Avrupa Birliği'nin 2035 yılı itibarıyla yeni içten yanmalı (ICE) motorlu araç satışlarını aşamalı olarak sonlandırma kararı, otomotiv endüstrisinde büyük bir tartışma yaratmaya devam ediyor. Bu radikal dönüşüm hedefi kesinleşmiş olsa da, planın 2026'da yapılması beklenen gözden geçirme tarihi öne çekilerek sektör üzerindeki baskı artırıldı. Bu karara karşı çıkan otomobil devlerine son olarak Stellantis de katıldı. Şirket, hem geçiş sürecinin hem de nihai hedefin esnetilmesi gerektiğini savunuyor.
Stellantis Başkanı Elkann'ın Talepleri: Hibritlere Şans Tanınmalı
Stellantis Yönetim Kurulu Başkanı John Elkann, Politico'ya verdiği demeçte, AB'nin 2035 yasağını yeniden değerlendirmesi ve içten yanmalı motorlara belirli şartlar altında izin vermesi gerektiğini belirtti. Elkann'ın bu talebi, özellikle menzil uzatıcı görevi gören hibrit araçları (PHEV) ve jeneratör olarak kullanılan küçük benzinli motorlara sahip menzil genişletici elektrikli araçları kapsıyor. Ferrari'nin de başkanı olan Elkann, sıfır emisyona ulaşmada tek yolun tam elektrikli araçlar olmadığını, alternatif yakıtların da karbonsuzlaşma yolunda önemli bir rol oynayabileceğini vurguladı. Bu temkinli yaklaşım, sadece Stellantis’e özgü değil. Örneğin, ikonik Nissan GT-R’ın yeni nesli (R36) için yol haritası belirlemekte zorlanan Nissan, tamamen elektrikli geçiş sürecini yavaşlatarak, en güçlü seçeneğin emisyon standartlarına uyum sağlayabilecek yüksek performanslı bir hibrit aktarma organı olduğunu belirtiyor. Bu stratejiye paralel olarak, Nissan, ABD pazarına sunduğu ilk şarj edilebilir hibrit modeli olan 2026 Rogue PHEV’de, zaman ve maliyet kazanmak amacıyla ittifak ortağı Mitsubishi’nin kanıtlanmış PHEV (Outlander klonu) sistemini kullanmıştır. Bu teknolojik iş birliği hakkında daha fazla bilgiye Nissan Rogue PHEV 2026 tanıtımı ve Mitsubishi Outlander klonu haberimizden ulaşabilirsiniz. Bu belirsizlik, Avrupa pazarındaki birçok üreticinin tam elektrikliye geçiş hedeflerini yeniden değerlendirdiğini gösteriyor. Bu 'çoklu yol' (multi-pathway) stratejisinin en büyük savunucularından biri olan Toyota da, tamamen elektrikli geçiş sürecini yavaşlatan küresel devler arasında yer alıyor. Şirket, sadece hibrit araçlara olan artan talebi karşılamak amacıyla ABD’deki üretim kapasitesini artırmak için önümüzdeki beş yıl içinde 10 milyar dolarlık ek yatırım yapma taahhüdünü duyurdu. Bu yatırım, ABD pazarında hibrit teknolojisine olan güvenin ne denli yüksek olduğunu somutlaştırıyor. Bu devasa yatırım hakkında detaylı bilgiye Toyota ABD hibrit üretimi 10 milyar dolar yatırım haberimizden ulaşabilirsiniz. Bu esnek yaklaşımın en dikkat çekici örneklerinden biri de Porsche oldu. Otomobil devi, EV benimsenme hızının yavaş ilerlemesi nedeniyle eski CEO Oliver Blume tarafından belirlenen %80 EV satış hedefini geri çektiğini duyurdu. Porsche, müşteriye 'seçim özgürlüğü' sunmayı merkezine alan yeni stratejisiyle, elektrikli modellere (Taycan, Macan EV) yatırım yapmaya devam ederken, Cayenne ve Panamera'daki büyük V8 motorları 2030'lara kadar koruyacağını ve ikonik 911’in markanın ürettiği son içten yanmalı motora sahip otomobil olacağını teyit etti. Bu 'çift kulvar' stratejisi hakkında daha fazla bilgi edinmek için Porsche'nin elektrikli ve benzinli araç stratejisine göz atabilirsiniz.
Bu esnek yaklaşımın bir diğer çarpıcı örneği de Mercedes-AMG'den geldi. Marka, performans tutkunlarının tepkisi ve yaklaşan daha katı gürültü düzenlemeleri (UNECE) nedeniyle, eleştirilere maruz kalan dört silindirli, plug-in hibrit C63 modelini (W206) kısa süre sonra üretimden kaldırma kararı aldı. Bu geri adım, emisyon hedeflerine ulaşmak için yapılan radikal motor küçültme (downsizing) stratejisinin lüks performans segmentinde duygusal tatmini sağlayamadığını ve markanın mirasının önüne geçemediğini kanıtlıyor. Bu kararla birlikte, C63 ve GLC63 modellerinin üretimi Mayıs 2026'da tamamen durdurulacak ve büyük motorun geri dönüş beklentisi doğdu. Mercedes-AMG'nin dört silindirli motoru sona erdirme kararı hakkında daha fazla detayı buradan inceleyebilirsiniz.
