Sinema dünyasının ikonik isimlerinden Sir Ian McKellen, beklenen yeni filmi "The Christophers"ın Toronto Film Festivali (TIFF) prömiyerine katılamadı. Usta aktör, doktorlarının uçuş yasağı nedeniyle bu önemli etkinliği kaçırmak zorunda kaldığını duyurdu. Steven Soderbergh yönetmenliğindeki film, McKellen'a yıllar sonra en dikkat çekici rollerinden birini sunuyor.
86 yaşındaki McKellen, önceden kaydedilmiş bir video mesajıyla izleyicilere seslenerek, "Tedbirli olmak pişman olmaktan iyidir" ifadelerini kullandı. Ünlü oyuncu, Toronto'ya son gelişinin 1999 yılında, Magneto karakterini ilk kez canlandırdığı "X-Men" filminin çekimleri için olduğunu hatırlattı. McKellen'ın bu rolü yaklaşan "Avengers: Doomsday" filminde yeniden üstleneceği de biliniyor.
"Eğer filmi beğenirseniz, lütfen arkadaşlarınıza da söyleyin. Festivallerin amacı da biraz bu değil mi?"
"The Christophers": Entrika ve Mizah Dolu Bir Hikaye
McKellen prömiyere katılamasa da, yönetmen Steven Soderbergh, senarist Ed Solomon ve filmin diğer yıldızları Michaela Coel ile Jessica Gunning etkinlikte hazır bulundu. Toronto Film Festivali'nin en çok konuşulan ve alıcıların gözdesi olması beklenen 15 film arasında yer alan "The Christophers", dağıtım anlaşması arayışında olan, huysuz bir ressamı (McKellen) ve onun ayrı yaşadığı çocuklarının (Gunning ve James Corden) hikayesini anlatıyor. Çocuklar, daha büyük bir miras elde etmek amacıyla sahtekar birini (Coel) tutarak babalarının bitmemiş tablolarını çalıp tamamlatmayı planlıyorlar. McKellen'ın performansının kariyerinin en iyilerinden biri olduğu söylenen bu yapım, CAA Media Finance tarafından uluslararası satışları yürütülen bir dramedi olarak dikkat çekiyor. Seyircinin, McKellen'ın birbiri ardına sıraladığı incelikli esprilerle dolu bu karmaşık komediyi oldukça beğendiği aktarıldı.
Soderbergh ve Solomon'dan Filmin Doğuşu
Steven Soderbergh, "The Christophers" filminin Tom Ripley benzeri bir karakter etrafında film çekme fikrinden doğduğunu belirtti. Ancak ortaya çıkan ürün, tipik bir Patricia Highsmith eserinden çok daha "nazik" bir tona sahip oldu.
Ed Solomon, filmin yapım sürecine dair şunları ekledi: "Yazarlık ve komedi alanında vazgeçmiş birçok mentorum hakkında bir şeyler yapmak istiyordum. Konuşmaya başladığımızda hemen 'Aman Tanrım, bu ne hakkında biliyorum' dedim." Soderbergh ise, "Ed, projeye daha derin ve açıkçası daha eğlenceli bir şeyler kattı, bu yüzden onu bu fikrin peşinden gitmeye teşvik ettim" şeklinde konuştu.
Michaela Coel'den Ian McKellen'a Övgüler
Filmde rol alan Michaela Coel, Ian McKellen ile çalışmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek onu bir "kahraman" olarak nitelendirdi. Coel, "O sadece en tatlı ruha sahip. Her zaman neşeli bir ruha sahipti... Ian McKellen gibi bir karakterle benim bir araya gelip birbirimizi sevmemiz fikrini çok sevdim" ifadelerini kullandı.
