Otomotiv dünyası, 2020'li yılların başında elektrikli araçlara geçişte bir "yarış" başlatmıştı. Bu yarışın en iddialı oyuncularından biri olan Volvo, 2021 yılının başlarında on yılın sonuna kadar tamamen elektrikli bir marka olacağını duyurmuştu. Ancak, küresel pazardaki yavaşlama ve tüketici talebinin beklendiği kadar hızlı olmaması, İsveçli markanın bu iddialı sözden geri adım atmasına neden oldu.
Geçen yıl hedefini revize eden Volvo, 2030 yılına kadar araç yelpazesinin %90 ila %100’ünün ya şarj edilebilir hibrit (PHEV) ya da tamamen elektrikli olacağını açıklamıştı. Ancak mevcut satış rakamları, bu revize edilmiş hedefin bile ne kadar zorlu olduğunu gözler önüne seriyor.
Satış Verileri Alarm Veriyor
- Tamamen elektrikli araç satışları, geçen yılın aynı dönemine göre %21 düşüş gösterdi.
- Şarj Edilebilir Hibrit (PHEV) satışlarında da %1’lik hafif bir düşüş yaşandı.
- Toplam PHEV ve EV satışları, toplam satışların sadece %44,2’sini oluşturdu (227.317 adet).
Satışlardaki bu yavaşlama, Volvo’nun stratejik bir dönüşüm yapmasını zorunlu kıldı. Şirketin CEO'su Hakan Samuelsson, sektörün yaklaşık 10 yıl içinde tamamen elektrikli hale geleceğini öngörmesine rağmen, markanın bu geçişi tek başına dayatamayacağını belirtti.
“2030’ların sonuna kadar bize yetecek ikinci nesil şarj edilebilir hibritlere ihtiyacımız var. İçten yanmalı motorların sonunu biz dikte edemeyiz.” - Volvo CEO’su Hakan Samuelsson.
Benzinli Motorlar İçin Yeni Bir Rol: EREV Teknolojisi
Volvo, geçiş sürecinde köprü teknolojisi olarak gördüğü şarj edilebilir hibritlere (PHEV) ve özellikle “Menzil Genişletilmiş Elektrikli Araçlara” (EREV) ağırlık verecek. Dizel motor üretimini geçen yıl durdurmasına rağmen, benzinli motorlar portföyde 15 yıl daha, yani 2030’ların sonuna kadar kalacak.
Otomotiv dünyasındaki bu hibrit eğilim sadece Volvo ile sınırlı değil; diğer üreticiler de PHEV teknolojisinin sınırlarını zorluyor. Örneğin, Mitsubishi, Elevance Konsepti ile efsanevi Pajero'nun ruhunu geri getirirken, standart PHEV'lerin ötesine geçen dört elektrik motorlu (ön aksta iki tekerlek içi motor, arkada AYC) sofistike bir plug-in hibrit sistemi tanıttı. Bu konseptteki benzinli motorun **karbon nötr yakıtlarla** çalışabilme yeteneği, markaların çevresel sürdürülebilirlik hedeflerini hibrit sistemlerle nasıl birleştirdiğini gösteriyor. Mitsubishi'nin bu yenilikçi ve kaslı Pajero Plug-in Hybrid SUV konseptini detaylı incelemek için haberimize göz atabilirsiniz.
Samuelsson'un “hibritlerin ikinci nesli” olarak adlandırdığı EREV’ler, geleneksel hibritlerden farklı bir prensiple çalışır. Geleneksel hibritlerde benzinli motor tekerleklere doğrudan güç sağlarken, EREV’lerde içten yanmalı motor yalnızca bir jeneratör görevi görerek bataryayı şarj eder. Bu sistem, araç esasen elektrikli bir otomobil gibi çalışırken, menzil endişesini ortadan kaldırarak daha küçük batarya paketleriyle uzun yolculuk imkanı sunar.
