Dünya sinemasının en saygın, bir o kadar da tartışmalı isimlerinden biri olan İranlı yönetmen Jafar Panahi, ülkesinde hakkında çıkan son hapis cezasına Fas'taki Marakeş Film Festivali’nde cevap verdi. Ülkesinin kendisine yönelik baskıcı politikalarına rağmen, Oscar adayı filmi “It Was Just an Accident” (Sadece Bir Kazaydı) için yürüttüğü kampanyayı tamamlar tamamlamaz İran’a döneceğini duyuran Panahi’nin bu kararı, sanat ve siyaset arasındaki ince çizgiyi bir kez daha gündeme taşıdı.
Yeni Ceza ve Devam Eden Baskı
Panahi, İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı yürüttüğü “propaganda faaliyetleri” suçlamasıyla gıyabında bir yıl hapis cezasına çarptırıldı. Yönetmenin avukatı Mostafa Nili’nin açıklamasına göre, bu ceza aynı zamanda iki yıllık yurt dışı yasağı ve herhangi bir siyasi veya sosyal gruba üye olma yasağını da içeriyor. Bu karar, Panahi’nin sanatını icra etme özgürlüğüne yönelik devlet müdahalesinin en son örneği oldu.
“Benim tek bir pasaportum var. O da ülkemin pasaportu ve onu korumak istiyorum. Ülkeniz, ne tür sorunlar olursa olsun, yaşanılacak en güzel yerdir. İran nefes alabildiğim, yaşama sebebimi ve yaratma gücümü bulabildiğim yerdir.”
Panahi’nin Sansürle Geçen Mücadele Tarihi
Jafar Panahi’nin İran hükümetiyle olan mücadelesi yeni değil. 2010 yılında kendisine altı yıl hapis ve 20 yıl boyunca film çekme, röportaj verme veya yurt dışına seyahat etme yasağı getirilmişti. Buna rağmen, Panahi filmlerini gizlice İran içinde çekmeye ve ülkenin dışına kaçırmaya devam etti. 2022’de tekrar tutuklanan Panahi, açlık grevine başlamasının ardından 48 saat içinde serbest bırakılmıştı. Bu geçmiş, yönetmenin mevcut hapis cezasına rağmen ülkesine dönme kararlılığının altını çiziyor.
Sanatın Bedeli: %5’lik Yönetmenler
Marakeş’teki ustalık sınıfında geleceğin sinemacılarına seslenen Panahi, sanatın toplumsal rolü hakkında önemli bir ayrım yaptı. Yönetmenleri temelde iki gruba ayırdı: Birincisi, izleyicinin beklentilerine ve zevkine son derece duyarlı olan, izleyiciyi kendine çeken %95’lik kesim. İkincisi ise, “İzleyicinin zevkini umursamıyorum. Kendi filmimi yaparım ve izleyici beni bulmak zorundadır” diyen %5’lik kesim.
Panahi, kendisini %5’lik kategoriye koyarak, bu yolu seçenlerin bir bedel ödemek zorunda olduğunu vurguladı. Batı ülkelerinde bu bedel ekonomik olabilirken, İran gibi ülkelerde siyasi ve kişisel bir bedel anlamına geliyor.
Panahi’nin bu ayrımı, Batı sinemasındaki benzer yaratıcılık mücadelelerini de akla getiriyor. Örneğin, Queen Latifah da yakın zamanda katıldığı Red Sea Film Festivali’nde Hollywood stüdyo yöneticilerini, sanatsal vizyonu baltalayan ve "yaratıcılıktan yoksun ancak aşırı güce sahip" kişiler olarak eleştirmişti. Bu eleştiri, Panahi’nin bahsettiği, Batı dünyasında ödenen 'ekonomik ve sanatsal kontrol' bedelinin somut bir örneğidir. Ünlü yıldızın bu konudaki detaylı görüşlerine Queen Latifah'ın Hollywood stüdyolarına yönelik eleştirileri başlıklı içeriğimizden ulaşabilirsiniz.
Eleştirel Bakış: Sürgün ve Sanatsal Özgürlük İkilemi
Panahi’nin ülkesine dönme kararlılığı, hem büyük bir cesaret örneği hem de kritik bir ikilemi beraberinde getiriyor. Birçok sanatçı, baskıdan kaçmak ve sanatsal özgürlüğünü korumak için sürgünü seçerken, Panahi fiziksel varlığın ve içeriden mücadele etmenin önemini savunuyor. Ancak bu tavır, kariyerini ve kişisel güvenliğini sürekli bir risk altına sokuyor. Bu bağlamda, Cyril Aris'in 'A Sad and Beautiful World' film incelemesi gibi yapımlar, Lübnan krizi örneğinde olduğu gibi, en kişisel kararların bile kaçınılmaz olarak büyük jeopolitik güçlere bağlı olduğunu göstererek, Panahi’nin durumunun global sinemada yankılandığını kanıtlıyor. Panahi’nin de belirttiği gibi, filmleri hükümeti memnun etmiyor; bu durum, onun sanatının gücünü gösteriyor olsa da, bu inatçı duruşun bedelinin her an ödenebileceği gerçeğini değiştirmiyor.
Gelecek Planı: Oscar Kampanyasından Doğru İran’a
Panahi, cezasına rağmen moralini bozmadığını ve Fransa’nın Oscar adayı olan son filmi “It Was Just an Accident” için yürüttüğü uluslararası kampanyaya odaklandığını belirtti. Film, siyasi tutukluluk deneyimlerinden ilham alıyor ve Panahi’nin tutuklanma ve sorgulanma süreçlerini yansıtıyor. Yönetmen, kampanyayı bitirdikten sonra derhal ülkesine döneceğini belirterek, “Bu kararı verdim. Filmlerimin hükümeti memnun etmediğini biliyorum ama bu, geri dönmemem için bir sebep değil. Geri döneceğim” diyerek konuşmasını ayakta alkışlarla tamamladı.
Kaynak: İranlı yönetmen Jafar Panahi’nin Marakeş Film Festivali’ndeki son açıklamaları ve hakkındaki cezai sürece dair detaylar için Variety’nin ilgili makalesine başvurulmuştur.