2020'de César Ödülleri'nden iki ödülle ayrılan ve Cannes Film Festivali'nde prömiyer yapan “Papicha” filmiyle tanınan yönetmen Mounia Meddour, yeni projesiyle yine toplumsal zorlukların ve sanatın dönüştürücü gücünün altını çizmeyi hedefliyor. Meddour, yeni filmi “Malika” için, Paris'in zorlu banliyölerinde büyüyen, travmaları aşarak uluslararası alanda tanınan bir lirik opera sanatçısı olan Fransız-Cezayirli Malika Bellaribi'nin gerçek hikayesini beyaz perdeye taşımaya hazırlanıyor.
Genç Sesler ve Deneyimli İsimler Bir Arada
Filmin başrolü için seçilen isim, 2018'de “The Voice” yarışmasında finale kalan ve geçtiğimiz yıl “Starmania” müzikalinde sahne alan Lilya Adad oldu. Adad'a, sinema dünyasının saygın isimleri eşlik edecek: Elsa Zylberstein (“I’ve Loved You So Long”), Lubna Azabal (“Incendies”), Camille Razat (“Emily in Paris”) ve Djebril Zonga (“Les Miserables”). Çekimlerin 21 Kasım'da Paris bölgesinde başlaması planlanıyor.
Meddour'un bu projesinde, Lilya Adad gibi yeni bir yeteneği uluslararası bir kadroyla bir araya getirmesi, dünya sinemasındaki genel eğilimle örtüşmektedir. Cannes Eleştirmenler Haftası gibi prestijli platformlar, sinema kariyerlerini hızlandırmak ve kısa filmlerden uzun metrajlı projelere geçiş yapan yeni nesil yönetmenlere uluslararası kapı açmak amacıyla küresel yetenek geliştirme programlarına büyük önem vermektedir. Bu vizyonun son örneği olarak, Cannes Critics’ Week Next Step Studio Endonezya sineması yetenek geliştirme girişimi, farklı kültürlerden gelen güçlü hikayeleri küresel pazara taşımayı hedeflemektedir.
“‘Malika’nın yeniden yapılanma, kimlik ve sanatın kurtarıcı gücü temalarına odaklanan, güçlü ve sürükleyici bir biyografi olmasını istiyorum.” - Mounia Meddour
Zorluklardan Yükseliş: Bir Sanatın İyileştirici Gücü
Meddour, Variety'ye yaptığı açıklamada, filmin Bellaribi'nin Nanterre'deki Cezayirli göçmen bir ailenin yanında geçirdiği yoksul çocukluğunu, ailesinin terk etmesinin ardından yaşadığı ciddi bir kazanın sonuçlarını ve rehabilitasyon sürecini takip edeceğini belirtti. Bellaribi'nin, yatağa mahkum kaldığı yıllarda müziğin ve şarkı söylemenin gücüyle iyileşme sürecini, kendisine destek olan sıra dışı bir profesör aracılığıyla (Zylberstein tarafından canlandırılacak) nasıl dönüştürdüğünü göreceğiz. Bu azim, onu Milano'daki ünlü La Scala Operası'na kadar taşıdı ve 2012'de Fransa hükümetinden Sanat ve Edebiyat Nişanı Şövalyesi unvanını almasını sağladı.
Yönetmen Meddour, geleneksel biyografi estetiğinden kaçınma isteğini vurguluyor. Bellaribi'nin duygusal mücadelesini ve nihai yeniden doğuşunu vurgulamak için yoğun yakın çekimler ve karmaşık bir ses tasarımı kullanmayı planlıyor. Bu yaklaşım, filmin sadece bir başarı öyküsü olmaktan çıkıp, izleyiciyi karakterin iç dünyasına derinlemesine çekmeyi amaçladığını gösteriyor. Öte yandan, bazı eleştirmenler biyografilerin bu kadar stilize edilmesinin, anlatılan gerçek olayın duygusal ağırlığını hafifletme riski taşıyabileceğini öne sürebilir.