Gelecek Modeller ve Uzun Menzilli Hibritler
Bu stratejinin somut örnekleri yolda. Çin dışında da satılması planlanan yeniden doğmuş Volvo XC70, Avrupa’ya muhtemelen 2027’den önce gelmeyecek. Bu model, Çin CLTC test döngüsüne göre 180 kilometreye kadar elektrikli menzil sunabilen büyük bir 39.6 kWh bataryaya sahip.
Ayrıca, 10 yıllık XC90’ın halefi de yolda. Lüks SUV’un ardılının 2028 yılı civarında gelmesi bekleniyor ve yaklaşık 160 kilometre (100 mil) elektrikli menzile sahip bir EREV olarak sunulacak.
Bu hibrit ve EREV stratejisi, sadece Volvo'nun değil, özellikle kamyonet ve büyük SUV pazarının liderlerinden olan Ram’in çatı şirketi Stellantis'in de gündeminde. Stellantis CEO'su Antonio Filosa tarafından resmi olarak doğrulanan bilgiye göre, Ram markası 2028 yılına kadar standart benzinli motorun yanı sıra menzil artırıcı hibrit (range-extended hybrid) seçeneği sunacak yepyeni bir SUV modeli piyasaya sürecek. Bu, sektördeki yavaşlamaya karşı büyük hacimli ve güçlü markaların da EREV teknolojisini kritik bir köprü olarak benimsediğini gösteriyor. Ram'in 2028 yılı için planladığı bu SUV modeli ve hibrit motor detayları hakkında daha fazla bilgi edinmek için Ram SUV geliyor: 2028 tarihi ve hibrit motor detayları (Stellantis) haberimize göz atabilirsiniz.
Eleştirel Bakış: Pazar mı, Çevre mi?
Volvo’nun bu geri adımı, otomobil üreticilerinin çevresel hedefler ile pazarın mevcut gerçekleri arasında sıkıştığını gösteriyor. Başlangıçta agresif EV hedefleri koyan birçok şirket, altyapı eksikliği, elektrikli araçların yüksek maliyeti ve bazı pazarlarda (özellikle ABD ve Avrupa'nın bazı bölgeleri) beklenen talep patlamasının yaşanmaması nedeniyle planlarını yumuşatmak zorunda kalıyor.
Bu genel yavaşlama trendi sadece hibrit geçişiyle sınırlı değil; bazı markalar, tutkunlarının yoğun talebine yanıt vererek saf içten yanmalı motorlara (ICE) geri dönüş sinyalleri bile veriyor. Örneğin, Japon üretici Subaru, daha önce saf benzinli STI modelini durdurma kararı almasına rağmen, son tanıttığı Performance-B STI konseptiyle bu kararını gözden geçirebileceğini gösterdi. Bu konsept, mevcut WRX modelini temel alıyor, yatay konumlandırılmış (Boxer) içten yanmalı motor kullanıyor ve saf sürüş hissiyatı sunan altı ileri manuel şanzımanı koruyor. Subaru'nun bu benzinli performans konsepti, küresel EV yavaşlamasına stratejik bir yanıt olarak, yüksek performanslı ICE nişinin hala canlı olduğunu kanıtlıyor. Subaru'nun bu heyecan verici geri dönüş sinyalini detaylı incelemek için **Subaru Performance-B STI Konsepti Benzinli Geri Dönüş** haberimize göz atabilirsiniz.
Volvo, dizel motorları tamamen bırakarak çevresel duruşunu korurken, benzinli motorları “köprü” teknolojisi olan PHEV ve EREV çatısı altında tutarak hem katı emisyon düzenlemelerine uyum sağlamayı hem de menzil endişesi taşıyan tüketicileri kaybetmemeyi amaçlıyor. Bu, tamamen elektrikli geleceğe doğru atılan bir adım olsa da, yolun beklentiden daha uzun ve hibrit teknolojisinin bu yolculukta kritik bir durak olacağını işaret ediyor.
Kaynak: Haberin hazırlanmasında Motor1.com'un Volvo'nun gelecekteki motor stratejilerini detaylandıran haberinden faydalanılmıştır. Orijinal metne bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz: https://www.motor1.com/news/777541/volvo-keep-gas-engines-late-2030s/