Bu stratejik geçişin güncel bir örneği olarak, Avrupa’nın en çok satan SUV modellerinden biri olan VW T-Roc'un 2027'de piyasaya sürülecek performans versiyonu olan T-Roc R da mild hibrit sisteme geçiş yapıyor. Bu 328 beygir gücündeki hafif hibrit entegrasyonu, özellikle performanstan ziyade verimlilik hedeflenerek, yakın zamanda yürürlüğe girecek zorlu Euro 7 emisyon düzenlemelerine uyum sağlamak amacıyla yapılmıştır. VW'nin bu zorunlu teknoloji değişimine dair detaylı bilgileri 2027 VW T-Roc R Mild Hibrit 328 HP Teknoloji Detayları haberimizde bulabilirsiniz. Konuyla ilgili detayları, Nissan GT-R R36 geçiş süreci, hibrit ve elektrikli planlar haberimizde bulabilirsiniz.
Stellantis, Avrupa'daki pazar dinamiklerinin ve teknolojik geçişin hızının, 2035 yasağının katı bir şekilde uygulanması için henüz hazır olmadığını düşünüyor. Endüstrinin geleceği, sadece bataryalı elektrikli araçlara (BEV) bağımlı olmamalıdır.
Sadece 2035 Değil: Ara Emisyon Hedefleri de Zorluyor
Otomobil üreticileri, 2035 hedefine ulaşmadan önce dahi ciddi emisyon kısıtlamalarıyla karşı karşıya. AB, 2025-2029 aralığı için filo emisyonlarının, 2020-2024 dönemine kıyasla %15 oranında düşmesini şart koşuyor. Stellantis Başkanı Elkann, daha da zorlu olan bir sonraki engel için de esneklik istiyor. 2030'dan başlayarak 2034 sonuna kadar şirketlerin filo emisyonlarını ortalama 49.5 g/km'ye indirmesi gerekiyor.
Elkann, bu kadar katı yıllık hedefler yerine, otomobil üreticilerine 2028-2032 gibi beş yıllık bir süre zarfında emisyonları ortalama alma izni verilmesi gerektiğini savunuyor. Bu yaklaşım, şirketlere piyasa koşullarına ve üretim planlarına uyum sağlamaları için daha fazla manevra alanı tanıyacaktır.
AB Filo Emisyon Hedefleri (CO2 g/km)
| Dönem | Hedef (g/km) | Açıklama |
|---|---|---|
| 2025–2027 | 93.6 g/km (Ortalama) | 2020–2024 dönemine göre %15 düşüş. |
| 2030–2034 | 49.5 g/km | Stellantis, bu hedefin 5 yıllık ortalama ile esnetilmesini talep ediyor. |
| 2035 Sonrası | Sıfır kuyruk borusu emisyonu | İçten yanmalı motorların yeni satışlarının tamamen yasaklanması hedefleniyor. |
Pazar Gerçekleri ve Sektörün Kaygıları
Stellantis ve diğer büyük otomobil üreticilerinin bu katı kurallara itiraz etmelerinin temel nedeni, pazarın henüz bu hıza hazır olmaması. Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) verilerine göre, AB'deki elektrikli araçların pazar payı Eylül ayı itibarıyla yalnızca %16.1 seviyesindeydi. Sadece dokuz yıl içinde bu oranın %100'e ulaşması, sektör tarafından oldukça gerçek dışı kabul ediliyor.
Eleştirel Bakış: Sektör Yok Olma Riskiyle Karşı Karşıya
BMW Teknoloji Şefi Joachim Post, elektrikli araç zorlamasının “bir endüstriyi öldürebileceği” uyarısında bulunmuştu. Mercedes CEO'su Ola Källenius da benzer şekilde, ICE yasağının kalması durumunda Avrupa otomobil endüstrisinin “tam gaz duvara doğru gittiğini” iddia etmişti. Bu açıklamalar, 2035 yasağının sadece çevresel bir hedef değil, aynı zamanda on binlerce kişiyi işsiz bırakma potansiyeli taşıyan bir ekonomik risk olduğunu gösteriyor.
Piyasa Dinamikleri: Çin Baskısı ve Uygun Fiyatlı EV'ler
Sektörün itirazlarına rağmen, elektrikli araç pazar payının önümüzdeki yıllarda hızla artması bekleniyor. Bu artış, kısmen yaklaşan uygun fiyatlı yeni modellerden kaynaklanıyor. Renault'nun 20.000 Euro altındaki Twingo'yu piyasaya sürmesi veya Volkswagen'in 2026'da 25.000 Euro'luk ID. Polo'yu ve 2027'de daha da küçük bir modeli tanıtma planları, EV'lerin kitlelere inmeye başladığını gösteriyor. Stellantis'in de 20.000 Euro'nun altındaki Citroën ë-C3 gibi bütçe dostu modellerle bu rekabete katılması, Çinli uygun fiyatlı EV üreticilerinin (örneğin BYD) Avrupa pazarına girişiyle oluşan baskıya bir tepki olarak görülüyor.
Özetle, Avrupa Birliği, 2035 hedefine ulaşmak için kararlılığını sürdürürken, Stellantis gibi büyük oyuncular bu katı geçişin sektörde ciddi bir krize yol açabileceği konusunda uyarıyor. Önümüzdeki ay yapılacak AB gözden geçirmesi, endüstrinin geleceği için kritik kararlara sahne olabilir.
Kaynak: Bu haber metni, Stellantis Başkanı John Elkann'ın Avrupa Birliği'nin emisyon hedeflerine dair yaptığı açıklamalara dayanan Motor1.com içeriğinden derlenerek hazırlanmıştır.