Tunuslu yönetmen Kaouther Ben Hania, son filmi 'The Voice of Hind Rajab' ile uluslararası sinema sahnesinde hem büyük bir övgü hem de ciddi bir dağıtım mücadelesiyle karşı karşıya kaldı. Filmin Venedik Film Festivali'ndeki prömiyeri, 20 dakikadan fazla süren ayakta alkışlarla festival tarihinin en uzun ve en duygusal tepkilerinden birine sahne oldu. Ancak bu tarihi başarıya rağmen, filmin ABD'deki büyük distribütörler tarafından görmezden gelinmesi, siyasi sinemanın ticari zorluklarını gözler önüne seriyor.
Venedik'ten Doha'ya Yankılanan Bir Ses
Daha önce 'The Man Who Sold His Skin' ve 'Four Daughters' filmleriyle iki kez Oscar adayı olan Kaouther Ben Hania'nın yeni eseri, Gazze'de İsrail güçlerinin saldırısına uğrayan bir arabanın içinde mahsur kalan ve daha sonra cansız bedeni bulunan 5 yaşındaki Filistinli kız Hind Rajab'ın gerçek hikayesine odaklanıyor. Film, küçük bir kızın tüyler ürpertici ses kaydını merkeze alıyor.
Venedik'te beklenenin ötesinde duygusal bir tepki alan film, festivalin en iyi ikinci ödülü olan Gümüş Aslan'ı kazandı. Ben Hania, ödül konusundaki tartışmalar hakkında jüriye saygı duyduğunu belirtirken, asıl ödülün izleyicinin yoğun tepkisi olduğunu vurguladı: “Bence o gün hissettiğim tepki, Hind Rajab'ın sesinin yankılanacağını gösteriyor. Bu benim için en iyi ödüldü.”
Film, Kuzey Afrika ve Orta Doğu'daki ilk resmi gösterimini ise Katar'ın ateşkes müzakerelerindeki kilit rolü göz önüne alındığında siyasi açıdan da önemli bir etkinlik olan Doha Film Festivali'nin açılışında gerçekleştirdi. Film, bu bölgedeki festivaller arasında rekabet yerine dayanışma gördü ve yaygın bir şekilde gösterime girmesi için desteklendi.
ABD Dağıtımında Görünmez Duvar: 'Hepsi Reddetti'
Uluslararası alanda geniş yankı uyandıran ve İtalya gişelerinde 1.4 milyon doların üzerinde hasılat yapan filmin en büyük zorluğu ABD pazarında ortaya çıktı. Film, Tunus'un Oscar'daki Uluslararası Uzun Metraj Film adayı olmasına rağmen, Ben Hania, büyük ABD distribütörlerinin filmi almayı reddettiğini açıkladı.
“Venedik'te çok iyi başlamasına rağmen, büyük bir distribütör tarafından alınabilirdik. Ancak durum böyle olmadı. Hepsi filmi reddetti.”
Bu durum, küresel siyasi hassasiyet taşıyan eserlerin Batı pazarlarında karşılaştığı zorlukların tipik bir örneği olarak görülüyor. Büyük stüdyolar, finansal riskten ziyade potansiyel siyasi tartışmalardan kaçınma eğilimi gösterebiliyorlar. Film bu nedenle ABD'de, yapımcıları olan WILLA şirketi tarafından bağımsız olarak 17 Aralık'ta gösterime girecek.
Bu siyasi zorlukların aksine, Japon animasyonu gibi küresel gişe devleri, ABD pazarında hem ticari başarı yakalıyor hem de prestij için mücadele ediyor. Örneğin, dünya genelinde 682 milyon dolarlık hasılat yapan ve tüm zamanların en çok hasılat yapan Japon filmi rekorunu elinde bulunduran Demon Slayer: Infinity Castle, şu anda Oscar Ödülleri'nde En İyi Animasyon Filmi kategorisinde tanınmak için kapsamlı bir kampanya yürütüyor. Crunchyroll'un dağıtımını üstlendiği bu film, animenin artık Hollywood tarafından ciddiye alınmasını sağlamayı amaçlıyor. Bu devasa Japon yapımının Oscar yolculuğu ve küresel hakimiyeti hakkında daha fazla detaya Nexus Haber'deki Demon Slayer: Infinity Castle içeriğinden ulaşabilirsiniz.
