İtalyan sinemasının yeni soluklarından yönetmen Margherita Spampinato'nun ilk uzun metrajlı filmi "Sweetheart" (Orijinal adıyla "Gioia mia"), prömiyerini yaptığı prestijli Locarno Film Festivali'nin ardından uluslararası dağıtımcıların radarına girmeyi başardı. Sicilya'nın güneşle yıkanan manzaralarında geçen bu dokunaklı hikaye, şimdiden birçok ülkenin sinemaseverleriyle buluşmak için gün sayıyor.
Satış ve dağıtım şirketi Fandango tarafından temsil edilen film, bir çocuun gözünden anlatılan sıcak ama bir o kadar da gizemli bir dostluk öyküsü sunuyor. Bu özgün yaklaşım, farklı kıtalardaki dağıtımcıların ilgisini çekmiş görünüyor.
Film, zorunluluktan bir yazı birlikte geçirmek zorunda kalan küçük Nico (Marco Fiore) ile huysuz Gela (Aurora Quattrocchi) teyzesi arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Başlangıçtaki soğukluk, zamanla yerini derin bir dostluğa ve Gela'nın sırlarla dolu, hatta kimilerine göre intikamcı Sicilya ruhlarıyla meskun evinde yaşanan gizemli olaylara bırakıyor.
Festival Başarısı Satışa Dönüştü: "Sweetheart" Hangi Ülkelere Gidiyor?
Locarno Film Festivali'nin gelecek vadeden yönetmenleri öne çıkaran "Geleceğin Yönetmenleri" (Filmmakers of the Present) bölümünde gösterilen film, eleştirmenlerden olumlu yorumlar almıştı. Bu ilgi, somut ticari başarılara dönüştü. Fandango'nun açıkladığı ilk satış anlaşmaları, filmin küresel bir izleyici kitlesine ulaşma potansiyelini gözler önüne seriyor.
| Bölge/Ülke | Dağıtımcı Şirket |
|---|---|
| Brezilya | Pandora |
| Benelüks (Belçika, Hollanda, Lüksemburg) | Arti Film |
| Tayvan | Av-Jet |
| Arjantin, Şili, Uruguay | Zeta Filmes |
| İsrail | Lev Cinema |
Nexus Haber Yorumu: Gerçekçiliğin ve Evrensel Duyguların Zaferi mi?
"Sweetheart"ın bu başarısı, bağımsız sinemanın kendine has anlatım dilinin küresel pazarda hala bir karşılığı olduğunu gösteriyor. Özellikle dijital platformların yükselişiyle tek tipleşen içerik bombardımanı arasında, Sicilya gibi otantik bir mekanda geçen, profesyonel olmayan oyuncuların doğallığından güç alan bir filmin alıcı bulması umut verici. Ancak madalyonun diğer yüzü de var. Festival filmlerinin uluslararası satışı, her zaman gişe başarısı anlamına gelmiyor. Filmin, bu farklı kültürlerdeki genel izleyiciyle ne kadar bağ kuracağı ve pazarlama stratejilerinin bu "sanat filmi" algısını aşıp aşamayacağı, "Sweetheart"ın asıl sınavı olacak. Yine de bu satışlar, bir ilk film için şüphesiz büyük bir başarı ve motivasyon kaynağı.
Kameranın Arkası: Gerçek Mekanlar, Gerçek İnsanlar
Yönetmen Margherita Spampinato, filmin büyüsünün büyük bir kısmının gerçeklikten beslendiğini belirtiyor. Filmin çekildiği gizemli evin, bir arkadaşı tarafından tesadüfen bulunduğunu ve senaryoda tarif ettiği koridor gibi detayların bile evde mevcut olduğunu anlatıyor. Evin 65 yaşındaki sahibesi ise hikayeyi dinlediğinde "Bu benim çocukluğum" diyerek Spampinato'yu şaşırtmış.
Spampinato'nun en cesur tercihlerinden biri ise oyuncu seçimi. Gela'nın komşuları ve arkadaşları için profesyonel oyuncular yerine Trapani'de yaşayan gerçek büyükannelerle (nonnas) çalışmış. Yönetmen, "Bunu yüzlerindeki ve taşıdıkları gerçeklik için yaptım. Sette ihtiyaç olmadığında bile duruyor, bana hep 'gioia mia' (sevincim, canım) diye sesleniyorlardı. Bu kısım gerçekten sihirliydi" diyor. Bu samimi hitap, aynı zamanda filme adını vermiş.
Stereotipleri Yıkan Bir Hikaye Anlatımı
"Sweetheart", klasik bir "sevgi dolu büyükanne" anlatısını bilinçli olarak yıkıyor. Filmdeki Gela karakteri, Palermo doğumlu deneyimli aktris Aurora Quattrocchi (kendisini "The White Lotus" ve "Nostalgia" gibi yapımlardan tanıyoruz) tarafından canlandırılıyor. Spampinato, Gela'nın sevecen bir karakter olmamasının altını çiziyor: "Sonuçta o, Nico'nun anneannesi değil. Nasıl davranması gerektiğine dair bir klişe var ama bu karakter gerçekte pek yok. Benim anneannelerim de zor insanlar olabiliyordu. Ayrıca 80'li yaşlarındaki bir kadın hakkında konuşma fikri hoşuma gitti. Onlar çok ilginç karakterler!"
Film, bir çocuğun sezgisel dünyasına odaklanarak, yetişkinlerin sık sık göz ardı ettiği duygusal zekayı merkeze alıyor. Yönetmene göre çocuklar, kelimelerin ötesini görebilen ve gizli anlamları çözebilen bir yeteneğe sahip. "Sweetheart", işte bu sezgisel bakış açısıyla, korkularla yüzleşmeyi ve beklenmedik yerlerde filizlenen bağları anlatan, hem yerel hem de evrensel bir öykü olarak öne çıkıyor.
Kaynak: Bu haberin oluşturulmasında Variety'de yayınlanan özel haberden alınan bilgiler temel alınmıştır.