Robotaksi Kazası Sonrası San Francisco'da Hesap Verilebilirlik Krizi: Kit Kat'ın Ölümü Waymo'yu Hedefte

Haber Merkezi

18 November 2025, 07:14 tarihinde yayınlandı

San Francisco'da Waymo Tartışması: Sevilen Kedinin Ölümü Otonom Araçlara Tepkiyi Artırdı

San Francisco'nun Mission Bölgesi'ni yasa boğan trajik bir olay, teknolojiye olan güveni sarsmaya devam ediyor. 27 Ekim akşamı, bölgenin sevilen kedisi 'Kit Kat'ın bir Waymo robotaksisi tarafından ezilerek ölmesi, kentteki otonom araç tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Olayın ardından, mahalle sakinleri kedinin anısına bir anıt oluştururken, bölgede Waymo'yu eleştiren ve aksine insan sürücülerin neden olduğu kazaların çokluğuna dikkat çeken tabelalarla karşıt görüşler sergilenmeye başlandı.

Bu üzücü olay, yerel siyaseti de harekete geçirdi. Mission Bölgesi'ni temsil eden San Francisco Denetim Kurulu Üyesi Jackie Fielder, Kit Kat'ın ölümünü gündeme getirerek, eyaletin sürücüsüz araçların kendi mahallelerinde çalışıp çalışmayacağına yerel seçmenlerin karar vermesine izin vermesini talep eden bir şehir kararnamesi lehine argümanlarını güçlendirdi.

“Bir insan sürücü sorumlu tutulabilir, araçtan inip özür dileyebilir, polis tarafından bulunabilir eğer bir 'vur ve kaç' durumu söz konusuysa. Ancak burada, hesap verilecek kimse yok,” diyerek Fielder, robotaksi teknolojisinin en büyük açığına parmak bastı: anlık sorumluluk mekanizmasının yokluğu.

Waymo'nun Savunması ve Toplumsal Tepki Farkı

Waymo ise, şirketin son dönemde güvenlik vurgusu yaptığı etkinliklerin ardından gelen bu olayla ilgili olarak, olayı kedinin “araçtan uzaklaşırken altımıza fırladığı” bir durum olarak tanımladı. Şirket, kedinin sahibi ve onu seven topluluğa en derin taziyelerini ilettiğini belirtti. Ancak bu tür teknik açıklamalar, bölge sakinlerinin hissettiği kayıp ve sistemden beklentileri karşılamakta yetersiz kalıyor gibi görünüyor.

Karşıt Görüşler ve Eleştirel Analiz

Burada dikkate alınması gereken kritik bir nokta var: Otonom araç savunucuları sıklıkla, bu teknolojinin uzun vadede insan kaynaklı hataları (dikkatsizlik, yorgunluk, alkol vb.) ortadan kaldırarak genel trafik güvenliğini artıracağını savunuyor. Kit Kat'ın ölümü trajik olsa da, bu olay bir yandan da robotaksilerin özellikle karmaşık şehir ortamlarında anlık, öngörülemeyen durumlara karşı ne kadar hazırlıklı olduğu sorusunu gündeme getiriyor. İnsan sürücülerde görülen empati ve anlık karar verme yeteneği, mevcut yapay zeka algoritmaları için hala zorlu bir eşik olmaya devam ediyor.

Bu olaylar serisi, otonom araç teknolojisinin sadece operasyonel güvenlik açısından değil, aynı zamanda ticari ve tedarik zinciri açısından da büyük zorluklarla karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Örneğin, otonom sürüş için kritik bir bileşen olan Lidar sensörlerinin önde gelen üreticisi Luminar, en büyük müşterisi Volvo'nun beş yıllık sözleşmeyi tek taraflı olarak iptal etmesiyle ciddi bir iflas tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Volvo'nun sözleşme feshini 'sözleşmesel yükümlülüklerin yerine getirilememesi' gerekçesine dayandırması, bu alandaki yüksek beklentilerin ticari gerçeklerle çatıştığını açıkça ortaya koyuyor. Bu tür büyük ticari aksaklıklar, otonom sürüş teknolojilerinin genel yaygınlaşma sürecini de olumsuz etkiliyor ve teknolojinin geleceği hakkında soru işaretleri yaratıyor. Daha fazla detay için Luminar, Volvo Sözleşme İptali, İflas Tehlikesi ve Lidar Krizi başlıklı içeriğimizi inceleyebilirsiniz.

Yerel Yönetişim Talebi: Otonomiye Kim Karar Verecek?

Fielder'ın çağrısı, teknolojik ilerlemenin toplumsal kabul ve yerel özerklik ile nasıl dengeleneceği konusundaki küresel bir tartışmanın yansımasıdır. Şoförsüz araçların sunduğu potansiyel faydalar (daha az trafik sıkışıklığı, potansiyel olarak daha az kaza) bir yana, yerel topluluklar bu araçların yarattığı risklerin ve kazaların sorumluluğunun kimde olacağını bilmek istiyor. Bir robotaksi kazasında, sigorta, yasal sorumluluk ve cezalandırma mekanizmaları insan sürücülere göre çok daha gri bir alanda kalıyor. Bu durum, San Francisco sakinlerinin kendi sokaklarında kimin kontrol sahibi olacağına dair söz hakkı talep etmesini meşrulaştıran en önemli faktör olarak öne çıkıyor.

Bu yerel mücadele, ABD genelinde Yapay Zeka (AI) regülasyonları konusunda süregelen çok daha büyük bir siyasi savaşın parçasıdır. Silikon Vadisi'nin önde gelen yatırımcıları ve yöneticileri (başta Andreessen Horowitz - a16z olmak üzere), AI'a katı kurallar getirmeyi amaçlayan New York'un RAISE Yasası gibi düzenlemeleri engellemek için 100 milyon doların üzerinde bütçeli bir Super PAC (siyasi eylem komitesi) kurmuş durumdalar. Bu komite, AI düzenlemelerine 'hafif dokunuş' ya da 'hiç dokunmama' yaklaşımını destekleyen politikacıları finanse etmeyi amaçlıyor. RAISE Yasası, büyük AI laboratuvarlarına kritik zararları önlemek için güvenlik planları ve olay açıklaması zorunluluğu getirerek, Kit Kat olayında görülen hesap verebilirlik boşluğunu yasal olarak doldurmayı hedefliyor. Bu durum, yerel toplulukların talep ettiği sorumluluk mekanizmalarına karşı sektörün siyasi alanda ne kadar güçlü ve organize bir direnç gösterdiğini açıkça ortaya koyuyor. Yapay zeka regülasyonlarına karşı Silikon Vadisi'nin başlattığı bu dev siyasi lobi faaliyeti hakkında daha fazla bilgiye AI Düzenlemesi Savaşı, a16z, Super PAC, New York RAISE Yasası başlıklı içeriğimizden ulaşabilirsiniz.

Bu tür olaylar, sadece San Francisco özelinde değil, otonom araçların yaygınlaştığı her yerde yasal ve etik çerçevelerin yeniden yazılmasını zorunlu kılıyor. teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, toplumsal güveni yeniden tesis etmek için şeffaf ve anında işleyen hesap verebilirlik mekanizmalarına ihtiyaç duyulmaktadır.

Daha fazla detaya ve bu olayın gelişimine dair orijinal rapor için, aşağıdaki kaynağı inceleyebilirsiniz.

Kaynak: Olayın ilk raporlandığı habere ulaşmak için buraya tıklayınız: Waymo Eleştirilerini Körükleyen Sevilen SF Kedisinin Ölümü