Öte yandan, bölgedeki bazı ülkeler uluslararası yapımcılığı teşvik etme konusunda önemli atılımlar yapıyor. Örneğin, Mısır, Holywood devlerini (Guy Ritchie'nin 'Fountain of Youth'u ve Jon M. Chu’nun 'Wicked' müzikali gibi) ve dijital fenomenleri (Mr. Beast) ülkeye çekmek için Mısır Film Komisyonu (EFC) aracılığıyla agresif teşvikler ve %30 nakit iade (cashback) programları sunuyor. Bu çabalar, Mısır'ı Orta Doğu ve Afrika'nın merkezi prodüksiyon üssü haline getirmeyi amaçlıyor. Mısır’ın yabancı yapımlar için sağladığı bu büyük teşvikler ve Holywood ilgisi hakkında daha fazla bilgiye Mısır Film Komisyonu'nun Holywood ve Mr. Beast dahil yabancı yapımlara sunduğu teşvikler içeriğimizden ulaşabilirsiniz.
Bu endüstriyel dinamikler ışığında, Oscar ödüllü yönetmenlerin dahi kariyerlerinde büyük dönüşümler yaşadığı görülüyor. Örneğin, 2021 yapımı Marvel filmi Eternals ile gişeye yönelen Chloé Zhao, sonrasında Shakespeare'in hayatından ilham alan ve kendisinin kariyerindeki en kişisel çalışma olduğunu belirttiği Hamnet ile dört yıllık sessizliğini bozdu. Zhao, bu dönüşümün yanı sıra, merakla beklenen Buffy the Vampire Slayer devam (sequel) projesini de yöneterek, hem büyük stüdyo işleri hem de kişisel sanat projeleri arasında denge kuruyor. Zhao’nun açıklamalarına göre, Buffy projesi bir yeniden yapım (reboot) değil, orijinal serinin mirasına saygı duyan ve Sarah Michelle Gellar dahil 'OG karakterleri' geri getirecek bir devam hikayesi olacak. Chloé Zhao'nun Eternals'tan Hamnet'e geçişi ve Buffy projesine dair detaylar hakkında daha fazla bilgiyi Nexus Haber'deki Chloé Zhao: Hamnet, Eternals ve Buffy'nin OG Karakterleriyle Dönüşü içeriğimizden öğrenebilirsiniz.
Filmin Uluslararası Başarısı ve Ödülleri
- Venedik Film Festivali: 20 dakikanın üzerinde ayakta alkış ve Gümüş Aslan ödülü (İkinci Ödül).
- Oscar Adaylığı: Tunus'un 'Uluslararası Uzun Metraj Film' kategorisinde resmi adayı.
- Gişe Başarısı (İtalya): Dublajsız yayınlanmasına rağmen 1.4 milyon doların üzerinde hasılat.
- Festival Ödülleri: Venedik'ten bu yana festival turnesinde en çok 'İzleyici Ödülü'nü kazandı.
Yönetmenin Çağrısı: Filmler Değişim Unsuru Olabilir mi?
Ben Hania, filminin izleyiciler üzerindeki etkisine dair yüksek beklentilere sahip. Amacının sadece izleyicinin ağlayıp evine gidip unutması değil, aksiyon alması olduğunu belirtiyor. Yönetmen, Filistinli seslerin genellikle susturulduğu bu dönemde, filmin bir değişim unsuru olup olamayacağını sorguladığını ifade ediyor.
Çatışmanın devam eden durumu hakkında konuşan Hania, geçici ateşkeslerin yetersiz kaldığını düşünüyor. Ona göre, yaşanan kayıp, gözyaşı ve acı ölçeği, 'yeter' denilebilecek bir seviyede değil. Bu yaranın açık olduğunu ve hiçbir filmin bu yarayı tek başına iyileştiremeyeceğini savunuyor. Yönetmenin nihai mesajı net:
“Sadece adalet, durumu daha iyi hale getirebilir. Hind'e ve öldürülen tüm çocuklara adaleti getirmeye ne dersiniz? Belki o zaman bir umut besleyebiliriz.”
Bu kapsamlı röportaj ve filmin etkileri hakkında daha fazla detayı Variety'nin orijinal haberinde bulabilirsiniz: Kaouther Ben Hania'nın 'The Voice of Hind Rajab' filmi hakkındaki Variety makalesi.