İspanyol sinemasının yaşayan efsanesi, Goya ve César ödüllü oyuncu Carmen Maura, kariyerinin en beklenmedik ve zorlayıcı rollerinden biriyle sinema gündemine oturdu. Pedro Almodóvar'ın ilk ilham perisi olarak tanınan Maura, Faslı yönetmen Maryam Touzani’nin Venedik ve Toronto’da büyük beğeni toplayan üçüncü uzun metrajlı filmi “Calle Málaga” ile eleştirmenlerden tam not alırken, filmdeki bir sahneyle yıllardır süregelen tabuları yıktı.
Marakeş Film Festivali’nde adeta parlayan Maura, 79 yaşındaki Maria Angeles karakterine hayat verdiği bu yapımda, uzun yıllardır yaşadığı Tanca’daki evini satmak için Madrid’den gelen kızıyla yüzleşen bir kadının yaşam, arzu ve özgürlük arayışını canlandırıyor. Fas’ın Oscar adayı olan film, yakında 37. Palm Springs Festivali’nin açılışını yapmaya hazırlanıyor.
Bu tür zorlu ve düşündürücü yapımlar uluslararası festivallerde büyük yankı uyandırırken, sinema dünyası aynı zamanda trajediler karşısında da birleştirici gücünü gösteriyor. Örneğin, Çin'in önemli etkinliklerinden Hainan Film Festivali, Hong Kong'da yaşanan ve 159 kişinin hayatını kaybettiği Tai Po yangını kurbanlarını anarak, Çin sinemasının 120. yılını kutlarken dahi toplumsal duyarlılığı ön planda tuttu. Festivaller, tıpkı Carmen Maura'nın filminde olduğu gibi, hem sanatsal sınırları zorluyor hem de zor zamanlarda insanlığı birleştirme misyonunu üstleniyor.
Touzani'nin Titizliği ve Maura'nın Sınırları
Maura, senaryoyu çok sevmesine rağmen, çekim sürecinin kendisi için hiç de kolay olmadığını itiraf etti. Yönetmen Maryam Touzani, daha önceki filmleri “Adam” ve Oscar adayı “Mavi Kaftan” ile ticari ve eleştirel başarı yakalamış, detaycı ve titiz bir çalışma stiline sahip bir isim. Maura, Touzani’nin bir sahneyi defalarca tekrar etme isteğinin kendisini alışık olmadığı bir tempoya soktuğunu belirtti.
“Senaryoyu okudum ve bayıldım. Ama sonraki çalışma çok zordu çünkü Maryam sahneleri defalarca tekrarlamayı seviyor. Buna alışık değilim,” diyen Maura, bu zorluğun sonucunun mucizevi olduğunu ekledi.
Touzani, çekimler başlamadan önce Maura’yı iki önemli zorluk konusunda uyarmıştı: Her sekans ve sahnede yer alacak olması ve bir sahnede çıplak olması gerekliliği.
79 Yaşında Gelen Özgürlük İfadesi: 'Artık Kanıtlayacak Bir Şeyim Yok'
Maura’nın kariyerinde bir ilke imza attığı çıplak sahne, filmin ana teması olan yaşlanmanın bir özgürlük sınırı olarak keşfedilmesine hizmet ediyor. Maura, bu sahnenin kendisi için bir dönüm noktası olduğunu şöyle açıkladı:
“Kariyerimde ilk kez bir yönetmen benden çıplak olmamı istedi. On yıl önce ‘hayır’ derdim. Ama artık özgürüm! Kanıtlayacak hiçbir şeyim kalmadı.”
Eleştirel Bakış: Yaşlılık ve Sinemadaki Temsiliyet
Carmen Maura'nın bu cesur kararı, Hollywood ve Avrupa sinemasında genellikle görmezden gelinen veya kalıplaşmış rollerle sınırlandırılan ileri yaştaki kadın karakterlerin arzu ve cinselliğini güçlü bir şekilde temsil etmesi açısından büyük önem taşıyor. Maura, bedeniyle ilgili konularda hissettiği bu yeni özgürlüğü, yaşlanmanın kısıtlayıcı değil, tam tersine keşif dolu bir evre olabileceğinin altını çiziyor ve bu duruşuyla sinema endüstrisinin yaş ayrımcılığına meydan okuyor.
