2014 yılında Karlovy Vary'den 'Kristal Küre' ödülünü kazanan 'Corn Island' filmiyle uluslararası alanda ün yapan Gürcü sinemacı George Ovashvili, kariyerinin en kişisel projesi olarak nitelendirdiği 'The Moon Is a Father of Mine' (Ay Benim Babamdır) ile sinemaseverlerin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Film, dünya prömiyerini prestijli Tallinn Black Nights Film Festivali (PÖFF)'nin ana yarışma bölümünde yapacak.
Sınırların Ötesinde Bir Baba-Oğul Hikayesi
Film, okulda zorbalığa uğradıktan sonra evden kaçan 12 yaşındaki Toma'nın hikayesini merkezine alıyor. Eve döndüğünde, iki yaşından beri görmediği ve hapisten yeni çıkan babası Nemo'yu bulur. Nemo, Toma'yı atalarının yaşadığı Kafkas dağlarındaki köye götürmek istemektedir. Ancak yöre halkı tarafından hoş karşılanmayan Nemo'nun tek amacı, oğluna binlerce yıllık geyik avı geleneğini öğretmektir. Bu kader belirleyici hafta sonunda Toma, hem vahşi doğa, hem kurt sürüsü, hem de babasının karanlık geçmişi ve kendi iç korkularıyla yüzleşmek zorunda kalır.
Ovashvili, filmin temelini çocukluğundan gelen iki gerçek hikayeye dayandırdığını belirtiyor: Baba figürü, vefat eden bir amcasından esinlenilmiş; Toma'nın yaşadıkları ise tanıdığı bir çocuğun, hatta belki de kendisinin deneyimlerini yansıtıyor. Yönetmen, filmin özünde baba ile oğul arasındaki karmaşık ve güçlü bağa odaklandığını vurguluyor.
Babanın Belirsiz Yeri: Duygusal Bir İnceleme
Yönetmen, anne ile çocuk arasındaki fiziksel ve somut bağın aksine, babanın rolünün daha belirsiz olduğuna dikkat çekiyor. Ovashvili, bu durumu, 'Size babanız olduğu söylenen, ancak tam olarak kim olduğunu bilmediğiniz biri. Yine de onu seviyorsunuz ve bu bağ çok güçlü,' sözleriyle açıklıyor. Bu duygusal belirsizlik, aynı zamanda yönetmenin kendi çocukluk anılarına da yansıyor; babasının ölümü üzerine ağlayamamasını, çocukken döktüğü gözyaşlarına bağlıyor.
Görsel Dilin Gücü ve Meditatif Ritim
Filmin başlığı, Ay'ı bir baba metaforu olarak ele alan eski bir Gürcü şiirinden geliyor. Bu metafor, filmin tonunu belirliyor. 'The Moon Is a Father of Mine', geleneksel bir anlatıdan çok, meditatif bir akış sunuyor. Ritmi yavaş, görselleri metaforik ve diyalogları oldukça seyrek. Ovashvili, sinema felsefesini şöyle açıklıyor: 'Sinema, kelimelerin değil, görsellerin dilidir. Kelimeleri yalnızca görsellerle anlatamadığınız anlarda kullanırsınız.'
Ovashvili'nin rüya ile gerçeklik arasındaki çizgide gezinme isteği ve görsel dili önceliklendirmesi, sanatsal açıdan zengin bir deneyim vaat etse de, bu durum bazen bir risk taşır. Görsel metaforların ağırlığı ve ağır temposu, daha geleneksel, hızlı anlatı bekleyen izleyiciler için zorlayıcı olabilir. Yönetmenin bu deneysel yaklaşımı, filmi sanat sineması çevrelerinde öne çıkarırken, geniş kitleler için erişilebilirliğini kısıtlayabilir. Ancak yönetmen bu riskin farkında olup, kurgu ve sinematografi ile bu dengeyi kurmayı hedeflemiştir.
Uluslararası İş Birliği ve En Zorlu Çekimler
Ovashvili, filmi, 'Hayatımın en zor filmi' olarak niteliyor. Zorlu kış koşullarında yapılan çekimler 32 günden 42 güne uzamıştır. Film, sadece Gürcistan'ın değil, Almanya, Lüksemburg, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti ve Türkiye'nin de içinde bulunduğu uluslararası bir ortak yapım olarak dikkat çekiyor. Türkiye'nin bu sanatsal projeye katkısı, bölgesel sinema iş birliklerinin önemini bir kez daha gösteriyor. Uluslararası iş birliğinin teşvik edildiği PÖFF bünyesinde yer alan TV Beats Forum'da da Avrupa'nın dizi sektöründeki önemli ortak yapımları ödüllendirilmiştir. Özellikle Sırbistan, İzlanda ve Almanya işbirliğiyle hayata geçirilecek olan “Wool” (Yün) projesi, Avrupa Konseyi 50.000 Euro Seri Ortak Yapım Geliştirme Ödülü’nü kazanarak kıtadaki iddialı projelerin başarısını tescillemiştir. Bu prestijli ödülü kazanan proje hakkında daha fazla bilgiye Tallinn TV Beats Forum Wool ödülü aldı başlıklı içeriğimizden ulaşabilirsiniz. Türkiye sinemasının Avrupa platformundaki yükselişi, son olarak 38. Avrupa Film Ödülleri'nde (EFA) Murat Fıratoğlu’nun ilk uzun metrajlı kurgu filmi 'HEMME’NİN ÖLDÜĞÜ GÜNLERDEN BİRİ'nin "Avrupa Keşfi – Prix FIPRESCI" ödülüne aday gösterilmesiyle de tescillendi. Avrupa sinemasının en prestijli ödülleri olan 38. Avrupa Film Ödülleri adayları hakkında detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.
Filmdeki başrol Toma'yı, yönetmenin 'The Other Bank' filminde yaptığı gibi, Gürcistan'ın kırsalında tesadüfen keşfettiği genç oyuncu Giorgi Gigauri canlandırıyor. Baba Nemo rolünde ise Gürcü tiyatrosunun ve sinemasının tanınan ismi Givi Chuguashvili, nadiren üstlendiği bir başrolle izleyici karşısına çıkıyor.
Tarihsel arka planı post-Sovyet Gürcistan'a dayansa da, Ovashvili filmin ana itici gücünün tarih değil, yoğun duygusal bağ ve kişisel acı olduğunu vurguluyor. 'Bu film, benim kişisel acım, baba-oğul ilişkisi hakkında,' diyor.
'The Moon Is a Father of Mine' filminin dünya prömiyeri, 20 Kasım'da PÖFF'te gerçekleşecek. Ovashvili, bu filmin ardından yine çocukluk anılarından beslenen yeni projeler geliştirmeye devam edeceğini belirtiyor.
Kaynak: Variety