Hollywood’da ödül sezonu, her yıl olduğu gibi, tahmin edilemezlik ve yoğun lobi faaliyetleri ile tam gaz devam ediyor. 2025 takvimi gösterirken, **8 Aralık Pazartesi sabahı** açıklanan Golden Globe ve Critics Choice Ödülleri adaylıklarının açıklanmasıyla birlikte rekabet zirveye ulaştı. Adaylıkları okuyan sunucular Marlon Wayans ve Skye P. Marshall’dı, ancak özellikle Wayans’ın K-Pop ve uluslararası yapımlardan gelen zorlu isimleri telaffuz ederken yaşadığı zorluklar, yapımcılar arasında kısa süreli bir endişe yarattı. Geçtiğimiz yedi gün, stüdyoların Oscar yarışındaki pozisyonlarını pekiştirmek için düzenlediği yıldızlarla dolu 'For Your Consideration' (FYC) etkinlikleriyle adeta bir fırtınaya dönüştü. Artık mesele sadece sanatsal başarı değil, doğru zamanda doğru kişilere ulaşmak haline geldi.
Ödül Cephesinden Gelen Sinyaller: Yarış Nasıl Şekillendi?
Ödül sezonunun en kritik göstergelerinden olan Golden Globe adayları, haftanın başında ilan edildi ve tahminleri altüst eden uluslararası ve tür çeşitliliğine sahip bir tablo ortaya çıkardı. Paul Thomas Anderson’ın filmi “One Battle After Another” dokuz adaylıkla filmler arasında zirveye yerleşirken, **Leonardo DiCaprio, Chase Infiniti, Benicio del Toro, Sean Penn ve Teyana Taylor için beş ayrı oyunculuk adaylığı alarak bu gücünü pekiştirdi.** “Sentimental Value,” “Sinners,” “Marty Supreme” ve “The Secret Agent” gibi yapımlar da güçlü rakipler olarak kendilerini gösterdi. Bu yapımlar arasında, “The Secret Agent”daki performansıyla Brezilyalı aktör Wagner Moura’nın Drama Filminde En İyi Erkek Oyuncu kategorisine aday gösterilerek Altın Küre tarihinde bu alanda aday olan ilk Brezilyalı erkek oyuncu olması dikkat çekici bir gelişmeydi. Ancak “Wicked: For Good” ve “Jay Kelly” gibi beklenen bazı yapımların Komedi/Müzikal dalında En İyi Film listesine girememesi, yarışın ne kadar acımasız olduğunu bir kez daha kanıtladı. Özellikle gişe devi *“Superman”* filminin ana kategorilere, hatta ‘Sinematik ve Gişe Başarısı’ kategorisine dahi girememesi, sektörde büyük bir şok etkisi yarattı.
Adaylıklar, organizasyonun küresel çeşitliliğe ne kadar önem verdiğini de gösterdi; **En İyi Film adaylarının 12 tanesinden 5'inin İngilizce olmayan yapımlardan oluşması, uluslararası sinemanın gücünü pekiştirdi.** İlk kez bir Güney Kore filmi (Neon yapımı “No Other Choice”) ve tarihte sadece ikinci kez İngilizce olmayan bir film Drama dalında En İyi Film adayı oldu. Aynı zamanda, Richard Linklater, “Blue Moon” ve Fransızca filmi “Nouvelle Vague” ile iki ayrı film adaylığı alarak, en son 1963’te görülen eşsiz bir başarıya imza attı. **Bu şok gelişmeleri ve Altın Küre adaylıklarının uluslararası sinemadaki etkisini detaylı incelemek için Altın Küre Adaylıkları, Uluslararası Sinema ve Şok Gelişmeler başlıklı haberimizi okuyabilirsiniz.**
Ödül sezonuna damga vuran tüm bu sürprizler ve tartışmalı kararlar hakkında daha detaylı bilgi almak için 2026 Golden Globes adaylık şokları: Wicked, Superman, Günah Keçisi başlıklı haberimizi okuyabilirsiniz.
Sadece Golden Globe değil, Critics Choice adaylıkları da filmlerin momentumunu pekiştirdi. Sürpriz bir şekilde En İyi Film adaylığı alan “Bugonia” ile Emma Stone’un performansı dikkat çekerken, Jacob Elordi (“Frankenstein”) ve Jessie Buckley (“Hamnet”) gibi oyuncu seçimleri de sektörde gerçek bir heyecan yarattı. Los Angeles Film Eleştirmenleri Birliği’nin (LAFCA) Ethan Hawke ve Rose Byrne’a verdiği ödüller ise eleştirel konsensüsün henüz netleşmediğini gösterdi.
Stratejik Hamleler: Hollywood’un Lobi Faaliyetleri Hız Kesmiyor
Adaylıkların ardından stüdyolar, özellikle Akademi üyeleri ve önemli Lonca (Guild) seçmenlerini etkilemek amacıyla FYC etkinliklerini artırdı. Bu etkinlikler, filmlerin kültürel etkisini ve yaratıcı derinliğini hatırlatmak için stratejik birer araç işlevi görüyor.
