Stephen King'in oğlu ve modern korku edebiyatının en üretken yazarlarından Joe Hill, yepyeni ve iddialı eseriyle okuyucuların karşısına çıktı. Hill’in 900 sayfalık katil ejderha destanı “King Sorrow”, devasa hacmine rağmen şaşırtıcı bir şekilde tamamen kişisel ve romantik bir ilhamdan doğduğunu ortaya koyuyor.
Yazar, romanın çıkışını, kısa hikayesinden uyarlanan ve gişede büyük başarı yakalayan “The Black Phone 2” filminin başarısının hemen ardından yapıyor. Film, İngiltere ve İrlanda gişesinde 1.5 milyon dolarlık etkileyici bir açılışla ikinci sıraya yerleşmekle kalmadı; aynı zamanda Kuzey Amerika'da da tahmini 24.4 milyon dolarlık açılış hasılatı elde ederek ilk filmin başarısını geride bıraktı. İngiltere gişesinde zirveye yerleşen Gabby's Dollhouse ve Black Phone 2 gişe sonuçları hakkındaki detayları sitemizden inceleyebilirsiniz. Ancak Hill, son eseri için ürkütücü kâbuslardan ziyade, eşi editör ve yayıncı Gillian Redfearn’a olan sevgisinden güç aldığını belirtiyor.
“Bunun eşime ithaf edeceğim ilk kitap olacağını biliyordum. Sanırım onu etkilemek istedim ve bilirsiniz, bir adam en sevdiği kızı etkilemeye çalıştığında nasıl bir belaya bulaşabilir. Bu yüzden Gillian’ın seveceğini düşündüğüm her şeyi, okuması eğlenceli olacak her şeyi üst üste yığmaya başladım.”
“King Sorrow” Ne Hakkında? Türler Arası Çılgın Bir Macera
Hill’in eşi için bir hediye olarak başlayan “King Sorrow”, okuyucular için ise altı arkadaşın kendilerini koruması için çağırdıkları efsanevi ejderha için yıllar içinde fedakârlık yapmak zorunda kaldığı destansı bir serüven sunuyor. Kitabın en dikkat çekici yanı, tek bir türe bağlı kalmaması.
Yazar, romanın içeriğini anlatırken neredeyse her sayfada farklı bir maceraya atıldığını vurguluyor. Hikâye, New York’tan Londra’ya uçan bir 747 uçağındaki mini bir hava felaketi romanından, tuzaklarla dolu bir trol mağarasına yapılan “Indiana Jones” tarzı bir dalışa kadar uzanıyor. Ayrıca kâr amaçlı bir paramiliter örgüt tarafından kaçırılan karakterler, çöken bir binadan kurtarma operasyonu ve hatta paten üzerinde sarhoş kavgalar gibi akla gelmeyecek olay örgüsü elementlerini içeriyor.
Ejderha Felsefesi: Neden Kötü Adamlar Bu Kadar Önemli?
Değer Katma: Antagonist Gücü
Joe Hill, romanın kalbinde yatan 4000 tonluk, 21 metrelik, kötü mizah anlayışına sahip baş düşman King Sorrow’un önemini vurguluyor. Hill, fantastik edebiyatta antagonistlere olan hayranlığını açıkça dile getiriyor. Hatta Smaug’u (Hobbit) Sherlock Holmes’ten bile daha çok sevdiğini belirterek, korku romanlarının başarısının genellikle kötü adamlarının kalitesine bağlı olduğunu savunuyor. Bu da King Sorrow’u sadece bir canavar değil, hikâyeyi taşıyan merkezi bir figür haline getiriyor.
Stephen King Mirası: Uyarlamaların İki Yüzü
Joe Hill’in eserlerinin Hollywood tarafından sevilerek uyarlanması göz önüne alındığında, “King Sorrow”un da sınırlı bir dizi olarak derin ceplere sahip bir yayıncı tarafından ele alınması şaşırtıcı olmayacaktır. Hill, kendi eserlerinin uyarlamalarından genellikle memnun olduğunu ve hiçbirinin “tamamen berbat” olmadığını belirtiyor.
Ancak Hill, bu konudaki en büyük dersleri babası Stephen King’den aldığını ifade ediyor. King’in eserlerinin, “Stand By Me” gibi dahiyane uyarlamalardan, “Thinner” gibi başarısız adaptasyonlara kadar değişen on yıllarını yakından izledi. Ona göre uyarlamaların başarılı olmasının sırrı, yazarın sesini ve dünyaya özgü bakış açısını yakalamakta yatıyor. Karakterlerin diyalogları, kitaptaki o benzersiz “müziğe” sahip olmalı.
Eleştirel Bakış: 900 Sayfalık Bir Yapıt Nasıl Uyarlanır?
Joe Hill, romanı yazarken dili “yalın, sert, temiz ve doğrudan” tutmaya çalıştığını ve bunun sinematik bir okuma deneyimi yarattığını söylese de, “King Sorrow” gibi 900 sayfalık, türden türe atlayan, karmaşık bir yapının ekrana aktarılması büyük riskler taşıyor. Her ne kadar Hill’in daha kısa eserleri büyük başarı yakalamış olsa da, bu kadar geniş kapsamlı bir eserin özünü kaybetmeden uyarlanması, senaristler için gerçek bir “ejderha avı” anlamına gelecektir.
Korku Yazarı Olmak: Cadılar Bayramı Çalışma Günüdür
Korku edebiyatının efsanevi bir ailesinden gelmesine rağmen, Hill’in evinde Cadılar Bayramı kutlamaları yapılmıyor. Bunun nedeni ise şaşırtıcı: O, bu mevsimi çalışarak geçiriyor. Hill, kendisini “Noel Arifesindeki Noel Baba”ya benzetiyor ve 20 yıldır korku yazarak geçirdiği için Cadılar Bayramı'nda hileli veya şekerleme zevklerine dalmak yerine, genellikle yeni bir kitap, film veya TV şovuyla ilgili, 'Malımı satın alın' diyecek zarif, zekice ve çekici yollar bulmaya çalıştığını söylüyor. Bu itiraf, bir yazarın sadece yaratıcı değil, aynı zamanda kararlı bir pazarlamacı olması gerektiğini gösteren samimi bir bakış açısı sunuyor.
Kaynak: Variety Röportajı