Dijital yayın devi Netflix'in, HBO Max'i de bünyesinde bulunduran Warner Bros. Discovery'yi (WBD) yaklaşık 83 milyar dolarlık rekor bir anlaşmayla satın aldığını duyurması, küresel eğlence sektöründe sarsıntı yarattı. Bu devasa birleşme, özellikle sinema kültürünü ve endüstrisini yasalarla koruyan Fransa'da, sinema salonu işletmecilerini ve sektör temsilcilerini kırmızı alarma geçirdi. Gözler şimdi, yayın platformlarının gücü ile geleneksel sinema modelinin geleceği arasındaki kaçınılmaz savaşa çevrildi.
Çatışmanın Kalbi: Fransa'nın Meşhur 'Pencereleme' Kuralı
Fransa'daki endişenin temelinde, ülkenin film ekonomisinin bel kemiği olarak görülen katı 'pencereleme' (windowing) sistemi yatıyor. Bu kurala göre, bir filmin sinema salonlarında gösterime girdikten sonra Netflix gibi platformlarda yayınlanabilmesi için tam 15 ay beklemesi gerekiyor. Bu düzenleme, sinema salonlarına öncelik tanıyarak yerel film endüstrisini korumayı amaçlıyor. Ancak Netflix için bu durum, uzun süredir devam eden bir gerilim kaynağı. Hatta bu kural, 2017'den beri yayın platformu filmlerinin Cannes Film Festivali'nde yarışmasını engelliyor.
Warner Bros. gibi bir devin kontrolünü ele geçiren Netflix'in, bu 15 aylık bekleme süresini kısaltmak için Fransız Devlet Konseyi'ne yaptığı başvurular artık çok daha büyük bir ağırlık taşıyor. Bu durum, Fransız sinema ekosisteminin geleceği için en büyük savaş alanı olarak görülüyor.
Sinema Salonları Temsilcileri Endişeli: 'Sonuna Kadar Savaşacağız'
Fransa Ulusal Sinema İşletmecileri Federasyonu (FNCF) Başkanı Richard Patry, endişelerini dile getirenlerin başında geliyor. Patry, Netflix CEO'su Ted Sarandos'un 'filmleri sinemalarda göstermeye karşı olmadıkları' ve Warner Bros. filmlerini vizyona sokmayı 'bekledikleri' yönündeki açıklamalarına rağmen temkinli. Patry, hem ABD'deki hem de Avrupa'daki antitröst kurullarının bu anlaşmanın potansiyel sonuçlarını çok dikkatli bir şekilde incelemesini umduklarını belirtiyor.
Bu endişeler Fransa ile sınırlı kalmayıp, dünyanın en büyük film pazarlarından birinde de benzer bir yankı buldu. Hindistan Çok Salonlu Sinema Birliği (MAI), bu birleşmeyi ülkenin sinema ekosistemi için 'varoluşsal bir tehdit' olarak nitelendirerek, Netflix'in 'önce sinema' modelini terk etmesinden ve salonlar için yüksek kaliteli içerik akışını baltalamasından duyduğu derin kaygıyı dile getirdi. Bu durum, sinema işletmecilerinin küresel ölçekte benzer korkuları paylaştığını gözler önüne seriyor.
Patry'nin bu umudu, anlaşmanın ABD'de şimdiden ciddi bir siyasi ve endüstriyel tepkiyle karşılaşmasıyla karşılık buluyor. Amerika Yazarlar Birliği (Writers Guild of America) gibi meslek örgütleri, rekabetin azalacağı ve yaratıcıların pazarlık gücünün düşeceği endişesiyle anlaşmaya karşı çıkarken, siyasi arenada da benzer sesler yükseliyor. Nitekim Massachusetts Senatörü Elizabeth Warren, bu birleşmeyi tüketiciler için daha yüksek fiyatlar ve daha az seçenek anlamına gelebilecek bir 'antitröst kabusu' olarak nitelendirdi. Bu endişeler sadece Demokratlarla sınırlı kalmayıp, Cumhuriyetçi kanattan da benzer seslerin yükselmesiyle, anlaşmanın düzenleyici kurumlar tarafından sıkı bir incelemeye tabi tutulacağı beklentisini güçlendiriyor.