Yönetmene Tam İtaat ve Set Kimyası
Maura, karakteri Maria Angeles ile empati kurabildiğini, ancak sette doğaçlama yapmanın imkansız olduğunu belirtti. Touzani'nin her detayı senaryoda tutması nedeniyle, Maura çoğu zaman "sadece itaat ettiğini" ifade etti. Maura, bu durumun, oyunculuk ödülü alması halinde yarısının Touzani’ye ait olacağını söylemesine yol açacak kadar yönetmene duyduğu saygıyı gösterdiğini belirtti.
Filmdeki aşk sahnesini paylaştığı Faslı yönetmen ve oyuncu Ahmed Boulane ile kimyalarının çok iyi olduğunu belirten Maura, İspanyolca bilmeyen Boulane’ın rol için çok çalıştığını ve çok cömert davrandığını söyledi. Maura, Tanca’daki çekim sürecini de çok sevdiğini, Tanca’nın atmosferi ve insanlarıyla kolay iletişim kurmanın keyfini yaşadığını ekledi.
Bu tür sanatsal vizyon odaklı yapımlarda, oyuncunun yönetmene itaati ve yaratıcı disiplin ön planda olsa da, sinema endüstrisinin geneli yaratıcı kontrol konusunda büyük baskılarla karşılaşıyor. Örneğin, hip-hop sahnesinden Hollywood’a uzanan kariyeriyle tanınan yıldız Queen Latifah, Red Sea Film Festivali’nde verdiği röportajda, hiçbir yaratıcılığı olmayan ancak aşırı güce sahip stüdyo yöneticilerinden gelen baskıların sanatsal süreci nasıl zorlaştırdığını sert bir dille eleştirdi. Queen Latifah'ın Hollywood stüdyolarının yaratıcılık üzerindeki etkisine dair detaylı röportajını buradan okuyabilirsiniz.
Yaratıcı kontrol ve yapısal baskılar tartışılırken, aynı etkinlikte (Kızıldeniz Film Festivali) önemli bir diğer konu olan MeToo hareketinin Hollywood'daki etkileri de gündeme geldi. Ünlü oyuncu Kirsten Dunst, MeToo'nun sektörde büyük bir "temizlik" yaptığını ve artık hesap verebilirliğin artması sayesinde "çok daha güvenli bir ortam" oluştuğunu belirterek iyimser bir tablo çizdi. Dunst'ın MeToo ilerlemesine dair yaptığı detaylı yorumlara ve Hollywood'daki hesap verebilirlik değişimine yönelik analizlere buradan ulaşabilirsiniz.
Yeni Projeler: Terapiden Farksız Bir Çekim
“Calle Málaga”nın zorlu ve yoğun çekimlerinin ardından dinlenmek isteyen Maura, Alex de la Iglesia’nın “La cuidadora” filmi için yeniden kamera karşısına geçti. Bu filmde ev kazası geçiren 80 yaşındaki bir dul kadını canlandıran Maura, Touzani’nin disiplinli setinin aksine, de la Iglesia’nın kendisine doğaçlama yapma fırsatı tanımasının adeta “terapi gibi” geldiğini dile getirdi. Maura, bu filmin kendisi için “ilaç almak” gibi olduğunu ve çekimlerden çok mutlu ayrıldığını ifade etti.
Maura, 50 yılı aşkın kariyerinde hala içgüdülerini takip ettiğini ve hayattaki en önemli şeyin “arzu” olduğunu vurgulayarak, sinema macerasına devam edeceğinin sinyalini verdi. Almodóvar ile tanışma hikayesini de anlatan Maura, yönetmenin yeteneğini en başından fark ettiğini ve o zorlu döneminde Almodóvar'ın kendisine çok yardımcı olduğunu belirtti.
Kaynak
Bu haberin hazırlanmasında kullanılan orijinal metin ve bilgilere Variety dergisinden erişilmiştir: Variety: Carmen Maura, 'Calle Málaga' ve Kariyerindeki Dönüşüm