Meta, Beş Yıllık FTC Hukuk Savaşını Kazandı: Instagram ve WhatsApp Satın Almaları Yasal Kabul Edildi

Haber Merkezi

19 November 2025, 09:15 tarihinde yayınlandı

Meta, FTC Antitröst Davasını Kazandı: Instagram ve WhatsApp Satın Almaları Onaylandı

Türkiye'nin önde gelen teknoloji ve gündem haber portalı Sen,Nexus'tan alınan bilgiye göre; Meta Platforms, ABD Federal Ticaret Komisyonu (FTC) tarafından açılan ve şirketin Instagram (2012) ve WhatsApp (2014) satın almalarını hedef alan kapsamlı antitröst davasından zaferle ayrıldı. Yaklaşık beş yıl süren bu hukuki mücadele, teknoloji devlerinin birleşme ve devralma (M&A) stratejileri açısından emsal teşkil edecek kritik bir karar ile sonuçlandı.

ABD Bölge Mahkemesi Yargıcı James Boasberg, Salı günü yayınlanan kararında, FTC'nin Meta'nın antitröst yasalarını ihlal ettiğini veya şu anda bir tekel olduğunu kanıtlama konusunda yetersiz kaldığını belirtti. Bu karar, 1 milyar dolarlık Instagram ve 19 milyar dolarlık WhatsApp satın almalarının yasal statüsünü kesinleştirmiş oldu.

FTC'nin Temel İddiası: Rekabeti Yok Etme Girişimi

FTC, davasında Meta'nın bu şirketleri satın almasının temel amacının, potansiyel rakip olabilecek platformların büyümesini engelleyerek kendi pazar hakimiyetini korumak olduğunu savunmuştu. Dava sürecinde ortaya çıkan kurum içi e-postalar, bu iddiaları destekler nitelikteydi.

Mark Zuckerberg'in 2012 Tarihli E-postası: Dava sırasında ortaya çıkan Facebook'un iç yazışmalarında, şirketin kurucusu Mark Zuckerberg'in Şubat 2012'de Instagram satın alımına dair, "Buna bakmanın bir yolu da, aslında zaman satın alıyor olmamızdır. Yeni rakipler çıksa bile, Instagram, Path, Foursquare vb. şirketleri şimdi satın almak, onların dinamiklerini kimse tekrar bu ölçeğe yaklaşamadan entegre etmemiz için bize bir yıl veya daha fazla zaman kazandıracaktır," ifadelerini kullandığı belirtildi.

Bu yazışmalar, Meta'nın geçmişteki rekabeti sindirme niyetini açıkça gösterse de, Yargıç Boasberg'in kararı bu geçmişteki niyete değil, şirketin şu anki pazar pozisyonuna odaklandı.

Mahkemenin Karar Gerekçesi: Değişen Dijital Pazar

Yargıç Boasberg, kararında dijital pazarın son beş yılda kökten değiştiğini vurguladı. FTC'nin davayı açtığı dönemdeki pazar tanımlamalarının artık geçerli olmadığını belirten Boasberg, sosyal ağ uygulamaları ile genel sosyal medya uygulamaları arasındaki ayrımın ortadan kalktığına dikkat çekti.

Yargıç, güncel pazar rekabetine kanıt olarak özellikle popüler video paylaşım platformu TikTok'u işaret etti. TikTok gibi devlerin varlığı, Meta'nın iddia edildiği gibi tekel konumunda olmadığını gösteren en güçlü kanıt olarak kabul edildi. Boasberg, "Federal Ticaret Komisyonu'nun bu antitröst davasını açtığı sadece beş yıl önceki manzara belirgin şekilde değişti," diyerek, pazarın dinamik yapısının tekel iddialarını geçersiz kıldığını ifade etti.