FNCF'nin endişeleri sadece yeni gişe rekortmeni filmlerle sınırlı değil. Bir diğer önemli kaygı noktası ise Warner Bros.'un zengin klasik film arşivi. Patry, bu arşivin Fransa'da gençlerin eğitimi ve kültürel miras gösterimleri için kritik bir kaynak olduğunu vurgulayarak, "Warner Bros. bu konuda her zaman cömert davrandı. Netflix ile bu geleneğin devam edip etmeyeceğini bilmiyoruz" diyor.
Bu endişeyi körükleyen bir diğer unsur ise Netflix'in bu anlaşmayla sadece klasik arşivi değil, aynı zamanda Succession, Game of Thrones gibi prestijli HBO dizileri ile Harry Potter ve DC Evreni gibi milyarlarca dolarlık fikri mülkiyet haklarını da kontrol edecek olmasıdır. Bu durum, Netflix'e sektör üzerinde eşi benzeri görülmemiş bir güç veriyor.
İki Zıt Görüş: Tehdit mi, Fırsat mı?
- Tehdit Görüşü (FNCF): Netflix, sinema gösterimlerini atlayarak veya kısaltarak Fransa'nın sinema merkezli ekosistemini zayıflatabilir. Bu durum, hem salonların gelirini hem de ülkenin kültürel film politikalarını tehlikeye atar.
- Fırsat Görüşü (Pathé Cinéma): Bu satın alma, Netflix'in sinemanın değerini anladığını gösteriyor. Ekonomik gerçekler, onları da Disney gibi sinemayı stratejilerinin merkezine koymaya itecektir. Hatta bazı filmler için yeni gösterim fırsatları doğabilir.
Şeytanın Avukatı: İyimser Bir Bakış Açısı da Mümkün
Sektördeki genel alarma rağmen, herkes aynı karamsarlığı paylaşmıyor. Pathé Cinéma'nın genel müdürü Laure de Boissard, daha iyimser bir tablo çiziyor. Boissard, "Bu ölçekte bir hamle, Netflix'in hala sinema salonlarının değerine temelden inandığını gösteriyor" diyerek farklı bir perspektif sunuyor.
Boissard, Disney'in streaming odaklı stratejisinden aldığı dersi hatırlatıyor: "Disney+, yayın odaklı bir stratejiyle sinema gösterimlerini duraklattığında, ekonomik olarak mantıklı olmadığını 360 derecelik bir bakış açısıyla hızla fark ettiler. Tamamen ekonomik bir açıdan bile sinemayı stratejilerinin merkezine koymak zorunda kaldılar." Boissard'a göre finansal disipliniyle bilinen Netflix de eninde sonunda aynı sonuca varacaktır.
Warner Bros.'un Fransa İçin Anlamı
Bu endişenin bir diğer sebebi de Warner Bros.'un Fransa'da 'Amerikan stüdyolarının en Avrupalısı' olarak görülmesi. Stüdyo, geçmişte Michel Hazanavicius'un beş Oscar ödüllü sessiz filmi "The Artist" gibi sinefil ruhuna hitap eden projelere yeşil ışık yakmasıyla biliniyor. Bu nedenle Warner'ın editoryal çizgisinin Netflix altında nasıl bir yöne evrileceği de merak konusu.
Netflix ve Fransız sinema endüstrisi arasındaki bu mücadele, teknolojinin geleneksel yapılarla olan çekişmesinin en somut örneklerinden birini oluşturuyor. Anlaşmanın onaylanıp onaylanmayacağı ve eğer onaylanırsa yaşanacak gelişmeler, sadece Fransa'nın değil, tüm dünyanın sinema geleceğini şekillendirebilir. James Cameron'ın kısa süre önce Paris'teki bir galada söylediği gibi, 'sanatı desteklemenin ahlaki bir zorunluluk olduğu' bir ülkede, bu savaşın kolay kolay bitmeyeceği aşikar.
Bu haberin oluşturulmasında Variety'de yayınlanan analizden yararlanılmıştır.