Bentley'nin iddialı elektrikli dönüşüm planları, pazar gerçekleriyle yüzleşerek ertelendi. Başlangıçta 2030'a kadar tamamen elektrikli olma hedefi koyan marka, lüks elektrikli araçlara olan talebin beklenen seviyelere ulaşmaması nedeniyle stratejisini yeniden gözden geçirme kararı aldı. Bu durum, otomotiv sektörünün elektrikli geleceğe geçişinde karşılaştığı zorlukları bir kez daha gündeme getiriyor.
Bentley'nin İddialı Başlangıcı ve Erteleme Süreci
Beş yıl önce Bentley, içten yanmalı motorlu araçları 2030 yılı sonuna kadar tamamen üretimden kaldırma sözü vermişti. Ancak 2024'e gelindiğinde, eski CEO Adrian Hallmark, plug-in hibrit modellerin 2030 sonrasında da satılmaya devam edeceğini, tamamen elektrikli portföyün ise 2033'e kadar ertelendiğini açıklamıştı. Yeni CEO Frank-Steffen Walliser'ın göreve gelmesiyle bu hedef daha da ötelenerek 2035'e çekildi. Şimdi ise gelecek on yılın ortası bile gerçekçi görünmüyor.
Lüks EV Talebindeki Düşüş ve CEO'dan Açıklama
Bentley CEO'su Walliser, Autocar'a yaptığı açıklamada, "Lüks elektrikli araçlara olan talepte bir düşüş var ve müşteri talebi henüz tamamen elektrikli bir stratejiyi destekleyecek kadar güçlü değil. Lüks pazar, Beyond100 [Kasım 2020'de açıklanan strateji] duyurulduğumuz zamankinden çok farklı" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, sektördeki beklentiler ile gerçek pazar dinamikleri arasındaki farkı net bir şekilde ortaya koyuyor. Beklenenden daha yavaş elektrikli araç benimsenmesi, markaların stratejilerini revize etmesine neden oldu. Bu durum, Bentley gibi lüks markaların yanı sıra, Ford'un lüks markası Lincoln'ı da etkilemiş ve başlangıçta 2027 için planlanan tamamen elektrikli üç sıralı crossover projesini iptal etmelerine neden olmuştur. Lincoln, bu iptalin ardından hibrit teknolojiye yönelme kararı alarak, Ford Motor Company CEO'su Jim Farley'nin "hibrit ve menzili artırılmış elektrikli araçların Lincoln'ın ihtiyaçlarına şu anda daha iyi hizmet edeceği" yönündeki açıklamalarını teyit etmiştir. **Benzer şekilde, Ford da elektrikli araç (EV) satışlarındaki yavaşlama nedeniyle Almanya'nın Köln kentindeki fabrikasında 1.000 kadar çalışanı işten çıkarma ve 2026 yılından itibaren üretimi iki vardiyadan tek vardiyaya düşürme kararı almıştır. Bu radikal hamle, Ford'un Avrupa pazarındaki zorlu rekabet ve değişen tüketici tercihleri karşısında aldığı önlemlerin en yenisi olarak dikkat çekmektedir.** **Bu bağlamda, Japon devi Nissan da popüler elektrikli SUV modeli Ariya'nın 2026 model yılından itibaren ABD pazarı için üretimini durdurma kararı aldı. Bu karar, şirketin küresel yeniden yapılanma sürecinin, Nissan'ın kaynaklarını daha verimli kullanma çabasının yanı sıra, eski Başkan Donald Trump'ın uyguladığı %15'lik gümrük vergileri ve federal EV vergi kredisinin sona ermesi gibi faktörlerle Ariya'nın ABD pazarındaki rekabet gücünün azalması ve satış performansının beklentilerin altında kalması gibi nedenlere dayanıyor. Nissan, kaynaklarını yeni ve daha uygun fiyatlı 2026 model Leaf'in lansmanına aktararak, elektrikli araçlara daha erişilebilir bir seçenek sunmayı hedefliyor.** Öte yandan, Audi'nin de 1976'dan bu yana süregelen bir geleneği sona erdirerek, performansa düşkün tutkunları arasında kült statüsüne ulaşmış sıralı beş silindirli motorunun üretimini sona erdirme kararı, sıkılaşan emisyon düzenlemeleri ve bu motor için yeterli pazar talebinin olmaması gibi faktörlerle açıklanıyor. **Özellikle RS3 modelinin yaklaşık iki yıl içinde üretimden kalkmasıyla veda edecek bu efsanevi motorun sonlandırılmasının ardındaki temel nedenler, sıkılaşan Euro 7 emisyon düzenlemeleri ve bu motor için gerekli mühendislik ve maliyet yatırımını haklı çıkaracak pazar talebinin olmaması olarak belirtiliyor. Nitekim Audi CEO'su Gernot Döllner, beş silindirli motoru Euro 7 standartlarına uyumlu hale getirmenin "teknik olarak zor olmadığını" ancak asıl sorununk gerekli yatırım için yeterli "ölçek ve genel pazar talebi" olmadığını vurguladı. Audi'nin bu ikonik motoruna vedası hakkında daha fazla bilgi için buraya tıklayın.** Bu genel stratejik dönüşüm, otomotiv sektörünün tamamen elektrikli geleceğe geçişte karşılaştığı maliyet, altyapı ve müşteri talebi gibi zorlukları bir kez daha gözler önüne seriyor.
