Festivali’nden Jüri Ödülü ile dönen ve En İyi Yabancı Film dalında Oscar adayı olan 'Capernaum' ile Arap sinemasının en başarılı filminin altına imza atmıştı.
Labaki, Variety Lounge’da yaptığı açıklamalarda, kariyerinin zirvesine ulaştığı dönemin kişisel hayatında fırtınalara neden olduğunu itiraf etti. Özellikle Çin'de bir fenomene dönüşerek küresel gişede 68 milyon doların üzerinde hasılat elde eden bu devasa başarının, beklediği mutluluğu getirmediğini belirtti.
Ödüllerin Gölgesindeki En Zor Yıl: 2019 Sendromu
Labaki, çocukluk hayallerine ulaştığı 2019 yılını, kariyerinin zirvesine çıktığı an olarak tanımlarken, aynı zamanda duygusal olarak en zorlu dönemi yaşadığını vurguladı. Bu paradoks, başarının ve tanınmanın getirdiği yoğun baskıyı ve eleştiri yükünü gözler önüne seriyor.
“Benim için 2019, çocukken kurduğum her hayale ulaştığım yıldı. Oscar'lara gittim, Cannes'da Jüri Ödülü kazandım, Golden Globe’lar, BAFTA'lar... Hepsi oldu. Ama 2019, hayatımın en zor yılıydı. Duygusal olarak çok zordu, çok başarılı olmasına rağmen çok zorlayıcıydı.”
Şeytanın Avukatı: Sömürü Eleştirileri ve Etik Sorumluluk
Capernaum, Beyrut'un gecekondu mahallelerinde yaşayan mülteci bir çocuğun (Zain Al Rafeea) ebeveynlerine ihmal davası açmasını konu alıyordu. Filmin yapım süreci uzun ve yıpratıcıydı. Ancak büyük takdir toplamasının yanı sıra, film aynı zamanda 'çocuk oyuncuları ve yoksulların acılarını sempati ve ödül kazanmak için sömürmekle' eleştirildi.
Bu tür büyük etki yaratan filmlerin eleştiri alması kaçınılmazdır. Labaki, bu tür tanınma ve başarının beraberinde getirdiği tepkilerle başa çıkmanın zor olduğunu kabul etti. Ancak yönetmenin ve yapım ekibinin, başrol oyuncusu Zain Al Rafeea ve ailesinin Norveç'e yerleşmesine yardımcı olması ve diğer çocuklar için burs fonu kurması gibi adımlar atması, ekibin sanatsal yaratım sürecinin ötesinde etik bir sorumluluk taşıdığını gösteriyor.
Yedi Yıl Sonra Gelen Yeni Bir Başlangıç ve Uluslararası Kapsam
Yaşadığı yoğun duygusal deneyimden dolayı Labaki, yönetmenliğe ara vererek oyunculuğa odaklandı; 'Mükemmel Yabancılar' (Perfect Strangers) ve 'Kumdan Kale' (The Sand Castle) gibi yapımlarda rol aldı. Bu süreç, Labaki için 'daha az sorumluluk ve daha az stres' anlamına geliyordu. Ancak yedi yıl bekleyişin ardından, yönetmen artık yeni bir projeye hazır olduğunu duyurdu.
Labaki, şu anda yeni filminin senaryosunu yazdığını ve her şey yolunda giderse gelecek yıl çekimlere başlamayı hedeflediğini belirtti. Önceki üç filmi (Caramel, Where Do We Go Now, Capernaum) Lübnan toplumunun farklı yönlerine ışık tutarken, Labaki bu kez kapsamını genişlettiğini işaret etti. Yeni projenin sadece Lübnan'da değil, birden fazla ülkede geçebileceği ipucunu verdi.
Bu bağlamda, ulusal hikayelerin küresel başarıya dönüşmesi Labaki'nin kariyer yoluyla örtüşüyor. Örneğin, İtalya'nın Oscar adayı olarak gösterdiği ve Francesco Costabile'nin yönettiği 'Familia' filmi, aile içi şiddet ve kuşaklararası travma gibi zorlayıcı konuları Luigi Celeste'nin anı kitabından uyarlayarak uluslararası alanda dikkat çekti. Başrol oyuncusu Francesco Gheghi'nin Venedik'te Orizzonti En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazanmasıyla da takdir toplayan bu çarpıcı drama hakkında daha derinlemesine bir incelemeye ulaşmak için Familia Filmi İncelemesi: Aile İçi Şiddet ve Travma sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Kızıldeniz Film Festivali, sadece Nadine Labaki'nin kariyer dönüşümüne değil, aynı zamanda Hong Kong sinemasının duayenlerinden Stanley Tong'un hikayesine de sahne oldu. Jackie Chan'in uluslararası şöhretini pekiştiren 'Police Story 3: Supercop' filminin yönetmeni olan Tong, festivalde dublörlükten yönetmenliğe geçişini ve kariyerinin dönüm noktası olan bu filmin senaryosunu, Hong Kong'daki yasal kısıtlamalar nedeniyle (ağır silahlı aksiyon sahneleri için izin alınamaması) uluslararası bir alana taşımak zorunda kaldığını anlattı. Tong'un bu cesur kararı, tıpkı Labaki'nin yeni projesindeki gibi, küresel başarı için vizyoner bir bakış açısının şart olduğunu gösteriyor. Stanley Tong'un kariyerindeki bu radikal değişim hakkında daha fazla bilgiye Stanley Tong: Supercop, Jackie Chan ve kariyer değişimi detayları sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
Labaki'nin bu uluslararası vizyonu, Arap sinemasının küresel çapta artan önemini teyit ediyor. Kızıldeniz Film Festivali gibi etkinliklerde de sıkça dile getirildiği üzere, Fransız efsanesi Juliette Binoche'un da vurguladığı gibi Batı dünyasının bu özgün ve güçlü hikayelere büyük ihtiyacı bulunuyor. Juliette Binoche'un Arap sineması hikayelerine batıda ihtiyaç olduğunu belirten destekleyici sözleri ve festivaldeki diğer detaylar hakkında daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz.