Sinema dünyası, streaming devi Netflix'in Warner Bros. Discovery'yi borçlar dahil 82.7 milyar dolarlık rekor bir bedelle satın almak için anlaştığını duyurmasıyla sarsılırken, Oscar ödüllü yönetmen Bong Joon Ho'dan sinemaseverlerin yüreğine su serpen bir açıklama geldi. Fas'ta düzenlenen Marakeş Film Festivali'nde jüri başkanı olarak bulunan 'Parazit' filminin dahi yönetmeni, Hollywood'daki güç dengelerini kökten değiştirecek bu devasa birleşme ve bunun sinema salonları için bir son olup olmayacağı sorusuna yanıt verdi.
Bir izleyicinin, hem Netflix ('Okja') hem de Warner Bros. ('Mickey 17') ile çalışmış bir yönetmen olarak bu dev birleşme hakkındaki düşüncelerini sorması üzerine Bong, kendine has mütevazı ve esprili üslubuyla konuya yaklaştı. Yönetmen, kahkahalara neden olan yanıtında, “Dürüst olmak gerekirse, Los Angeles'ta neler olup bittiğini bilmiyorum. Ben sadece evinde oturan Güney Koreli bir adamım” dedi.
Ancak bu esprili girişin ardından sinemanın geleceğine dair umut dolu bir mesaj verdi: “Streaming, film izlemenin ve keyif almanın iyi bir yolu. Fakat sinema deneyiminin bu kadar kolayca yok olacağını sanmıyorum.”
Madalyonun Diğer Yüzü: Ted Sarandos ve 'Tüketici Dostu' Vizyon
Bong Joon Ho'nun sanatsal ve deneyim odaklı bakış açısının tam karşısında ise Netflix'in iş odaklı stratejisi yer alıyor. Netflix CEO'su Ted Sarandos, daha önce yaptığı açıklamalarda sinema salonlarında film izleme alışkanlığını 'modası geçmiş bir konsept' olarak nitelendirmişti. Sarandos'a göre, stüdyoların ve sinema salonlarının filmleri belirli bir süre sadece salonlarda tutma uygulaması olan 'vizyon aralığı' (theatrical window), günümüz tüketicisinin beklentileriyle uyuşmuyor.
Olası bir Warner Bros. satın alması durumunda, Sarandos'un bu filmlerin vizyon sürelerini kısaltarak 'daha tüketici dostu' bir modele geçeceklerini belirtmesi, sektördeki endişeleri körüklüyor. Bu model, filmlerin sinemada gösterime girdikten çok kısa bir süre sonra dijital platformlarda yayınlanması anlamına geliyor. Bu durumun, sinema salonlarının gelir modelini temelden sarsmasından ve uzun vadede salonların kapanmasına yol açmasından korkuluyor.
Bu korkular sadece teorik kalmıyor, dünyanın dört bir yanından somut tepkilerle karşılık buluyor. Örneğin, dünyanın en büyük sinema pazarlarından birinde, Hindistan Çok Salonlu Sinema Birliği (MAI) bu birleşmeyi ülkenin sinema ekosistemi için 'varoluşsal bir tehdit' olarak nitelendirdi. Birliğin en büyük endişesi, ABD'deki yapımcıların endişelerini yansıtacak şekilde, Warner Bros. filmlerinin sinema vizyon sürelerinin sadece iki hafta gibi dramatik ölçüde kısa bir süreyle sınırlandırılabileceği yönünde.
Bu endişeler yalnızca sinema endüstrisiyle sınırlı değil; siyasi arenada da yankı buluyor. Öyle ki, ABD'li Senatör Elizabeth Warren, yaklaşık 83 milyar dolarlık bu potansiyel satın almayı bir "anti-monopol kabusu" olarak nitelendirdi. Warren'a göre, böylesine devasa bir birleşmenin yaratacağı tekel riski, tüketiciler için daha yüksek abonelik ücretleri ve daha az içerik seçeneği anlamına gelebilir. Anlaşma, Netflix'e sadece HBO Max'i değil, aynı zamanda Harry Potter, DC Evreni ve Game of Thrones gibi ikonik markaları da kazandırarak pazardaki gücünü katlayacaktır.
İki Dev Karşı Karşıya: Sanat ve Ticaret Dengesi
Bu tartışma, aslında sinemanın ruhuna dair temel bir soruyu gündeme getiriyor:
- Bong Joon Ho'nun Savunduğu Deneyim: Yönetmen, Marakeş Film Festivali'nde jüri üyeleriyle birlikte günde iki filmi 'büyük bir salonda, büyük ekranda' izlemenin keyfini vurguluyor. Bu, sinemanın kolektif, büyülü ve sanatsal bir deneyim olduğu fikrini temsil ediyor.
- Sarandos'un Odaklandığı Erişim: Netflix CEO'su ise tüketicinin içeriğe anında ve kendi koşullarında erişme arzusuna odaklanıyor. Bu da sinemanın bir 'içerik' olduğu ve en verimli şekilde dağıtılması gerektiği yönündeki ticari bakış açısını yansıtıyor.
Gelecek Ne Getirecek?
Bong Joon Ho'nun iyimserliği, sinemanın bir sanat formu olarak dayanıklılığına olan inancı yansıtıyor. Ancak Netflix gibi devlerin finansal gücü ve pazar stratejileri, endüstrinin kurallarını yeniden yazma potansiyeline sahip. Hollywood'daki pek çok kişi, bu olası birleşmenin sinema salonları için bir dönüm noktası olabileceğinden endişe duyuyor. Bong Joon Ho gibi ustaların sinema deneyimini savunması, bu büyük dönüşümün ortasında sanatın ve kolektif izleme kültürünün önemini bir kez daha hatırlatıyor.
Bu haberde yer alan bilgiler, sinema dünyasının saygın yayınlarından Variety'de yayımlanan bir makaleden derlenmiştir.