Volkswagen Grubu'nda Geniş Çaplı Etki
Bentley, bu konuda yalnız değil. Volkswagen Grubu'nun diğer önemli markaları Porsche ve Audi de benzer şekilde elektrikli araç geçişlerini yavaşlatarak içten yanmalı motorlara daha uzun süre bağlı kalmak zorunda kaldı. Özellikle spor otomobil dünyasının ikonik markası Porsche, merakla beklenen 718 Boxster ve Cayman modellerinin 2026 yılına kadar tamamen elektrikli olacağı yönündeki önceki planlarına rağmen, benzinli motorlu versiyonları da ürün gamında tutacağını duyurdu. Ayrıca, Cayenne modelinin üzerinde konumlanacak olan yeni üç sıralı SUV'unun da ilk etapta tam elektrikli olarak piyasaya sürülmesinden vazgeçerek, benzinli motor ve plug-in hibrit (PHEV) güç aktarma organlarıyla sunulacağını açıkladı. Bu stratejik değişiklikleri 'yeni pazar gerçekleri ve değişen müşteri talepleri' ile uyumlu olarak tanımlayan Porsche CEO'su Oliver Blume'un ifadeleriyle, Porsche yeni SUV modelinde elektrikli motor ertelemesi ve stratejik dönüşüm, sektördeki geniş çaplı dönüşümün sadece Porsche'ye özgü olmadığını, küresel bir trendin yansıması olduğunu gösteriyor. Bu gelişme, özellikle serinin 'üst' versiyonlarında, muhtemelen RS gibi özel rozetli modellerde benzinli motor seçeneklerinin sunulacağı anlamına geliyor ve hatta bu durum, elektrikli 718'lerden daha premium ve yüksek fiyatlı benzinli 718'lerin ortaya çıkabileceği algısını güçlendiriyor. Bu radikal geçiş ve sonrasında gelen benzinli motor kararı, pazarın mevcut karmaşıklığını ve risklerini bir kez daha gözler önüne seriyor. Porsche 718 Boxster ve Cayman'ın benzinli motorlara geri dönüş stratejisi ve pazarın dinamikleri hakkında daha fazla bilgiyi burada bulabilirsiniz. Bu stratejik değişim sadece 718 serisiyle sınırlı kalmayarak Porsche'nin ürün yol haritasında başka modellerde de benzer eğilimlerle kendini gösteriyor:
- Yeni Macan: İlk nesil Macan'ın yerine 2028'de gelecek olan crossover modelin plug-in hibrit seçeneğiyle birlikte benzinli versiyonu da olacak.
- Prestige SUV: Başlangıçta tamamen elektrikli olması planlanan üç sıralı 'Prestige' SUV modeli de 'pazar koşulları' nedeniyle içten yanmalı ve PHEV (plug-in hibrit) versiyonlarıyla sunulacak. Hatta bu versiyonların elektrikli modelden önce piyasaya sürülmesi bekleniyor.
