Otomotiv Devleri Kritik Pazarda Güç Birliği Yapıyor: Nissan ve Honda'nın ABD İş Birliği Neden Kritik?

Haber Merkezi

15 November 2025, 10:35 tarihinde yayınlandı

Nissan ve Honda'nın ABD Planı: Küresel Birleşme Ölse de Lokal İş Birliği Neden Hayatta?

Dünyanın dördüncü büyük otomobil üreticisini yaratma potansiyeli taşıyan Nissan ve Honda arasındaki küresel çaplı birleşme görüşmeleri, bu yılın başlarında beklentilerin aksine sonuçlandı. İki dev arasındaki anlaşmazlığın temelinde, özellikle Honda'nın Nissan'ı bir yan kuruluş haline getirme isteği yatıyordu. Bu durum, Nissan'ın “gururunu” zedeleyeceği gerekçesiyle reddedildi. Ancak rekabetçi piyasa koşulları ve elektrikli dönüşümün yüksek maliyeti, eski rakipleri masaya yeniden oturttu, bu sefer odak noktası sadece Kuzey Amerika pazarı oldu.

ABD pazarı, her iki Japon üretici için de satış hacmi açısından açık ara en büyük ve en kârlı bölgeyi temsil ediyor. Canton, Mississippi'deki Nissan fabrikası ve Ohio, Alabama, Indiana'daki geniş Honda tesisleri, bu pazarın önemini gösteriyor. Ancak son yıllarda bu kârlılık, özellikle ABD yönetiminin uyguladığı gümrük vergileri, elektrifikasyonun gerektirdiği devasa sermaye yatırımları ve BYD gibi Çinli üreticilerin agresif yükselişi nedeniyle tehdit altında. Sektördeki rakiplerin, örneğin Toyota'nın katı hal bataryalarıyla 40 yıl ömür ve %90 kapasite koruma gibi iddialı hedefler belirlemesi, elektrifikasyon yarışındaki teknolojik baskıyı daha da artırıyor. Toyota’nın 40 yıl ömürlü katı hal batarya teknolojisi üzerine bu tür vizyoner açıklamalar, Nissan ve Honda gibi geleneksel üreticileri iş birliğine iten ana maliyet unsurlarından biridir.

İş Birliğinin Temel Dinamikleri ve Sinerjiler

Nissan Başkanı ve CEO'su Ivan Espinosa, Yokohama'daki genel merkezde yaptığı bir röportajda, “ABD'de nasıl iş birliği yapabileceğimizi, ortak ürün veya güç aktarma organı geliştirme fırsatlarını görüşüyoruz,” diyerek görüşmelerin yapıcı ruhunu vurguladı. Bu görüşmeler, Ağustos 2024'te yazılım tabanlı araçlar, bataryalar ve elektrik motorları üzerine ortak araştırma yapmak için imzalanan niyet mektubunun ötesine geçebilir.

Değerli Sinerjiler Neler?
  • Honda'dan Nissan'a: Nissan'ın model yelpazesinde eksik olan, ancak pazarın hızla talep ettiği hibrit teknolojileri. Honda, bu alanda güçlü ve verimli motorlara sahip.
  • Nissan'dan Honda'ya: Honda'nın henüz piyasaya sunamadığı, uygun fiyatlı ve başarılı bir elektrikli araç olan yeni nesil Leaf'in temelini oluşturan EV mimarisi (CMF-EV platformu).

Bu stratejik iş birliği, her iki şirketin de piyasa boşluklarını doldurmasına olanak tanıyacak. Espinosa, elektrikli araç adaptasyon hızının yavaşlaması nedeniyle içten yanmalı motorların (ICE), hibritlerin ve EV'lerin bir arada var olacağı bir geleceğe inandıklarını belirtti. ABD pazarında elektrikli araç satışlarının beklentileri karşılamaması ve federal teşviklerin sona ermesiyle pazardaki dramatik gerileme, otomotiv devlerini maliyetleri düşürmeye ve otonom sürüş gibi alternatif teknoloji alanlarına yönelmeye itiyor. Bu bağlamda, Honda, hibrit pazarındaki liderliğini güçlendiriyor; Japon üretici, 2027'den itibaren Kuzey Amerika pazarı için tasarlanmış, tam boyutlu SUV'lara yönelik yeni nesil V6 motorlu hibrit sistemlerini duyurdu. Bu sistemler, mevcut V6'lara kıyasla %30 daha iyi yakıt verimliliği ve %10 daha hızlı ivmelenme hedefleriyle geliyor. Honda’nın yeni nesil hibrit SUV ve V6 motorlar ile yakıt verimliliği hamlesine dair detaylar, hibrit pazarında zayıf kalan Nissan için büyük bir fırsat sunarken, Honda da yeni nesil EV teknolojilerinde maliyet avantajı sağlayabilir.

Piyasadaki Zorluklar ve Alternatif Bakış Açıları

Nissan ve Honda'nın bu hamlesi, otomotiv sektöründeki maliyet baskısının ne denli büyük olduğunu gösteriyor. Bu baskı sadece Japon üreticileri etkilemekle kalmıyor; Volkswagen Grubu bünyesindeki Audi’nin ABD’de yerelleşme planları da benzer zorluklarla karşı karşıya. Alman gazetesi Bild’in kaynaklarına göre, Audi'nin gümrük vergilerini aşmak için ABD'de üretim yapma planları, şirketin sermaye eksikliği nedeniyle gerçekleşmesi zor bir hale geldi.

Bu durum, küresel çapta büyük yatırım paketlerini erteleyen Volkswagen Grubu’nun, sadece ABD gümrük vergileri nedeniyle haftalık milyonlarca dolar kayıp yaşadığı ve Çin pazarındaki yerel rekabetle de mücadele ettiği gerçeğini gözler önüne seriyor. Büyük otomobil üreticilerinin bile ABD pazarında tek başına rekabet etmekte ne kadar zorlandığını kanıtlıyor.

ABD'nin Lityum Hamlesi: Tedarik Zincirindeki Kritik Adım

Otomotiv endüstrisinin geleceği olan EV bataryalarının temel ham maddesi lityum, ABD'deki yerel üretim çabalarıyla gündemde. ABD hükümeti, Kanadalı lityum çıkarma şirketi Standard Lithium'a milyonlarca dolarlık Enerji Bakanlığı (DOE) hibesi ve hızlandırılmış federal izinler sağlayarak sektöre destek veriyor. Şu anda küresel lityum madenciliğinin büyük kısmı Güney Amerika’da gerçekleşirken, işleme ve rafine etme süreçlerinde Çin domine ediyor. ABD'nin bu hamlesi, Çin'e olan bağımlılığı azaltma ve elektrifikasyon tedarik zincirini güvence altına alma açısından stratejik önem taşıyor.

Sonuç olarak, Nissan ve Honda’nın ABD ortaklığı, sadece iki şirketin kârını artırmayı değil, aynı zamanda küresel rekabetin en yoğun yaşandığı pazarda hayatta kalmayı hedefleyen, zorunlu ancak stratejik bir hamle olarak değerlendirilebilir. Hibrit ve elektrikli araç teknolojilerinin paylaşımı, maliyetleri düşürürken pazardaki rekabet avantajlarını artıracaktır.

***

Kaynak: Haberde yer alan bilgiler, insideevs.com'da yayımlanan "The Global Nissan-Honda Merger Failed. But A U.S. Partnership Is Very Much Alive" başlıklı yazıdan derlenmiştir. (Kaynak bağlantısı: https://insideevs.com/news/778991/nissan-honda-us-partnership-is-alive/)