Hollywood merdivenlerinde ne kadar yükselirseniz yükselin, her zaman öğrenilecek yeni bir şeyler vardır. Kariyerinin zirvesinde, 1999 yapımı “Shakespeare in Love” ile En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ını kazanan ve aynı zamanda Goop markasıyla da adından söz ettiren Gwyneth Paltrow, oyunculuğa verdiği kısa aradan sonra geri dönüş yapmaya hazırlanıyor. Josh Safdie'nin yönettiği ve Timothée Chalamet’nin yer aldığı “Marty Supreme” filminde, 1950'lerin New York'unda tecrübeli bir film yıldızını canlandıracak olan Paltrow, ekranlara geri dönerken sektörün geçirdiği dönüşümleri de değerlendiriyor.
Bu dönemde, Hollywood'un yeni “gözde ismi” haline gelen Jacob Elordi ise Guillermo del Toro’nun “Frankenstein” filminde canavar rolüyle dikkat çekiyor. Elordi, 28 yaşında, bu klasik rolün hem şiddetini hem de zarafetini nasıl bulduğunu Paltrow ile paylaşıyor. Bu sohbet, Paltrow’un 90’ların “vahşi batı” olarak nitelendirdiği dönemden kesitler sunarken, Elordi’ye gençlik yıllarındaki kendine vereceği tavsiyeleri de içeriyor. Bu tartışmalar, Kate Winslet'in genç oyuncuların estetik müdahalelere ve kilo verme ilaçlarına olan bağımlılığını "yıkıcı" olarak nitelendirdiği güncel sektör eleştirileriyle paralellik taşıyor.
Yeni Neslin Yükselişi ve Ebeveynlerin İlgi Odağı
İki yıldızın sohbeti, Elordi’nin genç jenerasyon üzerindeki etkisini ortaya koyuyor. Paltrow, “Euphoria”daki performansını izlediğini ve Elordi’nin inanılmaz yeteneğini vurguladığını belirtirken, Elordi, “Annem sizi seviyor, kız arkadaşım sizi seviyor. Hiç kimse ‘Ben sizi seviyorum’ demiyor” diyerek ünlü olmanın tuhaf dinamiklerine değiniyor.
“Euphoria” gibi aşırı temalı dizilerin ebeveynler için ne kadar alarm verici olabileceği sorusuna Paltrow, kendi çocuklarının o yollara sapmadığını, ancak sosyal medya ve ilişkisel yönlerinin bazı çıkarımlarının doğru olduğunu ekliyor.
Kariyer Seçimleri ve Yönetmenlere Saygı
Elordi’nin kariyer yolculuğuna baktığımızda, ilk büyük çıkışlarından önce 18 yaşındayken çektiği “The Kissing Booth” gibi projelerin Hollywood’da ilk başta beklediği gibi ilerlemediğini, bu durumun kendisi için “tırnakları tahtaya sürtmek gibi” olduğunu itiraf ediyor. Paltrow ise kariyerinin başlangıcında, Paul Thomas Anderson, Steven Spielberg ve David Fincher gibi sinemanın dev isimleriyle çalışmasının tesadüf değil, büyük şans olduğunu ancak bazı “tuhaf seçimler” de yaptığını kabul ediyor.
- Jacob Elordi, Avustralyalı aktör Heath Ledger'ı örnek alarak bu mesleğin mümkün olduğunu fark ettiğini belirtiyor.
- Elordi, “Frankenstein” rolünü, balerin olan kız kardeşinden ilham alarak fiziksel performansıyla birleştirdiğini ve rolü, bir yıl sonra bir aktörün projeden çekilmesiyle şans eseri aldığını anlatıyor.
- Paltrow, 90’larda 26 yaşındayken aldığı Oscar’ın kendisinde “muazzam bir enerji kayması” yarattığını ve o dönemde kendini tanımak için zamana ihtiyacı olduğunu söylüyor.
Sanatın İş Yapmaya Dönüşmesi ve Eleştirel Bir Bakış
Sanatçılığın bazen nasıl sıkıcı bir işe dönüştüğüne dair Elordi’nin yorumları dikkat çekici. Eskiden “Stresli bir film setindeki en kötü gün bile, gerçek dünyadaki en iyi günden iyidir” dediğini, ancak şimdi bunun “saçmalık” olduğunu düşünüyor. Paltrow ise oyunculuğun 20'li yaşlarında kendisini yalnız hissettirdiğini, çünkü henüz kim olduğunu anlayamadığını ifade ediyor. “Marty Supreme” projesinin, çocuklarının üniversiteye gitmesiyle gelen “Ben kimim?” boşluğunda ortaya çıktığını belirtiyor.
Sektörün Ticari Yüzü ve Gelecek Endişesi
İki oyuncu, sinemanın ticarileşmesinin ve iş modellerinin değişmesinin sektör üzerindeki etkilerini de masaya yatırıyor. Elordi, kendi neslinin Paltrow'un kuşağının filmlerini izleyerek büyüdüğünü ve o tür filmleri yapmak istediğini, ancak sektöre adım attıklarında bu filmlerin kaybolmuş gibi göründüğünü belirtiyor. Paltrow ise bu hiper-ticari ortama rağmen, “Marty Supreme” gibi yapımların “gerçek sanatçıların ortaya çıkıp çarpışmasını sağladığını” umduğunu dile getiriyor. Bu bağlamda, Darren Aronofsky’nin son dönemdeki açıklamaları dikkat çekiyor; Aronofsky, özellikle Netflix ve Warner Bros. Discovery birleşme iddialarına karşı, konsolidasyonun yaratıcı rekabeti öldüreceği endişesini dile getiriyor.
Paltrow'a Gençlik Tavsiyesi ve Elordi'nin Korkusu
Paltrow'a 26 yaşındaki kendisine ne söyleyeceği sorulduğunda, cevabı netti: “Acele etme. Kim olduğunu en üst düzeyde anla ve kararlarını o yerden ver. Yavaşla ve harika insanlarla çalış, bu süreçte kendine bu kadar yüklenme.” Elordi ise sinema sanatının para kazanma baskısı altında ezilmesinden duyduğu korkuyu şöyle ifade ediyor: “En büyük korkum, filmlerin değerini yitirmesi ve bu hikaye anlatıcılığı formuna sahip olamayacağımız.”
Bu samimi diyalog, hem geçmişin büyük yıldızlarının tecrübelerini hem de yeni neslin taze enerjisini bir araya getirerek, sinema endüstrisinin sürekli değişen dinamiklerine ışık tutuyor. Paltrow'un Timothée Chalamet ile olan uyumu ve karakterinin eleştirilere verdiği duygusal tepki, seyircide derin izler bırakacağa benziyor.
Kate Winslet, Hollywood'daki mükemmellik baskısının genç kadınlar üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, genç oyuncuların güzellik standartlarını karşılamak için estetik müdahaleler ve kilo verme ilaçları kullanmasını 'korkutucu' bulduğunu belirtiyor. Winslet, özellikle Hollywood'daki estetik ve kilo ilaçları trendini eleştirisi ile bu endüstriyel baskının boyutlarına ışık tutuyor.
Kaynak: Variety'nin Jacob Elordi ve Gwyneth Paltrow ile yaptığı kapsamlı röportajdan derlenmiştir. Detaylar için orijinal haberi inceleyebilirsiniz: Variety: Elordi ve Paltrow Röportajı