Mercedes-AMG C63'te 'Ruhsuz' Motor Dönemi Sona Eriyor: Büyük Silindirlere Geri Mi Dönülüyor?

Haber Merkezi

18 November 2025, 20:49 tarihinde yayınlandı

Mercedes-AMG C63 Dört Silindirli Motoru Bırakıyor: Hayranlar V8'e Geri Dönüş Bekliyor

Mercedes-AMG, performans tutkunları arasında büyük tartışmalara yol açan dört silindirli, plug-in hibrit C63 modelini (W206) üretimden kaldırma kararı aldı. Bu hamle, hem otomobilin ‘ruhsuz’ olduğu yönündeki sert eleştirileri hem de Avrupa’daki sıkılaşan gürültü yönetmeliklerini bir araya getiren zorunlu bir geri adım olarak görülüyor.

Sektör kaynaklarına sızan bilgilere göre, sadece birkaç yıl piyasada kalan bu model, beklenen ilgiyi görmeyince ve özellikle geleneksel AMG müşterilerini hayal kırıklığına uğratınca, markanın yönetim kurulu tarafından tekrar değerlendirmeye alındı. Şirket içinden sızan bir not, bu "hatalı" kararın sonunun geldiğini işaret ediyor.

Hangi AMG Modellerinin Üretimi Durduruluyor?

Almanya merkezli Elektroauto News tarafından yayımlanan dahili bir nota göre, mevcut dört silindirli AMG modelleri aşamalı olarak üretimden çekilecek. Bu kararın temelinde, yaklaşan 2026 model yılı için Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu (UNECE) tarafından zorunlu kılınan daha katı harici gürültü düzenlemeleri yatıyor. İşte üretim sonu tarihi belirlenen kritik modeller:

  • C43, GLC43 ve GLA35: Üretim, Şubat 2026’da sona erecek.
  • C63 ve GLC63: Bu modellerin üretimi ise Mayıs 2026’da tamamen durdurulacak.
  • İstisna: Dört silindirli tek etkilenmeyen modelin GLA45+ olduğu belirtiliyor.

Kararın Arkasındaki İki Büyük Neden

C63’ün bu kısa ömrü, iki ana faktörün kesişimi sonucu ortaya çıktı. Birincisi, performans otomobili topluluğunun dört silindirli motora karşı gösterdiği tepkiydi. Geleneksel V8 motorun derin gürültüsü ve karakteri olmadan, yüksek teknolojiye sahip bu hibrit güç ünitesinin “ruhu olmadığı” yönünde yaygın bir eleştiri mevcuttu.

Eleştirel Bakış Açısı: Mercedes, emisyon hedeflerine ulaşmak adına radikal bir kararla V8’i rafa kaldırmıştı. Ancak bu olay gösteriyor ki, lüks performans segmentinde sadece teknik mükemmellik yeterli değil; müşteriler aynı zamanda duygusal tatmin, yani motor sesi ve karakteri arıyorlar. Bu geri adım, mühendislik hedeflerinin bazen marka mirasının önüne geçemeyeceğini kanıtlıyor.

İkinci ve daha acil sebep ise gürültü düzenlemeleri. Mercedes'in dahili notunda açıkça belirtildiği üzere, yeni UNECE kuralları harici gürültü limitlerini düşürecek ve mevcut dört silindirli AMG motorlarının bu yeni standartlara uyarlanması maliyetli ve karmaşık olacak. Motor geliştirme yerine üretimi durdurma kararı, markanın bu motor serisinden beklediği verimi alamadığını gösteriyor.

Yeni C63'te V8 Geri Döner Mi?

Dört silindirli C63’ün başarısızlığının ardından Mercedes yöneticileri, hayranların geri bildirimlerini ciddiye aldıklarını kabul etti. Pazarlama ve Satış Kurulu Üyesi Mathias Geisen, daha önce yaptığı açıklamalarda bir sonraki C63’te daha büyük bir motorun yer alabileceğinin sinyallerini vermişti.

Piyasada dolaşan söylentiler ve beklentiler büyük ölçüde V8’in geri dönüşüne odaklanmış durumda. Ancak daha gerçekçi bir senaryo, emisyon standartlarını koruyarak performansı artıracak, daha güçlü ve karakterli bir V6 motorun (muhtemelen hibrit destekli) tercih edilmesi olabilir. Bu, hem elektrikliye geçiş stratejisini sürdürmeyi hem de performans tutkunlarının istediği motor sesini bir nebze olsun geri getirmeyi sağlayacak bir orta yol olabilir.

