Türkiye’nin önde gelen teknoloji ve gündem haber portalı Sen,Nexus’ta, sinema dünyasından çarpıcı bir gelişmeyi duyuruyoruz. Özellikle siyasi gerilimleri cesurca ele alan yapımlarıyla tanınan queer sinemacılar Peter DiMario ve Guto Barra’nın imzasını taşıyan “Next Year” adlı kısa filmin fragmanı izleyiciyle buluştu. Yapım, güncel siyasi atmosferle beklenenden daha fazla yankı uyandıracak gibi görünüyor.
Film, distopik bir yakın gelecekte, Amerika Birleşik Devletleri’nde “geleneksel değerlerin” yasal hale geldiği ve eşcinsel faaliyetlerin kesinlikle yasaklandığı karanlık bir dönemi merkeze alıyor. Bu tehlikeli dünyada, “Fellow Travelers” dizisindeki performansıyla övgü toplayan Jelani Alladin, eşini kaybetmiş bir baba olan Robert karakterine hayat veriyor.
Gözetim ve Baskının Gölgesinde Bir Aşk Hikayesi
Fragman, Robert’ın yaşadığı zorlukları ve sisteme karşı verdiği mücadeleyi gözler önüne seriyor. Yeni aşk ilgisi Zach Martens’ın (Sleep No More) canlandırdığı karakterle tanışan Robert, bir yandan hayatta kalmaya çalışırken, bir yandan da yasaklanmış bir sevgiye tutunmaya çalışıyor. Cast’ta ayrıca Sherz Aletaha da yer alıyor.
Film evreninde, bankalar queer bireylere hizmet vermeyi reddediyor, gey barlar polis baskınlarının hedefi oluyor ve hükümet, vatandaşlarını aşırı gözetim altında tutuyor. Fragmanda yer alan ve Robert’ın ağzından dökülen şu cümleler, durumun vahametini özetliyor:
“Hepimiz o alçağın kazandığında işlerin kötü gideceğini biliyorduk. Ama bu kadar kötü olacağını tahmin etmemiştik.”
Sinemacıların Vizyonu: Bir Uyarı ve Dayanıklılık Testi
Filmin yönetmenliğini ve senaristliğini üstlenen Emmy adayı ikili Peter DiMario ve Guto Barra, “Next Year” projesinin son derece kişisel ve politik olarak yankı uyandıran bir çalışma olduğunu belirtiyor. Filmin temel amacı, sadece bir hikaye anlatmak değil, aynı zamanda LGBTQ+ topluluklarının bugün karşı karşıya olduğu zorlukları yansıtan güçlü bir uyarı niteliği taşımak.
Bu kısa filmin distopik teması, sadece ABD’deki potansiyel gelecek kaygılarını değil, aynı zamanda dünya genelinde yükselen anti-LGBTQ+ yasaklama eğilimlerini de eleştirel bir mercekle yansıtıyor. Film, siyasetin hızla kutuplaştığı ve azınlık haklarının tehdit altına girdiği bir dönemde, sanatın bir direniş ve umut kaynağı olabileceğini gösteriyor.
Sinemanın direniş aracı olma gücü, güncel siyasi gerilimleri cesurca ele alan diğer yapımlarda da görülüyor. Örneğin, Gazze'deki İsrail-Hamas çatışmasının insani boyutunu anlatan ve Oscar adayı yapımcı Mike Lerner imzalı "The Mission" belgeseli, yapım sürecindeki tehlikeli yöntemleriyle dikkat çekti. Lerner, Batılı ekiplerin bölgeye erişiminin engellenmesi üzerine, Gazze'deki travma cerrahı Dr. Mohammed Tahir'in güvendiği iki tıbbi asistanı aracılığıyla bölgeye gizlice sokulan cep telefonlarıyla dört ay boyunca çekim yapılmasını sağladı. Bu durum, sansür ve tehlike karşısında dijital araçların modern savaş muhabirliğinde nasıl bir direniş aracı haline geldiğini gösteriyor. Bu benzersiz yapımın detayları için Gazzeye gizlice sokulan telefonlarla çekilen The Mission belgeseli Mike Lerner röportajı haberimize göz atabilirsiniz.
Siyasi gerilimleri ve geçmişteki büyük haksızlıkları ele alan bir diğer önemli yapım ise Meksika'nın Oscar adayı 'We Shall Not Be Moved' filmi. Yönetmen Pierre Saint-Martin imzalı bu kara-beyaz dram, ülkenin yakın tarihindeki en travmatik olaylardan biri olan 1968 Tlatelolco öğrenci katliamını merkeze alıyor. Film, katliamda ölen kardeşinin katilini bulmaya ömrünü adamış olan avukat Socorro'nun kişisel intikam hikayesi üzerinden, Meksika'nın kökleşmiş yolsuzluk ve cezasızlık kültürüne yönelik sert bir eleştiri sunuyor. Socorro'nun, adaleti sağlamak için rüşvet dahil her yolu mübah görmesi, adalet arayışının getirdiği ahlaki çürümeyi de gözler önüne seriyor. Meksika'nın sistemsel adaletsizlikle mücadelesini konu alan bu etkileyici yapımın tüm detaylarını öğrenmek için Meksika Oscar Adayı 'We Shall Not Be Moved': Tlatelolco Katliamı ve Adalet Arayışı haberimizi inceleyebilirsiniz.
Sinema dünyasında distopik gerilim temalarının artışı dikkat çekerken, bu türün en büyük örneklerinden biri de Açlık Oyunları: Hasatın Üzerine Gün Doğumu (The Hunger Games: Sunrise on the Reaping) oluyor. Bu heyecanla beklenen yeni bölüm, izleyicileri Katniss Everdeen'in hikayesinden 24 yıl öncesine götürerek, ikonik karakter Haymitch Abernathy’nin (Joseph Zada) zafer kazandığı 50. Açlık Oyunları'na odaklanıyor. Bu karanlık hikaye, 20 Kasım 2026'da vizyona girecek. Bu büyük yapım hakkında daha fazla bilgi ve ilk fragman detaylarına ulaşmak için Açlık Oyunları: Hasatın Üzerine Gün Doğumu fragmanı yayında! Gençlik Haymitch haberimizi okuyabilirsiniz.
Kostüm tasarımlarını dört kez Emmy adayı gösterilen Joseph La Corte’nin üstlendiği “Next Year”, şu sıralar uluslararası film festivallerinde gösteriliyor ve yapımcılar, Canlı Aksiyon Kısa Film kategorisinde Oscar (Akademi Ödülü) adaylığı elde etmeyi umuyorlar.
Kadroda Öne Çıkan İsimler
- Jelani Alladin: “Tick, Tick… Boom!” ve “The Walking Dead: World Beyond” gibi yapımlarda da yer aldı.
- Peter DiMario ve Guto Barra: Daha önce “Immersive.World” ve “Dreams From the Deep End” gibi projelerle New York Emmy Ödülleri kazandı. Barra, HBO Max ve Disney+ gibi platformlar için de projeler yönetti.
Bu film, sinemanın sosyal değişim ve farkındalık yaratma gücünü bir kez daha kanıtlıyor.
Kaynak: Variety’de yayınlanan orijinal haber metnine buradan ulaşabilirsiniz.