'Power Station' Belgeseli: Sanatçı Aktivistler, İngiltere'nin Enerji Yoksulluğunu Nasıl Bitirmeyi Planlıyor?

Haber Merkezi

31 October 2025, 13:05 tarihinde yayınlandı

Enerji Krizi Aktivizmi: Çatıda Kamp Kurarak Komşularına Güneş Paneli Takan Çiftin Hikayesi

Çek Cumhuriyeti'nde düzenlenen Ji.hlava Belgesel Film Festivali'nde gösterilen 'Power Station' (Güç İstasyonu) izleyiciler arasında beklenmedik bir iyimserlik yarattı. İklim değişikliğiyle mücadeleyi bir sokak ölçeğinde ele alan bu sıradışı yapım, genellikle kasvetli veya öfkeli temalara sahip olan festival filmlerinin aksine, izleyicilere umut ve kahkaha sunmayı başardı.

Film, evli bir çift ve aynı zamanda belgesel yapımcısı olan Hilary Powell ve Dan Edelstyn'in, Birleşik Krallık'ın derinleşen enerji yoksulluğu krizine karşı geliştirdikleri yaratıcı ve çılgın çözüme odaklanıyor. Amaçları basit ama iddialı: Londra'nın Walthamstow bölgesindeki tüm komşularına ücretsiz güneş panelleri sağlamak ve bu modeli tüm İngiltere'ye yaymak.

Toplumsal krizlere dışsal çözümler arayan 'Power Station'ın aksine, Ji.hlava'da ana yarışma bölümünde yer alan bir başka çarpıcı yapım olan “Everything Works Out (in the End)”, yönetmen Maximilien Dejoie'nin, Amerikalı sanatçı Katelyn Louise Doty'nin striptizcilikten boksörlüğe ve ardından derin manevi arayışa uzanan kişisel dönüşüm yolculuğunu tek başına filme alma mücadelesini aktararak belgesel sinemasında hikaye öznesi ile yönetmen arasındaki karmaşık dinamiği ve kişisel kurtuluş temalarını gözler önüne serdi.

Aktivizm ve Sinemanın Sınırlarını Zorlayan İkili

Powell ve Edelstyn, ilk kez alışılmışın dışındaki aktivizm yöntemleriyle gündeme gelmiyor. Kendilerini 'belgesel'den çok 'dolandırıcılık filmleri' (caper films) çeken bir ikili olarak tanımlayan çift, geçmişte de dikkat çeken projelere imza attı:

  • 2012 – 'How to Re-Establish a Vodka Empire': Ukrayna'da Sovyet döneminden kalma, devlete ait bir damıtımevini yeniden canlandırmayı başardılar.
  • 2021 – 'Bank Job': 1.5 milyon dolarlık yağmacı krediyi geri satın alıp iptal ettiler ve bunu gösterişli bir şekilde patlatarak duyurdular.

Bu kez, 'Power Station'da, İngiltere'deki enerji krizini ele alıyorlar. Ülke nüfusunun giderek artan bir kısmı aylık enerji faturalarını ödemekte zorlanırken, çift kendi mahallelerinde çözüm aramaya karar veriyor. Bu uğurda, kışın dondurucu soğuğunda, fırtınalarla ve buzlanmayla mücadele ederek evlerinin çatısında kamp kuruyorlar. Bu hareket, sadece dikkat çekmekle kalmıyor, aynı zamanda komşularına ücretsiz paneller sağlamak için fon topluyor.

Dan Edelstyn'in ifadesine göre, 'Hükümet ülkedeki her evi birer enerji santraline dönüştürmeli. Bunun maliyeti güneşin kendisi tarafından yaklaşık 10 yıllık bir sürede karşılanır. Bu yüzden bunun olmaması saçmalık. Biz neden gerçekleştirmeyelim?'