- 911 Serisi: Markanın ikonik modeli 911, bu on yıl içinde tamamen elektrikli olmayacak. Ancak hibrit seçeneklerin GTS ve Turbo S'in ötesine geçmesi bekleniyor. Buna ek olarak, Porsche, 911 serisinde manuel vites seçeneğini koruma konusunda kararlılıkla hareket ediyor. Özellikle 911 Model Serisi Direktörü Michael Rösler, manuel vites tutkunlarına ulaşmak için tüm olasılıkları düşündüklerini belirtiyor. Günümüzde Carrera T ve GT3 gibi modellerde manuel 911 seçenekleri sunulsa da, yeni hibrit güç aktarma sistemlerinin manuel şanzımanla uyumsuzluğu, bu seçeneği gelecekte daha da kısıtlayabilir; zira yeni hibrit GTS modelleri manuel vitesle sunulamıyor. Marka, manuel vites geleneğini özel seri modellerle canlı tutmayı hedefliyor. Daha fazla bilgi için Porsche 911 manuel vites geleneği özel serilerle devam edecek mi? başlıklı haberimize göz atabilirsiniz.
- Cayenne ve Panamera: İçten yanmalı motorlu Cayenne ve Panamera'nın da 2030'lara kadar ürün gamında kalacağı, hatta V-8 motorların varlığını sürdüreceği doğrulanıyor.
Bu karara, şirketin merakla beklenen elektrikli RS6 E-Tron projesini geliştirme maliyetlerini haklı çıkaracak düzeyde yeterli talep olmaması nedeniyle iptal ettiğine dair iddiaların da eşlik etmesi, ve Automotive News'in raporuna göre Porsche'nin elektrikli araç stratejisinden kısmi dönüşünün Volkswagen Grubu'na yaklaşık 5.1 milyar Euro (yaklaşık 5.9 milyar dolar) ek maliyet getirecek olması, lüks performans elektrikli araç segmentindeki değişen dinamiklerin somut bir göstergesi oldu. Ancak bu küresel stratejik esnekliğin aksine, Audi'nin Çin pazarına özel kurduğu AUDI markasının ilk modeli E5 Sportback, lansmanının ilk yarım saatinde 10.000'den fazla sipariş alarak Çin pazarında rekor bir başlangıca imza attı ve dünyanın en büyük elektrikli araç pazarındaki rekabeti daha da kızıştırdı. Bu köklü markaların gaz motorlarına yatırım yapmaya devam etmesi, Bentley'nin de en son güç aktarma teknolojilerine erişimini sağlayarak içten yanmalı motorlu araçlarını piyasada tutmasına olanak tanıyor. Lamborghini de ilk elektrikli modeli Lanzador'un çıkışını 2028'den 2029'a erteledi ve hatta plug-in hibrit bir versiyonun olasılığını açık bıraktı. Bu durum, lüks segmentte elektrikli araçlara yönelik pazar tepkisinin hala tam olarak olgunlaşmadığını gösteriyor. Benzer bir eğilimle, Ram'in tam elektrikli 1500 REV kamyonet projesini iptal ederek menzil artırılmış elektrikli (REEV) Ramcharger modeline yönelmesi, Honda'nın büyük elektrikli SUV projesini rafa kaldırması ve Volkswagen'in ikonik Golf modelinin tamamen elektrikli versiyonunun yüksek üretim maliyetleri nedeniyle dokuz ay kadar gecikeceğini duyurması da dikkat çekiyor. **Benzer şekilde, Cupra da otomotiv endüstrisindeki devam eden zorlukları ve değişen pazar dinamiklerini gerekçe göstererek Kuzey Amerika'daki çıkışını 2030 sonrasına ertelemişti.** Volvo ve Mercedes-Benz gibi diğer büyük üreticiler de başlangıçtaki iddialı tamamen elektrikli hedeflerini gözden geçirerek içten yanmalı motorların üretimini daha uzun süre sürdüreceklerini açıkladılar. Hatta Pagani, Koenigsegg, Ferrari ve McLaren gibi ultra lüks markalar bile elektrikli süper otomobillere "sıfır talep" nedeniyle bazı EV projelerini ertelediğini belirtiyor. **Bu bağlamda, Mercedes-AMG C63 modelinin geleneksel V8 motorundan dört silindirli, elektrik destekli bir üniteye geçişinin yol açtığı müşteri memnuniyetsizliği ve