Saturday Night Live’ın (SNL) en popüler ve keskin bölümlerinden biri olan "Weekend Update", bu hafta küresel siyasi skandalları ve komik derecede utanmaz figürleri mercek altına aldı. Sunucular Colin Jost ve Michael Che, eski ABD Kongre Üyesi George Santos’tan Prens Andrew’a kadar uzanan geniş bir yelpazede, mizahın sınırlarını zorlayan şakalar yaptı.
Özellikle Bowen Yang’ın canlandırdığı George Santos karakteri, gerçek hayattaki tutarsızlıkları ve yalanları abartılı bir şekilde sahneye taşıyarak izleyicilerden büyük ilgi gördü. Santos, tel dolandırıcılığı ve kimlik hırsızlığı suçlarından yedi yıldan fazla hapis cezasına çarptırılmış, ancak kısa süre önce Başkan Donald Trump’ın cezasını hafifletmesiyle serbest kalmıştı.
George Santos’un 'Yalan Maratonu': Hapisten Sonra Medya Turu
Hapishaneden çıktıktan sonra medyanın dikkatini çekmeye çalışan Santos (Yang), Jost ile yaptığı sohbette, hayatındaki her şeyi, tıpkı gerçek kariyerinde olduğu gibi, çarpıtmaya devam etti. Segment, Santos’un New York Maratonu'nu tamamladığını iddia etmesiyle başladı. Jost'un maratonun ertesi gün olduğunu hatırlatmasına karşın Santos, "Evet, rekor bende! Zaten kazandım!" diyerek mantık dışı yalanlarına devam etti.
Bowen Yang’ın Santos tiplemesi, eski politikacının karakteristiği haline gelen sürekli ve utanmaz yalan söyleme halini tiye alıyor. Bu durum, kamuoyunun siyasetçilere olan güven kaybını ve skandalların eğlence malzemesi haline gelmesini de ironik bir şekilde gözler önüne seriyor.
Irk ve Louvre Soygunu İddiaları
Santos'un yalanları sadece başarıları ile sınırlı kalmadı. Hapishane deneyimini anlatırken, kendisinin beyaz yakalı suçlularla birlikte olduğunu iddia etti ancak ırkıyla ilgili de çelişkili ifadeler kullandı. Jost’un itirazlarına rağmen, Santos kendisinin aslında "Siyah" olduğunu iddia etti ve hatta bu yalanı, ırkı hakkında yalan söyleyen tartışmalı figür Rachel Dolezal'a yüklemeye çalışarak komedinin dozunu artırdı.
Segmentin zirve noktası ise Santos’un zenginleşme hikayesi oldu. “Louvre’a bir gezi yaptım” diyen Santos, kazağının fermuarını açarak büyük bir kolye gösterdi. Çalındığı sorulduğunda ise “Geri çaldım, demek istiyorsun. Çünkü o, atalarım olan Zales'lere aitti,” cevabını verdi. (Zales, ABD’de popüler bir mücevher zincirinin adıdır, bu da Santos'un sözde "kraliyet" geçmişinin aslında uydurma ve ticari olduğunu vurguluyor).
Prens Andrew ve Kraliyet Krizi: Che’den Sert Şaka
"Weekend Update"in diğer sunucusu Michael Che ise İngiliz Kraliyet Ailesi’ndeki son gelişmelere odaklandı. Che, Kral Charles'ın kardeşi Prens Andrew’un, hüküm giymiş cinsel suçlu Jeffrey Epstein ile olan bağlantıları nedeniyle prens unvanından mahrum bırakılmasına değindi.
Gündemden Kalanlar: Trump ve Tylenol
Programda ayrıca birkaç güncel olay daha alay konusu oldu. Donald Trump'ın Beyaz Saray’daki banyo modelinden, Texas eyaletinin Tylenol’ü otizm ile ilişkilendirdiği iddiasıyla açtığı davaya kadar çeşitli konular ele alındı. En dikkat çekici anlardan biri ise Japonya’nın yeni başbakanı Sanae Takaichi’nin Trump’ı Nobel Barış Ödülü'ne aday göstermesiydi.
Che, bu adaylığa yanıt olarak, "Bunu söyleyebildiğime inanamıyorum ama Tanrı'ya şükür kimse kadınları dinlemiyor," diyerek tartışmalı bir espri yaptı. Bu tarz şakalar, SNL'in siyasi hicivdeki sınırları ne kadar zorladığını gösteriyor ve izleyicilerin tepkilerini de ölçmeye devam ediyor.
Bu bağlamda, siyasi hicvin sınırlılığı son dönemde popüler kültürün ana gündemi haline geldi. Bu hassasiyet tartışmalarına yakın zamanda eklenen bir örnek de Amerikalı model Julia Fox’un Cadılar Bayramı'nda giydiği, eski First Lady Jackie Kennedy'nin 1963'teki suikast sırasında üzerindeki kanlı elbiseyi taklit eden kostümü oldu. Fox, bu kıyafeti "güzellik ve dehşetin tezatı" olarak nitelendirerek sanatsal bir protesto olarak savunsa da, Kennedy ailesinden gelen sert eleştiriler (kostümün "iğrenç ve tehlikeli" olduğu yönünde) popüler kültürün tarihi travmaları ele alma sınırlarını yeniden tartışmaya açtı. Julia Fox’un kanlı Jackie Kennedy kostümü ve yarattığı tartışma hakkında detaylı bilgilere buradan ulaşabilirsiniz. Hollywood dünyasından önemli isimler de bu kutuplaşmadan çekilme kararı alıyor. Örneğin Oscar ödüllü oyuncu Jennifer Lawrence, özellikle eski ABD Başkanı Donald Trump dönemi sonrası artan gerilim nedeniyle, artık siyaset hakkında kamuoyuna konuşmaktan çekindiğini ve ünlülerin siyasi tercihler üzerindeki etkisinin neredeyse sıfır olduğunu düşündüğünü açıkladı. Lawrence, sanatsal kimliğini koruma arzusuyla politik görüşlerini medyada paylaşmak yerine, yapımcılığını üstlendiği filmler aracılığıyla ifade etmeyi tercih ediyor. Jennifer Lawrence’ın siyaset yorumları ve Hollywood kariyer kararları hakkındaki detaylara buradan ulaşabilirsiniz. Uzun soluklu animasyon serisi *South Park* bile, son Cadılar Bayramı özel bölümünde, ikonik karakteri Stan Marsh’ın ağzından, dizinin "tüm bu siyasi saçmalıklar yüzünden berbat olduğunu" söyleyerek kendi kendini eleştirme yoluna gitmiştir. Dizinin yaratıcıları Trey Parker ve Matt Stone bu hamleyle, izleyicinin siyasi hiciv yorgunluğuna meta bir yanıt vermiş ve hatta bu durumu 'South Park Sucks' adında bir kripto para (memecoin) oluşturarak tiye almıştır. (Detaylı bilgi için: South Park Kendi Kendini Eleştirdi: Siyaset Yüzünden Sıkıcı Oldu İddiası)
Kaynaklar ve Şeffaflık
Bu haberin hazırlanmasında Variety.com sitesinde yayınlanan orijinal metin esas alınmıştır:
Kaynak: Variety - SNL Weekend Update