1. “Sinners” Yemeği: New York’ta Güç Gösterisi
Warner Bros., Ryan Coogler'ın eleştirmenlerce yakından takip edilen filmi “Sinners” için New York Soho'da samimi bir öğle yemeği düzenledi. Golden Globe ve Critics Choice adaylıklarından hemen önce yapılan bu etkinlik, filmin yıldızları Ryan Coogler, Michael B. Jordan ve Delroy Lindo’yu, Gayle King, Laverne Cox, Phylicia Rashad gibi etkili isimlerle bir araya getirdi. Bu tür bir etkinlik, sadece bir kutlama değil, aynı zamanda filmin arkasındaki gücü ve kültürel ağırlığı seçmenlere hatırlatan sessiz bir pazarlama hamlesiydi.
2. Reba McEntire’dan “Song Sung Blue”ya Yıldızlı Destek
Focus Features, müzikal draması “Song Sung Blue”nun ödül kampanyası için Country müzik ikonu Reba McEntire ile iş birliği yaptı. Los Angeles'taki Yönetmenler Birliği'nde (DGA) düzenlenen bu özel gösterim, Akademi ve DGA üyeleri tarafından büyük ilgi gördü. Gösterimin ardından McEntire’ın moderatörlüğünde, yönetmen Craig Brewer ile yıldızlar Hugh Jackman ve Kate Hudson’ın katıldığı coşkulu bir soru-cevap seansı yapıldı. Filmin başrol oyuncusu Kate Hudson’ın kısa süre önce En İyi Aktris (Komedi) dalında Golden Globe adaylığı alması, bu etkinliğin zamanlamasının ne kadar yerinde olduğunu gösteriyor.
3. Baz Luhrmann ve Sofia Coppola'nın Prestij Katkısı
Universal Pictures’ın müzikali “Wicked: For Good” için Baz Luhrmann, Los Angeles’ta canlı performans ve resepsiyon içeren görkemli bir etkinlik düzenledi. Etkinliğe Charlize Theron’un katılımı, filmin ihtişamını ve sanatsal etkisini vurgulayan güçlü bir destek oldu.
Diğer yandan, Joachim Trier’in güçlü adayı “Sentimental Value” da kampanyasını hızlandırdı. New York’taki önemli bir gösterime, Oscar ödüllü yönetmen Sofia Coppola katılarak filmi bizzat tanıttı ve destekledi. Coppola’nın bu düzeydeki bir prestij figürünün filme açıkça destek vermesi, “Sentimental Value”nun kritik çevrelerdeki konumunu pekiştirdi.
Gizli Favoriler: Belgesel Cephesinde “Predators” Yükselişi
Kurgu filmlerin yanı sıra belgesel kategorisinde de rekabet kızışıyor. Sundance 2025’te büyük beğeni toplayan “Predators” belgeseli, MTV Documentary Films dağıtımcılığıyla güçlü bir Oscar adayı olarak öne çıkıyor. Şu anda Rotten Tomatoes’ta %98 “Certified Fresh” derecesiyle eleştirmenlerden tam not alan film, belgesel dalındaki zorlu yarışta “kara at” (dark horse) olarak konumlanıyor.
Ödül sezonunun bu yoğunluğu, akıllara kaçınılmaz bir soruyu getiriyor: Başarı, gerçekten filmin sanatsal değerinden mi kaynaklanıyor, yoksa stüdyoların yüz binlerce dolar harcadığı bu FYC etkinliklerinin getirdiği görünürlükten mi? Hollywood’un ‘görmezsen oy vermezsin’ felsefesi, maalesef bütçesi daha kısıtlı ama eleştirel anlamda güçlü olabilecek bağımsız yapımları gölgede bırakma riski taşıyor. Sofia Coppola’nın bir filmi tanıtması ya da Baz Luhrmann'ın gösterişli bir partisi, bazen eleştirmenlerin incelemesinden daha güçlü bir etki yaratabiliyor.
Organizasyonel Yenilik: Yeni Kategorilerle Evrim
Organizasyon, yayıncılık formatlarının evrimine ayak uydurarak bu yıl ilk kez 'En İyi Podcast' kategorisini ekledi. Bu karar, sesli medyanın ana akım eğlence olarak kabul edildiğini gösteriyor. Bu yenilik, Amy Poehler ve Dax Shepard gibi büyük isimlerin ilgisiyle karşılaşırken, ilk adaylar arasında Alex Cooper’ın popüler şovu **Call Her Daddy**, yıldızlarla dolu **SmartLess** ve **Armchair Expert With Dax Shepard** gibi milyonlara ulaşan yapımlar yer aldı.
Öte yandan, yapımcılar ödül sezonu sırasında sunucuların isim telaffuzlarında yaşadığı zorluklar ve podcast ödülünün lojistik olarak Beverly Hilton’da yaratacağı alan sıkıntısı gibi konularla da mücadele ettiler. Golden Globes yapımcılarının isim telaffuzu zorlukları ve yeni podcast kategorisine dair açıklamalarını incelemek için bu habere göz atabilirsiniz.
Önümüzdeki haftalar, özellikle Lonca adaylıklarının (DGA, PGA, SAG) açıklanmasıyla birlikte Oscar resmini daha da netleştirecek. Stüdyoların bu stratejik adımları, nihai sonuçlar üzerinde belirleyici olacak gibi görünüyor.