markanın daha büyük, sıralı altı silindirli bir motor seçeneğine geri dönme sinyalleri vermesi, performans odaklı hibrit çözümlerin benimsenmesinde ve pazarın beklentilerinin karşılanmasında karşılaşılan zorlukları net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu karmaşık pazar dinamikleri içinde, Lexus gibi markalar da performans odaklı hibrit çözümlere yöneliyor. Uzun süredir merakla beklenen "LFR" kod adlı yeni spor otomobili, Nürburgring Nordschleife'deki testler sırasında prototiplerinin arka camlarındaki sarı yüksek gerilim uyarı etiketleriyle hibrit güç ünitesine sahip olacağını kesinleştirdi. Çift turbo beslemeli bir V8 motoru ve hibrit sistem entegrasyonuyla hem yüksek performans hem de anlık tork avantajı sunması beklenen Lexus LFR, markanın daha önce verimlilik odaklı hibrit stratejisinden, AMG, BMW M ve Porsche gibi rakiplerin sunduğu safkan performans hibrit çözümlerine benzer bir yaklaşıma geçişinin önemli bir göstergesi olarak konumlanıyor. Ayrıca, sürücü geri bildirimini artırmak amacıyla sanal vites geçişleri ve yapay motor sesleri gibi yenilikçi teknolojilerin de bu tür performans hibritlerinde kullanılabileceği tartışılıyor.**
Bentley'nin Gelecek Model Yol Haritası
Bu kararların bir sonucu olarak, Continental GT, Flying Spur ve Bentayga SUV gibi modeller, mevcut plug-in hibrit ve gelecekteki elektrikli araçlarla birlikte benzinli motor seçeneklerini korumaya devam edecek. Bentley'nin ilk tamamen elektrikli modelinin başlangıçta 2025'te piyasaya sürülmesi planlanıyordu, ancak bu da bir yıl ertelenerek 2026'ya kaydırıldı. Bu modelin, Bentayga'dan biraz daha küçük bir SUV olacağı ve tasarımıyla göz kamaştıran EXP 15 konseptinden esinleneceği belirtiliyor.
Pazar Gerçekleri ve AB Hedefleri Arasındaki İkilem
Bu geri adım, lüks markaların on yılın başında öngördüğü pazar gelişiminden nasıl farklılaştığını açıkça gösteriyor. Bir yandan Avrupa Birliği'nin 2035'ten itibaren yeni içten yanmalı motorlu araç satışlarını yasaklama niyetinde olması, otomobil üreticilerini zor bir durumda bırakıyor. Bu yasağın yıl sonuna kadar gözden geçirilecek olması, en azından plug-in hibritlerin mevcut son tarihten sonra da yasal kalabileceği yönünde bir umut ışığı sunuyor. Ancak bu durum, otomobil devlerinin bir yandan iklim hedeflerine ulaşma baskısı altındayken, diğer yandan da müşteri taleplerini ve üretim maliyetlerini dengelemeye çalıştığını gösteriyor. Elektrikli araç teknolojisinin henüz lüks segmentteki tüm beklentileri karşılayamaması veya şarj altyapısı gibi ek zorluklar, bu ertelemelerde önemli rol oynamış olabilir. **Zira Avrupa Birliği'ndeki toplam araç satışlarının yalnızca %15.6'sını bataryalı elektrikli araçların oluşturması, Birleşik Krallık ve EFTA ülkeleri dahil edildiğinde ise bu oranın %17.4'e yükselmesi de bu zorlukları destekliyor. Yılın ilk sekiz ayında Volvo, içten yanmalı motoru olmayan sadece 90.326 adet araç satışı gerçekleştirirken, bu rakam geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 24'lük devasa bir düşüşe işaret ediyor. Şarj edilebilir hibritler de yüzde bir düşüşle 107.380 adede gerilerken, sadece benzinli ve hafif hibrit modeller yüzde yedi düşüşle 253.376 adet sattı. Genel olarak, Volvo'nun bu yıl toplam teslimatları yüzde 10 düşüşle 498.464 adette kaldı.** Audi'nin bu esnek tutumu ve 2035 AB yasağına yönelik değerlendirmeleri hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz.