Ancak AMG'nin geleceği, bu ICE tartışmalarının ötesine geçerek tamamen elektrikli performansa odaklanmış durumda. Marka, Mercedes-Benz temellerinden bağımsız, Affalterbach'ta elektrikli araçlar için özel olarak tasarlanan AMG.EA platformunu kullanan ilk SUV modelini geliştiriyor. Bu tamamen elektrikli canavar, markanın 1.341 beygir gücündeki çılgın GT XX konseptinin SUV karşılığı olarak konumlandırılacak ve 2027 civarında Lotus Eletre gibi güçlü rakiplerle mücadele etmesi bekleniyor. AMG'nin V8 sesi kaybının yarattığı hayal kırıklığını tamamen bağımsız, elektrikli bir performans platformuyla telafi etme çabası, markanın gelecekteki vizyonunu netleştiriyor. Bu süreçte, Alman rakipler arasındaki elektrikli performans yarışı da kızışıyor; örneğin Porsche, en popüler SUV modeli Cayenne'in tamamen elektrikli versiyonunu tanıttı. Volkswagen Grubu’nun PPE platformu üzerine inşa edilen ve 113.0 kWh bataryaya sahip bu modelin Turbo versiyonu, 1000 beygir gücünü aşan performansıyla dikkat çekiyor. Porsche Elektrikli Cayenne modelinin 1000 HP’yi aşan performansı ve teknik detayları hakkında daha fazla bilgiye buradan ulaşabilirsiniz. Bu zorlu geçişte, Porsche gibi rakipler de EV hedeflerini piyasa taleplerine göre ayarlıyor. Marka, elektrikli araç benimsenmesinin yavaşlaması nedeniyle katı %80 EV hedefini geri çekerek, ikonik 911’in markanın ürettiği son içten yanmalı motorlu araç olacağını teyit etti ve müşterilere elektrikliye geçişte ‘seçim özgürlüğü’ sunmayı amaçlayan esnek bir benzinli-elektrikli strateji benimsedi. Porsche’nin Macan ve 911 geleceğini kapsayan esnek stratejisi hakkında daha fazla bilgiye buradan ulaşabilirsiniz. Mercedes-AMG’nin AMG.EA platformunu kullanan tamamen elektrikli SUV modeli ve ilk casus görüntüleri hakkında detaylı bilgiye ulaşın.

Bu bağlamda, Mercedes'in aksine General Motors (GM), elektrikli araçlara yaptığı devasa yatırıma rağmen geleneksel içten yanmalı motor (ICE) alıcılarını kaybetmek istemediğini gösteriyor. GM, 888 milyon dolarlık bir bütçeyle yeni nesil V8 motorlarını (5.7 litre verimlilik odaklı ve 6.6 litre performans odaklı seçeneklerle) geliştirmeye devam ediyor. Bu strateji, performans segmentindeki bazı büyük oyuncuların hâlâ yüksek hacimli motorların karakterine yatırım yaptığını açıkça ortaya koyuyor. General Motors’un yeni nesil V8 motorları ve bu stratejinin detayları hakkında daha fazla bilgi almak için buraya tıklayın.

Mercedes'in gelecekteki AMG modellerinde elektriği daha büyük ve “ruhlu” motorlarla eşleştirmesi bekleniyor. Bu karar, markanın performans DNA'sını koruma çabasının önemli bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Bu zorlu geçiş süreci sadece Alman devlerini değil, ikonik Japon markalarını da etkiliyor. Örneğin, Nissan, efsanevi GT-R'ın (R36) yeni neslinin tamamen elektrikli mi, hibrit mi yoksa içten yanmalı motorlu mu olacağına dair henüz net bir yol haritası çizememiş durumda. Nissan'ın bu belirsizliği, tüm sektörün elektrikliye geçişteki temkinli yaklaşımını yansıtıyor. Nissan GT-R R36’nın geleceği ve hibrit/elektrikli planların askıya alınmasıyla ilgili detaylı analizimize buradan ulaşabilirsiniz. Öte yandan, rakip BMW ise bu zorlu geçişi yönetmek adına çift kulvar stratejisi izleyerek hem içten yanmalı motorlu güçlü M modellerini koruyor hem de tamamen elektrikli M3 EV ve X3 M gibi canavarlarla 700 HP'ye varan performans hedeflerini sürdürüyor. Bu stratejinin somut bir örneği olarak, BMW 3 Serisi'nin 50. yıl dönümünü kutlamak amacıyla üretilen BMW M340i xDrive 50 Jahre Edition modeli öne çıkıyor. Bu özel seri, standart 386 beygir gücündeki turboşarjlı sıralı altı silindirli hafif hibrit motorunu korurken, geçmiş nesillerden ilham alan Avus Blue ve Boston Green gibi efsanevi retro dış renk seçenekleriyle markanın zengin tasarım tarihine saygı duruşunda bulunuyor. BMW M340i xDrive 50 Jahre Edition retro renkler ve özellikleri hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz. BMW M'in başındaki Frank van Meel, M3 ve yeni M5 Touring gibi modellerde görülen belirgin arka kapı/çamurluk geçişini, aracın arkasındaki kaslı yapıyı ve geniş aksları gizlemek yerine, 'gücü görebilmek' felsefesiyle bilinçli bir tasarım tercihi olarak savunuyor. BMW M3 ve M5 Touring arka kapı tasarımıyla ilgili Frank van Meel'in açıklamalarını buradan okuyabilirsiniz. BMW M3 EV ve X3 M elektrikli casus görüntüleri ve performans detayları hakkında daha fazla bilgi edinerek sektördeki bu denge arayışını inceleyebilirsiniz.

Kaynak: Haberin hazırlanmasında Motor1.com'un ilgili haber içeriği kullanılmıştır. Detaylı bilgi için tıklayın.