Çek Cumhuriyeti'nde düzenlenen ve Doğu Avrupa'nın önde gelen belgesel sinema etkinliklerinden biri olan Ji.hlava Uluslararası Belgesel Film Festivali, bu yıl hem sanatsal derinliği hem de politik cesareti ön plana çıkaran yapımları taçlandırdı. Festivalin en büyük ödülü olan Opus Bonum, yönetmenliğini Natalia Koniarz'ın üstlendiği 'Silver' belgeseline layık görüldü.
Bolivya'nın en yüksek gümüş madeninde geçen ve yerel halkın acımasız kurallarına göre yaşadığı hayatı tasvir eden 'Silver', sadece sanatsal başarısıyla değil, anlattığı etik ikilemlerle de izleyicinin hafızasına kazındı. Film, aynı zamanda Vişegrad Bölgesi'nin En İyi Belgeseli ve Stanisław Cuske imzalı En İyi Sinematografi ödüllerini de kazanarak festivalin en çok konuşulan yapımı oldu.
Paweł Pawlikowski Onaylı Bir Şaheser: 'Silver'ın Karanlık Çekiciliği
'Ida' ve 'Cold War' gibi başyapıtların arkasındaki usta isim, yönetici yapımcı Paweł Pawlikowski'nin desteğini alan 'Silver', eleştirmenlerden tam not aldı. Pawlikowski, filmi, 'Duyusal ve şiirsel bir deneyim. Derinliklerden gelen görüntüleri olağanüstü bir netlikle sunuyor' sözleriyle tanımlayarak, yapımın 'acımasız, hipnotik ve derinden insancıl' yapısını vurguladı.
Belgeselin kalbinde, madencilerin daimi tehlike altındaki yaşam mücadelesi yatıyor. Yeraltında hayatta kalmak için tek çarelerinin, kendilerini güvende tutması beklenen şeytana (Tio) dua etmek olması, bu kültürel ve ruhani çatışmayı gözler önüne seriyor. Yönetmen Koniarz, çekimler sırasında karşılaştığı etik zorlukları şöyle ifade ediyor:
'Bu insanlarla birlikte yaşıyorsunuz, arkadaş oluyorsunuz, acılarına ve şiddete tanık oluyorsunuz, ancak bunu değiştiremiyor veya tepki veremiyorsunuz. Bir başkasının çektiği acıya vereceğim tepki, ben oradan ayrıldığımda kötü sonuçlar doğurabilirdi.'
Siyasi Cesaretin Sesi: 'Putin'e Karşı Bay Hiçkimse'
Festivalin en güçlü siyasi mesajlarını veren yapımı ise izleyici ödülünü kazanan 'Mr. Nobody Against Putin' oldu. David Borenstein ve Pavel “Pasha” Talankin'in filmi, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinden sonra okuluna yayılan propaganda ve militarizasyona sessizce direnen ve bunları filme alan küçük bir kasaba öğretmenini merkezine alıyor. Film, daha şimdiden Danimarka’nın En İyi Uluslararası Uzun Metraj Film dalında Oscar adayı olarak seçildi.
Rusya'dan kaçmak zorunda kalan öğretmen Talankin, filmin başarısının ardından yaptığı açıklamada, Putin'in televizyonda söylediği her şeyin sürekli bir yalan olduğunu belirterek, gerçekliği yansıtma çabalarının önemini vurguladı. Bu ödül, günümüz dünyasında belgesel sinemanın politik risk alma ve gerçeği ortaya çıkarma misyonunu bir kez daha pekiştirdi.
Belgesel sinemanın toplumsal vicdanı sorgulama misyonunu üstlenen bir diğer önemli yapım ise Kamboçya sinemasının ustası Rithy Panh’a ait. Ailesini Khmer Rouge rejiminde kaybetmesine rağmen, Panh son filmi “We Are the Fruits of the Forest” (Ormanın Meyveleriyiz) ile odağını modern kapitalizmin Kamboçya’nın kuzeydoğu dağlık bölgelerinde yaşayan yerli Bunong halkının geleneksel yaşamı üzerindeki yıkıcı etkisine çeviriyor. Film, Bunongların büyük şirketlerin baskısıyla topraklarında daha hızlı orman temizlemeye zorlanmasını ve kültürel erozyonla mücadelesini dramatik bir şekilde aktararak, güncel toplumsal sorunların aciliyetini vurguluyor. Bu derinlikli belgesel hakkında daha fazla bilgi edinmek için Rithy Panh: Ormanın Meyveleriyiz belgeseli Kamboçya’daki Bunong halkının dramı başlıklı içeriğimizi okuyabilirsiniz.