Bu bağlamda, elektrikli araç pazarındaki dalgalanmalar göz önüne alındığında hibrit stratejileri mantıklı bir adım olarak görülebilir. Tamamen elektrikli modellere geçişin yüksek maliyeti ve şarj altyapısı endişeleri devam ederken, hibritler tüketicilere elektrikli sürüşün avantajlarını sunarken menzil kaygısını ortadan kaldırıyor. **Nitekim Nissan'ın da Ariya'nın ABD pazarından çekilmesi sonrası kaynaklarını, ABD'de satışa sunulacak tüm yeni elektrikli araçlar arasında en düşük başlangıç fiyatına sahip olacak yeni 2026 model Leaf'in lansmanına yönlendirmesi, uygun fiyatlı ve erişilebilir elektrikli araçlara odaklanma stratejisinin bir göstergesi olarak dikkat çekiyor.** **Hatta 1990 yılından bu yana 17 milyondan fazla satan ikonik Renault Clio modeli de 2026 versiyonuyla tamamen yenilenerek, özellikle E-Tech Full Hibrit güç aktarma organıyla yakıt verimliliği ve şehir içi elektrikli sürüş konusunda büyük iddialar taşıyor.** Ancak, bazı markaların geçmişte hibrit modellerinde düşük taleple karşılaşması, yeni hibrit araçlar için pazarın tepkisinin kritik olacağını gösteriyor. **Aynı zamanda, Japon devi Toyota'nın da Çin pazarına özel olarak, küresel RAV4 modeline benzeyen ancak temel versiyonunda hibrit olmayan 2.0 litrelik benzinli motor seçeneği sunan ve daha uygun fiyatlı "Wildlander" adlı bir SUV modeliyle bölgesel farklılıkları ve maliyet etkinliğini ön planda tuttuğu görülüyor. Toyota Wildlander hakkında daha detaylı bilgi için buraya tıklayın.**
Tamamen elektrikli araçlara geçişin yüksek maliyeti, şarj altyapısı endişeleri ve özellikle kamyonet gibi ticari araç segmentlerindeki yavaşlayan talep gibi faktörler, hibrit ve menzili artırılmış elektrikli araçları (REEV) daha cazip hale getiriyor. Güç aktarım sistemleri devi Horse Powertrain, IAA Mobility Fuarı'nda tanıttığı yeniliklerle sektörün geleceğine dair tek bir yola odaklanmak yerine, çok yönlü ve pragmatik bir yaklaşımın önemini vurgulayarak bu alandaki çözümlerini ortaya koyuyor. **Bu pragmatik yaklaşımın bir başka önemli örneği de lüks SUV segmentinin öncülerinden BMW'nin yeni nesil X5 (kod adı G65) modelinde benimsediği stratejidir. Geleneksel benzinli ve dizel motorlara ek olarak plug-in hibrit (PHEV) ve tamamen elektrikli (BEV) seçeneklerinin yanı sıra, BMW, Toyota ile ortak geliştirilen hidrojen yakıt hücreli bir türevi ve hatta menzil artırıcı özelliğe sahip elektrikli bir X5'i de ürün gamına dahil etmeye hazırlanıyor. Marka, ilk hidrojen modeli olan iX5 Hydrogen'ın 2028'de üretime gireceğini doğrulamış ve bu çok yönlü güç aktarma organları stratejisiyle geleceğin mobilite çözümlerine kucak açtığını göstermiştir. Yeni X5 G65'in çok yönlü güç aktarma organları stratejisi ve gelecek nesil detayları hakkında daha fazla bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.** Horse Powertrain CEO'su Matias Giannini'nin de belirttiği gibi, "Menzil artırıcı EV’ler birçok küresel pazarda en hızlı büyüyen güç aktarım kategorisidir." Bu küresel trende Scout'ın 2027'de piyasaya süreceği 'Harvester' menzil artırıcı seçeneği, Ram'in gecikmiş Ramcharger modeli ve Hyundai'nin 2026 için planladığı menzil artırıcı elektrikli araçlar gibi örneklere ek olarak, Horse Powertrain'in kompakt menzil uzatıcı sistemlerinin yeni ailesi olan **Horse C15** de dikkat çekiyor. Motor, jeneratör ve soğutma sistemini sadece 48 x 49 x 25 cm (18.9 x 19.3 x 9.8 inç) ölçülerinde, valiz benzeri bir muhafazada birleştiren bu ünite, hem yatay hem de dikey olarak esnek kurulum imkanı sunuyor. 