İngiltere’de Enerji Yoksulluğu Gerçeği ve Veriler

'Power Station' filmi, İngiliz halkının yaşadığı derinleşen ekonomik sorunlara somut verilerle dikkat çekiyor. Edelstyn ve Powell'ın yaşadığı Lynmouth Yolu, Walthamstow, Kuzeydoğu Londra'da durumun vahameti açıkça görülüyor:

  • Ulusal Sorun: Birleşik Krallık nüfusunun yaklaşık %39'u evlerini ısıtmakta zorlanıyor.
  • Yerel Yoksulluk: HEET Project'ten Tom Ruxton ile yapılan görüşmelere göre, Walthamstow Forest nüfusunun %27'si 'yakıt yoksulu' (fuel poor) olarak kabul ediliyor. Bu, Londra'daki en yüksek ikinci oran.

Bu rakamlar, yerel toplulukların neden kendi çözümlerini bulmak zorunda kaldığını çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.

Şeytanın Avukatı: Topluluk Aktivizmi mi, Devletin Sorumluluğu mu?

Belgeselin ana teması, toplulukların hükümetin yapamadığını yapabileceği fikri üzerine kurulu. Edelstyn, 'Vergilerimizle ne yapıyorlar?' diye sorarak, devletin pasifliğine dikkat çekiyor. Gerçekten de, yeşil enerjiye geçiş gibi büyük altyapı projelerinin, bireysel çabalar yerine merkezi bir politika ile çok daha hızlı ve adil bir şekilde ilerlemesi beklenir.

Ancak film, aynı zamanda bir eleştirel bakış açısı sunuyor: En ilerici partilerin bile bu göreve yetecek kapasitede veya istekte olmaması, değişimin tabandan gelmesi gerektiğini gösteriyor. Edelstyn ve Powell, bu topluluk temelli çözümlerin, devletin nihayet yeşil enerjinin işe yaradığını kendi gözleriyle görmesi için bir baskı unsuru yaratacağını savunuyorlar. Bu, politik ekonomist Ann Pettifor gibi isimlerle yapılan görüşmelerle destekleniyor.

Mücadele: Kişisel Çatışmalar ve Sivil Örgütlenme

Filmin bir başka ilgi çekici yönü de çiftin dinamikleri. Dan Edelstyn, dramatik ve duygusal anlatım tarzını benimserken, Hilary Powell daha çok planlamaya, detaylı tablolara, elektronik tablolara ve hatta yerel bir para biriminin karmaşık modellemesine odaklanıyor. Powell'ın, eşini zaman zaman 'dünyanın en kötü belgesel yapımcısı' olarak nitelendirmesi, izleyiciye bu büyük aktivizm hareketinin perde arkasındaki kişisel çabaları ve çatışmaları gösteriyor.

Bu kişisel mücadeleler ve savunmasızlıklar ('bulaşıkların yıkanmamış olması bile kahramana yardım eder' diyen Edelstyn), komşuları kazanma sürecini daha gerçekçi kılıyor. Çift, kapı kapı dolaşarak sadece enerji sistemi hakkında değil, aynı zamanda kapanma döneminde dışarı çıkmaktan dizleri titreyen yaşlı bir kadından, tüm kazancını çocuklarının eğitimine ayıran Pakistan asıllı bir adama kadar mahallelerinin insani hikayelerini de topluyorlar. En nihayetinde, toplulukta güven tesis edilerek sponsorluklar kazanılıyor ve güneş panelleri kurulmaya başlıyor.

Dartmouth Films yapımı olan 'Power Station', şu anda Birleşik Krallık sinemalarında gösterimde. Edelstyn ve Powell, U.K.'s Optimistic Foundation ile iş birliği yaparak, bu örgütlenme şablonunu (yerel okullara güneş enerjisi sağlamada da etkili olmuş) diğer topluluklarla paylaşmaya devam ediyor.

Kaynak: Haberin temel bilgileri, Variety’de yayımlanan Ji.hlava Film Festivali'nden Gelen 'Power Station' İzlenimlerinden derlenmiştir.