İspanya, sinema dünyasının en prestijli ödüllerinden 98. Akademi Ödülleri'nde 'En İyi Uluslararası Film' kategorisi için Oliver Laxe imzalı 'Sirât' filmini resmi adayı olarak belirledi. Çölün derinliklerinde geçen bu çarpıcı yolculuk, Cannes Film Festivali'nde aldığı Jüri Özel Ödülü ile dikkatleri üzerine çekmiş, şimdiden Oscar yarışının iddialı yapımlarından biri haline gelmişti.
Cannes'dan Oscar'a Uzanan Yol: Sirât'ın Yükselişi
Oliver Laxe'nin yönettiği 'Sirât', dünya prömiyerini Cannes Film Festivali ana yarışma bölümünde gerçekleştirdi. Eleştirmenlerden tam not alan film, özellikle Variety gibi önemli yayınlar tarafından 'gerilimli, gittikçe çılgınlaşan bir çöl arafı yolculuğu' olarak tanımlandı ve Laxe'nin önemli bir İspanyol auteur yönetmen olarak konumunu pekiştirdi. Cannes'daki başarısı, filmin uluslararası dağıtımcısı Neon'un dikkatini çekti ve Kuzey Amerika haklarını festivalin ortasında satın almasıyla filmin değeri daha da arttı.
İspanya'nın Seçim Süreci ve Güçlü Rakipler
İspanya Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi üyelerinin oylarıyla belirlenen 'Sirât', yaz boyunca yapılan kapsamlı gösterimlerin ardından finale kalan üç güçlü film arasından sıyrıldı. Finalistler arasında Carla Simon'ın 'Romería'sı ve Eva Libertad'ın 'Deaf' adlı yapımları da bulunuyordu. Akademinin kararı, 'Sirât'ın uluslararası festival başarısına ve eleştirel beğenisine duyulan güveni gösteriyor.
Oscar Yarışında Dağıtım Stratejilerinin Rolü: Neon'un Zorlu Denklemi
'Sirât'ın Oscar adayı olmasıyla birlikte, filmin Kuzey Amerika dağıtıcısı Neon'un önünde ilginç bir meydan okuma beliriyor. Zira Neon, bu yıl Oscar yarışına gönderilen dört yüksek profilli filmin distribütörlüğünü üstleniyor:
- Norveç: Joachim Trier'in 'Sentimental Value'
- Brezilya: Kleber Mendonça Filho'nun 'The Secret Agent'
- Kore: Park Chan-wook'un 'No Other Choice'
- İspanya: Oliver Laxe'nin 'Sirât'
Her ne kadar bu durum 'iyi bir problem' olarak görülse de, Neon'un her bir filmin Oscar kampanyasını etkili bir şekilde yönetmesi için ciddi stratejiler geliştirmesi gerekecek. Uluslararası kategorideki rekabetin giderek artması, dağıtımcıların kaynaklarını akıllıca kullanmasını zorunlu kılıyor.
Özellikle Kore adına yarışacak olan Park Chan-wook imzalı 'No Other Choice' (Tek Seçenek Yok) filmi, 30. Busan Uluslararası Film Festivali'nin açılış filmi olarak dikkatleri üzerine çekti. Ünlü yönetmen, filmindeki temaları günümüz sinema sektörünün zorluklarıyla ilişkilendirerek, kaybolan endüstriler ve yapay zekanın yükselişi gibi konulara değindi. Park Chan-wook, sinema salonlarının ayakta kalma mücadelesine ve filmlerin büyük perdede deneyimlenmesinin önemine vurgu yaptı. Yönetmenin ve filmin derinlikli açıklamaları hakkında daha fazla bilgi edinmek için Park Chan-wook: Yapay Zeka, Kore Sineması ve Gelecek Uyarıları başlıklı haberimize göz atabilirsiniz.