1.5 litrelik dört silindirli bir motora dayanan C15, atmosferik versiyonda yaklaşık 94 beygir güç sunarken, turboşarjlı versiyonlarda 161 beygire kadar çıkabiliyor. En önemlisi, benzin, etanol, metanol ve sentetik yakıtlar dahil geniş bir yakıt yelpazesiyle uyumlu olması, özellikle şarj altyapısının henüz gelişmediği bölgeler için elektrikli araçlara pratik bir alternatif sunuyor. Ayrıca, Horse Powertrain'in dizel platformu üzerine inşa edilmiş 2.0 litrelik dört silindirli yeni hidrojen içten yanmalı motoru **M20 Hydrogen** de 121 hp güç ve 300 Nm (221 lb-ft) tork üretiyor, Euro 7 emisyon standartlarını karşılarken kilometre başına bir gramın altında CO2 emisyonu sağlıyor ve yüzde 94.3'lük hidrojen kullanım oranıyla yakıt hücreli sistemlerle eşdeğer verimlilik sunuyor. Bu bağlamda, **Toyota Avustralya Satış, Pazarlama ve Franchise Operasyonları Başkan Yardımcısı Sean Hanley**, önümüzdeki birkaç on yıl içinde hidrojen tahrikli motorların dizel motorların yerini alabileceğini öne sürerek, hidrojenin uzun vadede dizelin boşluğunu dolduracağına inandığını belirtiyor. Ancak yeterli altyapının bulunmamasının hidrojenin yaygınlaşmasının önündeki en ciddi engellerden biri olduğunu da kabul ediyor. Toyota'nın hidrojen motorlarına olan inancı ve dizel motorların geleceği konusundaki iddiaları hakkında daha fazla bilgiyi Nexus Haber'de bulabilirsiniz. Horse Powertrain'in hibrit ve hidrojen motor yaklaşımlarıyla ilgili detaylı bilgiye Horse Powertrain Hibrit Hidrojen Motor: Gelecek Yaklaşım haberimizden ulaşabilirsiniz. Nissan'ın yenilikçi ZR15DDTe motorunun da Kuzey Amerika'daki ilk çıkışını 2027'de dördüncü nesil Rogue modelinde yapması bekleniyor. Bu tür motorlar, bataryayı şarjlı tutmak için büyük veya çok güçlü olmak zorunda kalmadan, yakıtı verimli bir devirde çalıştırarak hem yakıt tüketimini minimumda tutabiliyor hem de 'menzil endişesi' adı verilen yaygın korkuyu ortadan kaldırabiliyorlar. Bu gelişmeler, menzil artırıcı EV'leri, otomobil üreticilerinin tamamen bataryalı elektrikli araçlara geçişte ihtiyaç duyduğu kritik bir köprü teknolojisi haline getiriyor. Nitekim Volkswagen'in yeni nesil elektrikli Golf modelinde kullanmayı planladığı ve öncelikli olarak elektrikli otomobiller için tasarlanmış Ölçeklenebilir Sistemler Platformu (SSP) bile, menzil artırıcı jeneratörler olarak içten yanmalı motorları da barındırabilecek şekilde esnek bir yapıya sahip. **Horse Powertrain CEO'su Matias Giannini de bu görüşü destekleyerek, politikacıların teknolojiye daha açık olmasını umduğunu ve hatanın sadece hedefler belirlemekle kalmayıp, aynı zamanda belirli teknolojileri de belirtmesi olduğunu ifade ediyor.** Bu bağlamda, BMW Teknoloji Sorumlusu Joachim Post'un AB yasağını "aptalca" olarak nitelendirmesi ve Mercedes-Benz CEO'su Ola Källenius'un Avrupa otomobil endüstrisinin "tam hızla bir duvara çarptığını" belirtmesi, endüstrinin duyduğu endişenin boyutunu ortaya koyuyor. Hatta Volkswagen'in merakla beklenen dokuzuncu nesil elektrikli Golf modelinin piyasaya sürülmesinin, Wolfsburg fabrikasındaki modernizasyon maliyetleri nedeniyle dokuz ay kadar erteleneceği iddiaları da elektrikli dönüşümün zorluklarını ve öngörülemeyen