SenNexus Notu: Bir Prömiyerin Önemi ve Dağıtım Süreci
Büyük bir film festivalinde ana oyuncunun prömiyere katılamaması, özellikle "The Christophers" gibi dağıtım arayışında olan bir yapım için önemli bir dezavantaj olabilir. Toronto Uluslararası Film Festivali (TIFF), her yıl olduğu gibi, hem ödül sezonunun ilk sinyallerini veren hem de bağımsız yapımlardan büyük bütçeli projelere kadar geniş bir yelpazede filmlerin dağıtım hakları için kıyasıya bir pazar yeri olan kritik bir platformdur. Ancak Toronto geçmişte de gösterdi ki, etkileyici bir kadro veya yönetmen ismi her zaman alıcıların ilgisini garantilemeyebiliyor. Festivaller, filmlerin dünya sahnesinde tanıtıldığı, eleştirmenler ve potansiyel alıcılarla buluştuğu kilit platformlardır. Başrol oyuncusunun varlığı, filme olan ilgiyi artırarak medya kapsamını genişletebilir ve dağıtımcıların dikkatini çekmede kritik bir rol oynar. McKellen gibi efsanevi bir ismin yokluğu, filmin başlangıçtaki "buzz"ını bir nebze etkilese de, Soderbergh'in yönetmenliği ve güçlü oyuncu kadrosu filmin şansını yüksek tutmaya devam edecektir. Bu durum, sağlık sorunlarının sektördeki en deneyimli isimleri bile nasıl etkileyebileceğini ve bir filmin başarısının sadece içeriğe değil, aynı zamanda tanıtım ve pazarlamaya ne kadar bağlı olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Bu yılki Toronto Film Festivali, sadece drama ve bağımsız filmlere ev sahipliği yapmakla kalmıyor, aynı zamanda komedi dünyasındaki yeni açılımlara da sahne oluyor. Örneğin, bir zamanlar 'There's Something About Mary' gibi gişe rekortmeni komedilere imza atan usta yönetmen Bobby Farrelly de, azalan R-dereceli komedi trendini tersine çevirme iddiasındaki yeni filmi 'Driver's Ed' ile Sam Nivola, Molly Shannon ve Kumail Nanjiani gibi isimleri bir araya getirerek festivalde yerini aldı. Farrelly'nin bu hamlesi, stüdyoların 'risk almaktan kaçınması' ve 'politik doğruculuk' baskısı nedeniyle komedi filmlerinin ekranlardan çekildiği bir dönemde cesur bir girişim olarak öne çıkıyor. Bu da festivallerin, farklı türlerdeki filmlerin cesur denemelerine kapı açan platformlar olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Festival, ayrıca Güney Koreli yönetmen Yoon Ga-eun'un altı yıl aradan sonra gelen ve birinci şahıs anlatımından üçüncü şahıs bakış açısına radikal bir geçişi işaret eden yeni filmi 'The World of Love'ın Platform bölümündeki prömiyerine ev sahipliği yaptı. 50. yıl dönümünü kutlayan TIFF, Kanadalı komedi dehası John Candy'nin hayatına odaklanan, Colin Hanks'in yönettiği ve Ryan Reynolds'ın yapımcılığını üstlendiği "John Candy: I Like Me" belgeselinin de dünya prömiyerini açılış gecesinde gerçekleştirdi. Bu çeşitlilik, Toronto Film Festivali'nin sinemanın farklı türlerine ve coğrafyalarına nasıl kucak açtığını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Sir Ian McKellen'ın sağlık sorunları nedeniyle prömiyere katılamaması üzüntü yaratmış olsa da, "The Christophers" filmi Toronto Film Festivali'nde olumlu eleştirilerle karşılandı. Film, Soderbergh'in kendine has anlatım tarzı ve güçlü oyuncu performanslarıyla sinemaseverlerin beğenisini toplamayı hedefliyor. Umuyoruz ki usta oyuncu bir an önce sağlığına kavuşur ve bu ilgi çekici yapım kısa sürede küresel dağıtımını bulur.
Toronto Film Festivali 2025, film endüstrisi için bir dönüm noktası olmaya aday. Hem sanatsal yenilikleri hem de ticari potansiyeli bir araya getiren bu filmler, önümüzdeki ödül sezonunun ve sinema gündeminin ana hatlarını çizecek gibi görünüyor. Dağıtımcılar ve yapımcılar için bu festival, sadece yeni projeleri keşfetmekle kalmayıp, aynı zamanda sektörün geleceğine yön veren önemli kararların alındığı bir platform olacak. Bu yılki festivalden öne çıkan 'buzzy' filmler ve detaylı alışveriş rehberi hakkında daha fazla bilgi edinmek için Nexushaber.com adresindeki Toronto Film Festivali 2025: Buzzy Filmler ve Alışveriş Rehberi içeriğimize göz atabilirsiniz.
Kaynak: Variety