Pedro Almodóvar Desteği ve Movistar Plus+'ın Vizyonu
Değer Katma: 'Sirât'ın arkasındaki en önemli güçlerden biri, İspanyol sinemasının efsanevi isimleri Pedro ve Agustin Almodóvar kardeşlerin yapım şirketi El Deseo oldu. Oscar adaylıkları ve ödülleri konusunda İspanya'daki diğer şirketlerden çok daha fazla deneyime sahip olan El Deseo'nun desteği, filmin Akademi üyeleri arasında daha fazla görünürlük kazanmasına büyük katkı sağlayacaktır. Ayrıca, İspanya'nın önde gelen ödemeli TV ve SVOD platformu Movistar Plus+'ın 2024 Ocak ayında duyurduğu ilk orijinal film projeleri arasında yer alan 'Sirât', platformun 'etkinlik auteur filmleri' yaratma vizyonunun da bir parçası. Bu, filmin ulusal ve uluslararası arenada daha geniş kitlelere ulaşması için önemli bir kaldıraç görevi görüyor.
Film, İspanya'da BTeam Pictures tarafından 6 Haziran'da gösterime girdi ve 7 Eylül itibarıyla 2.7 milyon Euro (3.2 milyon dolar) gibi sağlam bir gişe hasılatına ulaşarak hem eleştirel hem de ticari başarısını kanıtladı. Bu başarı, Laxe'nin daha geniş kitlelere ulaşma hedefiyle attığı bilinçli bir adımın karşılığı olarak değerlendiriliyor.
Uluslararası Film Kategorisinde Festival Başarısının Önemi
'Sirât'ın seçimi, Brezilya'nın 'The Secret Agent'ı ve Kolombiya'nın 'A Poet'ı gibi diğer ülkelerin de son dönemde Cannes ve benzeri büyük festivallerde öne çıkan filmleri Oscar'a gönderme eğilimini yansıtıyor. Bu durum, büyük festivallerde elde edilen başarının, Akademi üyelerinin dikkatini çekmede ve uluslararası film kategorisindeki rekabette belirleyici bir faktör haline geldiğini gösteriyor.
Uluslararası arenada benzer bir başarı hikayesi de Türkiye'den geliyor. Yönetmen Murat Fıratoğlu’nun ilk uzun metraj filmi 'One of Those Days When Hemme Dies' (Hemme Ölünceye Kadar), 98. Akademi Ödülleri’nde Türkiye’yi 'En İyi Uluslararası Film' kategorisinde temsil edecek. Venedik Ufuklar (Horizons) programında kazandığı ödülle dikkatleri üzerine çeken film, modern Türk toplumunun derinliklerine inen, düşündürücü ve katmanlı bir hikaye sunuyor. Türk sinemasının Oscar yolculuğu hakkında daha fazla bilgi için Türkiye'nin Oscar adayı 'One of Those Days When Hemme Dies' başlıklı haberimizi okuyabilirsiniz.
Hint sinemasından Tribeny Rai'nin ilk uzun metraj filmi "Shape of Momo" da bu trendin önemli bir temsilcisi. Dünya prömiyerini prestijli Busan Uluslararası Film Festivali'nde, Avrupa prömiyerini ise San Sebastián Film Festivali'nin Yeni Yönetmenler bölümünde yapacak olan film, bireysel özgürlük arayışının geleneksel değerlerle çatışmasını işleyen evrensel bir kadın hikayesi sunuyor. Bu tür bağımsız yapımların uluslararası festivallerde yer bulması, küresel pazarda yeni yeteneklerin öne çıkması için kritik bir rol oynuyor. "Shape of Momo" ve diğer festival filmleri hakkında daha fazla bilgi edinmek için "Shape of Momo: Tribeny Rai, Busan ve San Sebastián Film Festivalleri" başlıklı haberimize göz atabilirsiniz.
Oliver Laxe'nin 'Sirât'ı, İspanyol sinemasının cesur ve özgün sesini Oscar sahnesine taşıyarak uluslararası alandaki gücünü bir kez daha gözler önüne seriyor. Cannes'daki zaferi, Pedro Almodóvar'ın tecrübesi ve Movistar Plus+'ın yenilikçi yaklaşımıyla birleştiğinde, film Oscar yolunda önemli bir avantaj elde ediyor.
Kaynak: Variety