Tematik Tutarlılık: Direniş ve Kimlik Arayışı
“Malika”, Meddour'un önceki iki güçlü eseri “Houria” ve “Papicha” ile tematik bir paralellik taşıyor; her ikisi de hayatta kalma ve özgürlük için mücadele eden güçlü kadın karakterlere odaklanıyordu. “Papicha” Cezayir'de fundamentalizme karşı çıkan genç kadınları anlatırken, “Houria” şiddet içeren bir saldırıdan kurtulan bir balerin hakkındaydı. “Malika”, 1960'lar ve 1990'lar Fransa'sındaki Cezayirli göçmen deneyimini ve ırkçılık konularını da mercek altına alarak, Meddour'un sanatsal vizyonunun bu toplumsal meselelerdeki sürekliliğini pekiştiriyor.
Mounia Meddour’un bu tür ağır ve toplumsal odaklı hikayelere olan ilgisi, uluslararası film festivallerinin de son dönemde ağırlık verdiği temalarla örtüşmektedir. Örneğin, İrlanda'nın Oscar adayı olan ve savaşın vurduğu Odessa yakınlarındaki eski bir Sovyet sanatoryumunu merkeze alan güçlü belgeseli “Sanatorium”, kadınların ve güncel jeopolitik krizlerin insan üzerindeki etkilerini vurgulayan Kadın ve Dünya Uluslararası Film Festivali'nin (Women and the World International Film Festival) açılış filmi olarak seçilmiştir. Bu durum, sinema dünyasında kimlik, direniş ve yenilenme temalarının ne denli önemli olduğunu bir kez daha göstermektedir. İrlanda Oscar adayı Sanatorium belgeseli hakkında daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz.
Meddour’un bu coğrafyaya ve toplumsal meselelere odaklanması, Kuzey Afrika sinemasının küresel çapta artan önemini yansıtmaktadır. Fas gibi bölge ülkeleri, zengin sinema mirası, uluslararası alanda tanınan yönetmenleri ve gelişen yaratıcı topluluklarıyla dikkat çekmektedir. Hatta Fas, sunduğu %30 nakit iade (rebate) gibi cazip sinema teşvikleri sayesinde uluslararası prodüksiyonlar için kilit bir merkez haline gelmiş ve 2026 Avrupa Film Pazarı'nın (EFM) Odak Ülkesi olarak belirlenmiştir. Bölgenin film endüstrisi ve teşvikleri hakkında detaylı bilgi için Fas 2026 Avrupa Film Pazarı (EFM) odak ülkesi ve sinema teşvikleri içeriğini inceleyebilirsiniz.
Meddour, “Malika”nın yapımcılığını kendi yeni şirketi Jade Films üzerinden üstlenirken, Apaches Films'den Fannie Pailloux ve High Sea Production'dan Patrick André ile ortaklık kuruyor.
Kadronun Önemli İsimleri ve Geçmiş Başarıları
Bu proje, Meddour'un Zylberstein ve Azabal gibi eleştirmenlerce beğenilen oyuncularla ilk kez çalışması anlamına geliyor. Zylberstein, Simone Veil biyografisi “Simone, le voyage du siecle” ile de tanınırken; Azabal, uluslararası alanda Denis Villeneuve’ün “Incendies” filmiyle çıkış yapmıştı ve son olarak 2023 Oscar'larında Fas'ı temsil eden “The Blue Caftan”da rol almıştı.
| Oyuncu | Tanınan Rolü |
|---|---|
| Lilya Adad | “The Voice” Finalisti, “Starmania” |
| Elsa Zylberstein | “I’ve Loved You So Long”, “Simone” |
| Lubna Azabal | “Incendies”, “The Blue Caftan” |
Teknik zorluklar ve sanatsal hedefler bir araya geldiğinde, “Malika”nın sadece bir opera şarkıcısının biyografisi olmaktan öte, Fransa'nın göçmenlik tarihi ve sanatın bireysel kurtuluş gücü üzerine güçlü bir sinema eseri olma potansiyeli taşıdığı görülüyor.
Kaynak: Variety'den alınan bilgilere dayanarak hazırlanmıştır.