maliyetlerini gözler önüne seriyor. İngiliz lüks spor otomobil üreticisi McLaren'ın yeni CEO'su Nick Collins'in tam elektrikli bir model piyasaya sürmek için acele etmediklerini ve içten yanmalı motorların "bu markanın büyük rolünü gerçekten uzun bir süre oynamaya devam edeceğini" vurgulaması da bu duruma farklı bir perspektif katıyor. Porsche'nin amiral gemisi 911 Turbo S'i hibrit güç aktarım organıyla tanıtması, Ferrari'nin Testarossa adını elektrikli V-8 hibrit teknolojiyle buluşturması ve Ram'in tam elektrikli kamyonet projesini iptal edip menzil uzatılmış elektrikli Ramcharger modeline yönelmesi gibi adımlar, hibrit ve menzil uzatıcı çözümlerin kritik önemini vurguluyor. **Hatta Ram CEO'sunun V-8 motorunu seriden çıkarmanın bir hata olduğunu itiraf ederek Hemi V-8'i geri getirmesi ve otomobil dünyasında efsanevi bir yere sahip olan Toyota’nın 4A-GE kodlu dört silindirli motorunu yıllar sonra modern üretim teknikleriyle yeniden üretme kararı alması, içten yanmalı motorlara olan bağlılığın elektrifikasyon çağında bile devam ettiğini gösteriyor.**
Bentley'nin Elektrikli Gelecek Planlarındaki Değişimlerin Ana Hatları:
- İlk Hedef: 2030'a kadar tamamen elektrikli araçlara geçiş.
- İlk Revizyon (2024): Plug-in hibritler 2030 sonrası devam edecek, EV-only 2033.
- Son Revizyon: EV-only hedefi 2035'e ötelendi, ancak bu da belirsizliğini koruyor.
- Gerekçe: Lüks EV'lere olan talebin beklenenin altında kalması.
- İlk Elektrikli Model: 2025'ten 2026'ya ertelendi, Bentayga'dan küçük SUV olacak.
- Mevcut Durum: Continental GT, Flying Spur, Bentayga gibi modellerde benzinli motorlar kalacak.
- Sektör Geneli: Porsche, Audi, Lamborghini gibi VW Grubu markaları da benzer ertelemeler yaşıyor.
Bentley'nin bu stratejik değişikliği, sadece markanın değil, tüm lüks otomotiv segmentinin elektrikli dönüşüm yolculuğunun ne kadar karmaşık ve dinamik olduğunu ortaya koyuyor. Çevre düzenlemeleri, teknolojik ilerlemeler ve en önemlisi tüketici tercihleri arasındaki hassas denge, önümüzdeki yıllarda otomotiv sektörünün ana gündem maddesi olmaya devam edecek. Pazar dinamiklerinin bu denli hızlı değiştiği bir ortamda, esnek ve adaptif stratejiler geliştirmek, markaların sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıyor.
Otomotiv sektöründeki bu köklü değişim ve markaların elektrikli dönüşüm stratejilerini yeniden şekillendirme çabaları arasında, özellikle elektrikli araçlarda sürüş keyfini ve geleneksel sürüş hissini koruma arayışı öne çıkıyor. Audi'nin sanal vites geçişleri ve yapay motor seslerinin elektrikli sürüşe 'gerçekten bir şeyler kattığını' iddia etmesi, Jaguar, Hyundai Ioniq 5 N ve Ferrari gibi markaların da benzer yapay vites değişimleri geliştirerek elektrikli otomobillerin sessiz doğasını dengelemeye çalışması, Porsche'nin de elektrikli modellerine sanal vites değişimleri ve yapay motor sesleri eklemeyi ciddi şekilde değerlendirebileceğini gösteriyor. Nitekim 718 ve 911 serilerinin Başkan Yardımcısı Frank Moser'in elektrikli 718 modelleri için "Bu araçların gerçekten, gerçekten parlak olacağını bilmelisiniz; çünkü hafifler, güçlüler ve inanın bana, iki kapılı bir spor otomobil için bu harika bir kombinasyon" sözleri, markanın elektrikli spor otomobil vizyonuna olan inancını pekiştiriyor.
Bu haberin hazırlanmasında Motor1.com adresindeki bilgilerden faydalanılmıştır.
```