TikTok'un sadece pazar payı açısından değil, aynı zamanda kullanıcı deneyimi ve dijital refah konusunda attığı adımlar da dijital pazarın değişen önceliklerini gösteriyor. Örneğin, platform, kullanıcıların zihinsel sağlığını korumak amacıyla "doomscrolling" (sonsuz akış döngüsü) ile mücadele etmek için ekran süresi yönetimi araçlarını ve kontrollü kullanımı teşvik eden dijital refah rozetleri sistemini devreye aldı. Bu girişimler, platformlar arası rekabetin artık sadece içerikle değil, aynı zamanda kullanıcı sağlığına verilen önemle de ölçüldüğünü kanıtlıyor. TikTok'un ekran süresi yönetimi ve dijital refah rozetleri hakkında daha fazla detaya Nexus Haber'den ulaşabilirsiniz.

Bu pazar dinamizminin bir parçası olarak, TikTok yapay zeka tarafından üretilen içeriklerin (AIGC) hızla yükselişine de yanıt verdi. Kullanıcılara, 'Sana Özel' (FYP) akışlarında ne kadar yapay zeka içeriği görmek istediklerini kontrol etme yeteneği sunuldu. Ayrıca, platform sahte veya yanıltıcı içerik riskini yönetmek amacıyla önemli bir adım daha atarak, içeriğin farklı platformlarda yeniden yüklenmesi durumunda bile kaldırılamayan 'görünmez filigran' teknolojisini test etmeye başladı. Bu görünmez filigranlar, yapay zeka içeriğinin güvenilirliğini ve etiketlenmesini sağlayan ikinci bir savunma hattı görevi görüyor. TikTok'un kullanıcı kontrolüne odaklanan ve yapay zeka içerik yönetimine dair tüm detaylara Nexus Haber'den ulaşabilirsiniz.

Kararın Teknoloji Sektörüne Etkisi

Analiz: M&A Stratejileri ve FTC'nin Zorlukları

Meta'nın bu davayı kazanması, teknoloji sektöründeki büyük şirketlerin potansiyel rakipleri erken aşamada satın alma stratejilerine yeşil ışık yakabilir. Karar, FTC gibi düzenleyici kurumların, hızlı büyüyen dijital pazarlarda "tekel" tanımını ne kadar zorlayıcı bulduğunu gösteriyor. Eğer bir şirket hızla değişen bir pazarda dahi rekabetle karşılaşıyorsa (bu durumda TikTok), geçmişteki rekabeti engelleme niyetine rağmen mevcut durumda tekel olarak nitelendirilemiyor. Bu durum, gelecekteki antitröst davalarında kanıt yükünü FTC aleyhine ağırlaştıracaktır.

Bu durum, sadece ABD'de değil, küresel çapta da teknoloji devleri ile düzenleyici kurumlar arasındaki gerilimi artırmaktadır. Örneğin, Avrupa'da teknoloji ekosistemi hızla büyürken, şirketler küresel rekabet edebilmek adına siyasi nüfuzlarını (lobicilik) artırmaktadırlar. Atomico'nun yıllık Avrupa Teknoloji Durumu Raporu'na göre, Avrupa'daki şirketler 27 farklı ulusal mevzuat labirentinde yol bulmak zorunda kalmaları gibi ciddi bürokratik engellerle karşılaşıyor. Bu karmaşık yapı, sektörün "tek tip pan-Avrupa şirket yapılanması" (28. Rejim) talebini güçlendirirken, düzenleyici zorluklar Avrupa Birliği'nin teknoloji düzenlemelerini (yönetmelik vs. yönerge) ne yönde şekillendireceğini de tartışmaya açıyor. Avrupa'daki teknoloji lobi faaliyetlerinin yükselişi ve AB düzenlemeleri hakkındaki detaylı bilgilere Nexus Haber'den ulaşabilirsiniz.

Bu kararla birlikte Meta, hukuki belirsizlikten kurtulmuş ve rekabet kurumlarının gözetiminden bir nebze olsun uzaklaşmış oldu. Ancak bu zafer, FTC’nin gelecekteki teknoloji birleşmeleri üzerindeki incelemeleri sıkılaştırmayacağı anlamına gelmiyor.

Kaynak: Meta, Antitröst Davasında Kazandı: Mahkeme Tekel İddialarını Reddetti