Sydney Sweeney ve Ethan Hawke'dan Genç Yaşta Oyunculuk, Karakterden Ayrılma ve Kariyer Riskleri Üzerine Samimi İtiraflar

Haber Merkezi

11 December 2025, 17:23 tarihinde yayınlandı

Sydney Sweeney ve Ethan Hawke'dan Oyunculuk Dersleri: 'Euphoria'dan Boks Ringine İlham Veren Sohbet

Deneyimli aktör Ethan Hawke (55) ve yükselen yıldız Sydney Sweeney (28), Variety'nin 'Actors on Actors' serisinde bir araya gelerek, oyunculuğa genç yaşta başlama tecrübelerini ve son projelerini masaya yatırdı. Hawke'ın, kızı Maya Hawke'a yakın yaştaki Sweeney'nin kariyerine duyduğu hayranlık, sohbetin samimi tonunu belirledi.

Boksör Christy Martin'in Hikayesi ve Fiziksel Dönüşüm

Sweeney, kadın sporlarının öncüsü boksör Christy Martin'in hayatını konu alan 'Christy' biyografisinde başrolü üstleniyor. Hawke, kendi kızıyla yaptığı konuşmaya atıfta bulunarak, Sweeney'nin canlandırdığı Martin'in zorlu yaşam mücadelesinin önemini vurguladı. Sweeney, kickboks geçmişi nedeniyle fiziksel roller aradığını ve Christy Martin'in hikayesini okuduktan sonra projeye tutkuyla bağlandığını belirtti. Hatta bu rol için 35 kilo alarak kendini tamamen karaktere adadığını ve bir noktada oyunculuğu bırakıp boksör olabileceğini düşündüğünü aktardı.

Değer Kat: Karakterin Derinliği

Hem Hawke'ın canlandıracağı Lorenz Hart hem de Sweeney'nin canlandırdığı Christy Martin, kariyerlerinde içsel çelişkiler (eşcinsellik ve gizli kalma, bağımlılıkla mücadele, reddedilme) barındıran, karmaşık figürler. Bu tür roller, oyuncunun sadece fiziksel değil, psikolojik sınırlarını da zorlayarak izleyiciye unutulmaz anlar sunar. Oyuncuların 'kendini kaybetme' ifadesi, otantik performansta merkezidir.

Oyunculukta 'Kendini Kaybetmek' ve Risk Alma Cesareti

İki oyuncu da rollerine tamamen bürünmenin getirdiği heyecanı paylaştı. Hawke, oyunculuğun en iyi halinde 'sizinle ilgili olmama' durumunu bir ömür kovaladığı bir zirve olarak tanımladı. Sweeney ise, 'Euphoria'daki Cassie rolünde, Sam Levinson'ın teşvikiyle yaptığı 'çılgın denemeler' sayesinde artık yeni bir şeyi denemekten korkmadığını söyledi.

Hawke: “Dünya, birine meydan okuduğunu gördüğünde bunu seviyor. Sen de bir meydan okumaya atıldın. İşine kendini fırlatıyorsun ve harika bir iş çıkarıyorsun.”

Sweeney'nin Martin'in gerçek dövüş kombinasyonlarını birebir canlandırma isteği ve sette yaralanmalara aldırmaması, onun işine olan bağlılığını gösterdi. Hawke, kendi gençliğinde 'Rocky' filmlerinden etkilenip boks dersleri aldığını ancak yenilgiyi sevmediği için bu sporu bıraktığını anlattı.

Şeytanın Avukatı: Eleştirel Bakış ve Ebeveyn Baskısı

Sohbetin ilerleyen kısımlarında, ebeveynlerin çocuklarının kariyerleri üzerindeki etkisi ele alındı. Sweeney, Christy'nin annesiyle olan zorlu sahnesini anlatırken, bir ebeveynin çocuğuna destek olamamasının zorluğuna değindi. Hawke ise, kendi babalık deneyiminden yola çıkarak, bazı ebeveynlerin çocuklarını kendi yansımaları olarak görme tehlikesine dikkat çekti.

Karşıt Görüş ve Eleştiri: Hawke'ın kızı Maya'nın sanatçı olma yolculuğuna destek vermesi takdire şayan olsa da, her ebeveynin bu dengeyi kuramadığı bir gerçektir. Tıpkı Christy Martin'in annesinin yaşadığı gibi, ebeveynlerin çocuklarının potansiyelini görememesi veya kendi beklentilerini dayatması, sanat dünyasında pek çok yeteneğin erken dönemde körelmesine neden olabilmektedir. Bu durum, özellikle genç yaşta sektöre giren Sweeney gibi oyuncuların psikolojik dayanıklılığını daha da önemli kılıyor.

Karakterden Ayrılma ve Tiyatro Korkusu

Rol sonrası yaşanan 'tatlı acı boşluk' hissi, Sweeney'nin en çok zorlandığı anlardan biri oldu. Hawke, bu durumu Paul Newman'dan öğrendiği bir yöntemle ele almayı önerdi: Karakterin olumlu özelliklerini korumak, olumsuz olanları ise bilinçli olarak söküp atmak. Hawke, 17 yaşındayken oynadığı 'Ölü Ozanlar Derneği'nin etkisinin hala sürdüğünü, bunun sanatın kalıcılığını gösterdiğini ekledi.

Sweeney'nin tiyatro sahnesine karşı duyduğu 'korkunç bir sahne korkusu' itirafına karşılık Hawke, bunun sadece tecrübesizlikten kaynaklandığını ve beş kez sahneye çıkınca geçeceğini söyledi. Hawke, tiyatronun kurgu odasında (edit) bozulmaması ve oyuncunun kontrolünde olması avantajını vurguladı.

Teknik Detaylar: Ezberleme Yöntemleri

Hawke, 'Blue Moon'daki yoğun diyalogları ezberlemek için el yazısını kullandığını, bu sayede gereksiz sahne direktiflerinden arınabildiğini ve kelimeleri eleştirel bir gözle değerlendirebildiğini paylaştı. Ayrıca, Jon Voight'tan öğrendiği, büyük konuşmalar sırasında ayakkabısını bağlama eylemini kullanarak zihni meşgul etme tekniğini de aktardı.

Sohbetin sonunda duygusal anlar yaşandı ve Sweeney, Hawke'a dönerek, “Keşke babam sen olsaydın,” dedi. Bu etkileşim, iki oyuncu arasındaki mentor-çırak ilişkisinin derinliğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Bu samimi ve derinlemesine sohbetin tamamı, Variety ve CNN ortak yapımı olan 'Actors on Actors' etkinliğinde yer almaktadır.

Variety'den edinilen bu bilgilerin detayları için orijinal habere göz atabilirsiniz.