Netflix, son yıllarda Kore yapımı içeriklerle küresel izleyiciyi yakalamayı başardı. Ancak bu başarı sadece dramalarla sınırlı değil; platformun ilk Kore mutfak yarışması olan 'Culinary Class Wars' (Mutfak Sınıf Savaşları), geleneksel yarışma formatlarını kültürel sembolizmle birleştirerek kısa sürede beklenenin ötesinde bir fenomene dönüştü. Özellikle Tayvan gibi pazarlarda büyük ilgi gören bu yapımın sırları, Tayvan Yaratıcı İçerik Festivali'nde (TCCF) yapımcı Eunji Kim tarafından paylaşıldı.
Bu bağlamda, Tayvan sineması da özgün ve kültürel temalı yapımlarla dikkat çekmeye devam ediyor. Örneğin, Tayvanlı yönetmen Joseph Chen-Chieh Hsu'nun son filmi 'Double Happiness', Çin kültüründe düğünleri süsleyen ve iki tarafın amaçlanan tatminini temsil eden 'Çifte Mutluluk' sembolünü merkeze alıyor. Film, damadın ailesinin her iki tarafını da memnun etmek için aynı anda iki düğün yapması gibi absürt bir öncülü kullanarak modern Asya aile yaşamındaki kaosu ve gerilimi mizahi ve dramatik bir dille ele alıyor. Joseph Chen-Chieh Hsu’nun Tayvan sinemasında önemli bir yere sahip olan ve eleştirmenlerden karışık geri dönüşler alan bu yapımına dair detaylı incelemeyi Double Happiness film incelemesinde bulabilirsiniz.
Studio Slam yapımcısı Kim, sektörün köklü devleri olan 'Top Chef' gibi formatlara karşı nasıl bir farklılık yaratabilecekleri sorusuyla yola çıktıklarını belirtti. Amaç, sadece yemek pişirme yeteneğini değil, aynı zamanda Kore kültürüne özgü derinlikli bir hikayeyi de barındıran bir rekabet alanı oluşturmaktı.
Kore Kültüründen Doğan Çekirdek Fikir: 'Kaşık' Sembolizmi
Eunji Kim ve ekibi, 'Culinary Class Wars'ı yaratmadan önce, daha önce popüler olan 'Sing Again' (2020) yetenek yarışmasının deneyimlerinden faydalandı. Bu deneyimden yola çıkarak, şefler için bir yarışma tasarlama fikri doğdu. Ancak programı diğerlerinden ayıran en temel unsur, Kore'nin yerel kültürel kodlarını kullanması oldu.
Kore'de kaşık, geleneksel olarak sosyal sınıfın güçlü bir sembolü olarak kabul edilir. Bu kültürel gerçeklik, programın görsel kimliğinin ve dramatik geriliminin merkezine yerleştirildi. Program, mutfak elitini temsil eden Beyaz Kaşık Şefler ve daha az tanınan, zorlu yollardan gelen yetenekleri temsil eden Siyah Kaşık Şefler olarak ikiye ayrıldı. Bu ayrım, rekabetin sadece lezzetle değil, aynı zamanda geçmiş ve prestijle de ilgili olduğu gerilimini yarattı.
Formatın Eleştirel Yönü ve Evrensel Rezonans
Yapımcılar, sınıf temelli bu formatın katılımcılar tarafından hemen benimsenmediğini, ancak bunun gösterinin DNA'sının merkezi olduğunu kabul ettiler. Bu tür sınıflandırmalar, bazı izleyiciler veya eleştirmenler tarafından ilk başta bölücü veya yapay bulunabilir. Ancak yapım ekibinin bakış açısı farklıydı: gizli bir sınıflandırma sistemi yaratmak, rekabetin ana motoru olarak dramatik bir gerilim sağladı. Şeflerin performansı ve kendilerini pazarlama şekilleri doğaçlama olsa da, programın yapısı bu gerilim üzerine sıkıca inşa edildi.
Eunji Kim, bu kültürel özgüllüğün, gösteriyi uluslararası alanda kısıtlamadığını, aksine temasının evrensel olarak izleyicilerle rezonansa girdiğini vurguladı. Kim, "Bizim için bu bir Kore varyete şovuydu. Kore izleyicisine doğrudan hitap eden kültürel bir sembole ihtiyacımız vardı," dedi.
Ticari Başarı ve Sektörel "Geri Dönüş" Etkisi
'Culinary Class Wars'ın ilk sezonunun başarısının ardından, mutfak camiasından gelen tepkiler dramatik bir şekilde değişti. Kim, ikinci sezon için, ilk başta tekliflerini reddeden birçok şefin, gösteriyi izledikten sonra kendilerine geri döndüğünü açıkladı. Bu "geri dönüş" (boomerang) etkisi, yapım ekibinin yaratıcı yaklaşımının sadece sanatsal değil, aynı zamanda gerçek bir ticari değere sahip olduğunu da kanıtladı.
Kore mutfağını, kültürel sembolleri ve evrensel bir eğlence dilini konuşan rekabet formatını birleştiren 'Culinary Class Wars', Netflix'te olağanüstü bir görünürlük elde ederek reality-yarışma hikaye anlatımında yeni bir tarzın öncüsü oldu. Yeni sezon öncesinde, küresel izleyiciler mutfağın ötesine geçen daha zorlayıcı anlatıları merakla bekliyor. Bu trend, kültürel olarak hassas ve özgün yapımların evrensel başarı elde ettiğini gösteriyor. Örneğin, eleştirmenlerden tam not alan epik dönem dizisi *Shogun*'un yapımcısı Miyagawa Eriko'ya göre, bir hikayenin "epik" olması, bütçesiyle değil, "kaç kalbe ait olabileceği" felsefesiyle ilgilidir. Miyagawa Eriko'nun epik televizyonculuk ve kültürel işbirliği hakkındaki detaylı görüşlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Kaynak
Bu haberin hazırlanmasında Variety’nin Taiwan Creative Content Fest (TCCF) etkinliğinden alınan bilgiler kullanılmıştır.