Ji.hlava'da dikkat çeken bir diğer yapımsa, Birleşik Krallık’ın derinleşen enerji yoksulluğu krizine karşı geliştirilen yaratıcı bir çözüme odaklanan 'Power Station' belgeseli oldu. Yönetmenler Hilary Powell ve Dan Edelstyn’in, Londra’nın Walthamstow bölgesindeki tüm komşularına ücretsiz güneş panelleri sağlama ve bu modeli İngiltere’ye yayma çabalarını konu alan film, festivalin genellikle kasvetli temalarının aksine iyimser bir aktivizm örneği sundu. Powell ve Edelstyn, geçmişte de 'Bank Job' gibi alışılmışın dışındaki 'dolandırıcılık filmleriyle' toplumsal sorunlara radikal çözümler üretmiş bir ikili olarak tanınıyor. İngiltere'deki enerji krizine topluluk temelli çözümler öneren bu sıradışı yapım hakkında daha fazla detay için Power Station belgeseli başlıklı içeriğimizi inceleyebilirsiniz.
Savaşa Yakın Bir Bakış ve Diğer Kazananlar
Çek Neşesi (Czech Joy) kategorisinin galibi, Letonya, Çek Cumhuriyeti ve Ukrayna ortak yapımı olan ve yönetmen Vitaly Mansky'nin savaşla bozulan memleketi Lviv'i anlatan üç saatlik uzun metrajlı belgesel 'Time to the Target' oldu. Bu yapım, savaşın siviller üzerindeki etkisini acı bir dille gözler önüne serdi. Mansky, cepheden yaklaşık 1000 kilometre uzakta yer alan Lviv’de, seyir füzeleri ve insansız hava araçlarının tehdidi altında hayatın nasıl devam ettiğini belgeliyor. Film, sirenler sustuktan sonra doğum yapan bir anneden, yarıda kesilen bir tiyatro gösterisine kadar, savaşın günlük yaşamın kumaşına nasıl işlediğini göstererek, adeta savaşın normalleşen ritüellerini gözler önüne seriyor. Mansky’nin, eserini yaratırken sinematik ilham olarak Flaman ressam Pieter Bruegel’in geniş kadraj ve derin odak tekniğini kullanması, izleyicinin bu trajedinin bir parçası olarak kendi hayatlarını yaşayabileceği bir alan yaratma amacını taşıyor. Vitaly Mansky’nin Ukrayna’daki savaşın sivil yaşam üzerindeki etkilerini incelediği bu güçlü yapım hakkında detaylı incelemeye buradan ulaşabilirsiniz.
Ji.hlava 2024'ten Öne Çıkan Başarılar
- Opus Bonum Ana Ödülü: Natalia Koniarz, “Silver”
- First Lights Ana Ödülü: Yudi Zhu, “So Close, So Far”
- Testimonies Ana Ödülü: Sammy Baloji, “The Tree of Authenticity”
- Fascinations Ana Ödülü: Fredj Moussa, “Land of Barbar”
- Çek Neşesi Ana Ödülü: Vitaly Mansky, “Time to the Target”
- İzleyici Ödülü: “Mr. Nobody Against Putin”
Tsai Ming-liang'dan Yürüyüş Serisine Yeni Durak
Festivalin önemli konuklarından biri de, geçen yıl Yaşam Boyu Başarı Ödülü'nü alan usta yönetmen Tsai Ming-liang oldu. Yönetmen, son filmi 'Night Journey'i sunarken, ünlü 'Walker' serisini Ji.hlava'da çekme sürecini anlattı. FAMU’dan aldığı davetle bu küçük, sisli kasabanın, serinin devamı için ideal bir ortam sağladığını belirtti. 2012'de başlayan ve Lee Kang-sheng'in yavaş yürüyüşünü konu alan seri, yönetmenin ifadesiyle 'Lee Kang-sheng ve ben burada olduğumuz sürece' devam edecek.
Ji.hlava 2024, sinemanın sadece bir sanat değil, aynı zamanda toplumsal vicdanın ve siyasi eleştirinin güçlü bir aracı olduğunu kanıtladı. Kazanan belgeseller, izleyicilere dünyanın dört bir yanındaki zorlu yaşam koşullarını ve direniş hikayelerini aktararak festivalin uluslararası önemini perçinledi.
Kaynak: Ji.hlava Uluslararası Belgesel Film Festivali Kazananları